Lütfen arama kriterlerini seçiniz. Başa Dön
Karar Tarih Aralığı İlgili Daire İlgili Kanun ve Madde Esas No Karar No Dergi Tarihi Cilt Sayı Konu İçerik

KARAR TARİHİ

İLGİLİ DAİRE

İLGİLİ KANUN VE MADDE

ESAS NO

KARAR NO

DERGİ TARİHİ

CİLT-SAYI

SAYFA

 
2016-05-24 Y.9.H.D. 4857 sayılı İş Kanunu m. 8, 11, 17 2014/36285 2016/12369 KASIM 2016 30-6 26

BELİRLİ SÜRELİ İŞ SÖZLEŞMESİ

İşçinin bakiye süre ücretine hak kazanabilmesi için iş sözleşmesinin belirli süreli olması ve haklı bir neden olmaksızın işverence feshedilmiş olması gerekir. Belirli süreli iş sözleşmesinden söz edilebilmesi için sözleşmenin açık veya örtülü olarak süreye bağlanması ve bunun için objektif nedenlerin varlığı gerekir. Objektif ve esaslı bir neden olmaksızın süreye bağlı kılınan iş sözleşmelerinin belirli süreli olarak kabulü mümkün değildir.
 
2016-06-27 Y.22.H.D. 4857 sayılı İş Kanunu m. 29 2015/8319 2016/19533 KASIM 2016 30-6 21

TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ

Dava, feshin geçersizliği ve işe iade istemine ilişkindir. Davalının iş sözleşmesinin feshi için geçerli sebebi bulunmaktadır. Bundan sonra davalının bu feshi usulüne uygun kullanıp kullanmadığı üzerinde durulmalıdır. Davalının taraf olduğu toplu iş sözleşmesinde liyakat, kıdem sicil, başarı ve benzeri dikkate alınarak son giren ilk çıkar kuralı göz önünde bulundurularak toplu işçi çıkarımının gerçekleştirileceği kararlaştırılmıştır. Somut olayda yaklaşık 2600 işçinin iş sözleşmelerinin feshedildiği ve 370 işçinin ise davalıya ait Işıklar Ocağı’na nakledildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece toplu iş sözleşmesine de aykırı davranıldığı gerekçesi belirtilmiş ise de, toplu iş sözleşmesinde “davalının fesihte kendisini kesin olarak bağladığı bir sosyal seçim kriteri” bulunmamaktadır. Söz konusu maddeye bakıldığında liyakat, kıdem ve sicil gibi hususların dikkate alınacağı belirtilerken yine fesihte son giren ilk çıkar kuralının da göz önünde bulundurulacağı belirtilmiştir. Toplu iş sözleşmesine bakıldığında ilk cümlenin işten çıkarmada kriter olarak gerek nicelik olarak gerekse nitelik olarak işverene takdir yetkisi verdiği görülmektedir. Buna göre örneğin liyakatlı bir işçi kıdemi daha düşük olsa ve en son girse bile bu hükme göre toplu işçi çıkarımında işten çıkarılmayabilecektir. Davacı tarafından işverenin toplu iş sözleşmesine aykırı olarak işçi çıkarımında bulunduğu, bu konuda sahip olduğu takdir yetkisini kötüye kullandığı da iddia ve ispat edilemediğinden davalının yaptığı feshin geçerli sebeple yapıldığı kabul edilmelidir. Şu halde davacının davasının reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
 
2016-05-10 Y.9.H.D. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.297/2, 4857 sayılı İş Kanunu m.6 2014/34621 2016/11717 KASIM 2016 30-6 24

İŞYERİ DEVRİ

Dava; işçilik alacakları istemine ilişkindir. Davacıyı istihdam edenin davalı olduğu, diğer davalı Şirket ile dava dışı Site Yönetimi arasında imzalanan işletme hizmet alım sözleşmesi içeriğine göre de davacı ile arasında iş ilişkinin kurulmadığı ve buna bağlı olarak işverenlik sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla hakkında davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi gerekir. Alt işveren işçilerinin alt işverenin işyerinden ayrılmasına rağmen yeni alt işveren yanında aynı şekilde çalışmayı sürdürmeleri halinde, alt işverenler arasında İş Kanunu’nun 6. maddesi anlamında bir işyeri devrinin kabulü gerekir. Bu durumda yeni alt işverenin, devam eden hizmet akitlerini de devraldığı aynı maddede hükme bağlanmıştır. İşyeri devri kurallarına göre son alt işverenin tüm çalışma döneminden sorumlu tutulması gerekli olup, Mahkemenin hüküm fıkrasında genel tatil alacağı yönünden gerekçesi ile çelişir kendi dönemi ile sınırlı olarak sorumlu tutması anılan Kanun hükmüne ve HMK.\'nın 297/2. maddesine aykırıdır.
 
2016-05-31 Y.9.H.D. 4857 sayılı İş Kanunu m.41 2014/36735 2016/12826 KASIM 2016 30-6 19

İZİN BELGESİNDE YAZI İNCELEMESİ YAPILMASI

Dava, işçilik alacakları istemine ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta; genel tatil alacağının olduğu ve bordrosunun gerçek ücret üzerinden düzenlenmediği ve buna bağlı olarak sigorta priminin eksik yatırıldığı anlaşıldığından davacı işçi feshinin haklı nedene dayandığı kabul edilmelidir. Mahkemece istifa içerikli dilekçe hatalı yorumlanarak kıdem tazminatı talebinin reddine karar verilmesi isabetsizdir. Dosya içeriğine göre, davalı tanıklarından birinin beyanından davacının fazla çalışma yaptığı anlaşılmaktadır. Tahakkuk bulunmayan aylar için fazla çalışma yapıldığı ispatlanmıştır. Bu aylar için davalı tanık beyanı değerlendirilip fazla çalışma alacağı hüküm altına alınmalıdır. Öte yandan, izin belgesinin aslı getirtilerek yazıların aynı kalemden, aynı zamanda çıkıp çıkmadığının saptanarak davacı itirazları karşılanıp sonuca gidilmelidir.
 
2016-06-14 Y.7.H.D. 1475 sayılı İş Kanunu m.14, 4857 sayılı İş Kanunu m. 17, 18, 32, 53 2016/10318 2016/13214 KASIM 2016 30-6 18

BANKADAN KREDİ ALINMASI İÇİN İŞÇİYE ÜCRETE İLİŞKİN BELGE VERİLMESİ

Dava, kıdem tazminatı ve yıllık izin alacağına ilişkin olup davacıya ödenen aylık ücretin miktarı ihtilaflıdır. Davalı, bilirkişi raporuna esas alınan belgenin içeriğini kabul etmediği gibi, bankadan yüksek miktarda kredi alınması için verilen bu tür belgelere itibar edilmemesi gerektiğini ileri sürmüştür. Sözü edilen belgenin ilgili makama hitaben yazılması bunun kredi alınması için verilen bir belge olduğunu göstermektedir. Öncelikle bu belgenin aslı ilgili bankadan getirtilmelidir. Davacının meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılarak karar verilmelidir.
 
2016-05-05 Y.22.H.D. 1475 sayılı Kanun m. 14 2015/7404 2016/13577 EYLÜL 2016 30-5 28

TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ SONA ERMEDEN ÖNCE DAVACININ SENDİKA ÜYELİĞİNDEN İSTİFA ETMESİ

Davacı, kıdem tazminatı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Davacı işçinin toplu iş sözleşmesi sona ermeden önce sendika üyeliğinden istifa etmiş olması sebebiyle daha sonra sona eren toplu iş sözleşmesinin art etkisinden yararlanması mümkün değildir. Davalı işveren tarafından bir kısım işçilere kırk beş günlük ücret üzerinden kıdem tazminatı ödenmişse de, daha sonra alınan kararla uygulamanın yanlışlığından söz edilerek bundan vazgeçildiği belirtilmiştir. Bu tarihten sonra davalı işverenin eşitlik ilkesine aykırı davranışının varlığı da iddia ve ispat edilememiştir. Tüm bu hususlar dikkate alındığında davacının kıdem tazminatı fark alacağına dair talebinin reddi gerekir.
 
2016-06-07 Y.21.H.D. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m. 13, 4857 sayılı İş Kanunu m. 77 2015/20594 2016/9335 EYLÜL 2016 30-5 26

İŞ KAZASI SONUCU VEFAT EDEN SİGORTALININ HAK SAHİPLERİNİN MADDİ MANEVİ TAZMİNAT TALEBİ

Dava, iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahibi eş ve çocuklarının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacılar yakınının geçirdiği kalp krizi sonucu vefat etmesi olayının iş kazası olduğu hususu açıktır. Dosyada tartışma konusu olan öncelikli husus yargılama konusu iş kazasında davalıların kusurunun bulunup bulunmadığıdır. Yargılama konusu iş kazası oluş şekli bakımından kusur irdelemesinin içerisinde en az bir kardiyolog hekimin bulunduğu bilirkişi heyetine yaptırılması gerektiği açıktır. Zira davacılar murisinin maruz kaldığı zararlandırıcı olay \\\"kalp krizi\\\" olup makine mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen raporun tek başına hükme esas alınamayacağı bellidir. Yapılacak iş; içerisinde en az bir kardiyolog hekim bilirkişi de olacak şekilde işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman 3 kişilik bilirkişi heyetine dosyayı tevdi ederek olayı yeniden inceletmek, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca göre karar vermekten ibarettir.
 
2016-05-05 Y.9.H.D. 4857 sayılı İş Kanunu m. 21 2016/12559 2016/11299 EYLÜL 2016 30-5 24

FESHİN GEÇERSİZLİĞİ VE İŞE İADE İSTEMİ

Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Davacının verdiği zararın 30 günlük ücretini geçmediği bu nedenle feshin haklı nedene dayanmadığı açıktır. Ancak mevcut olay ve zarar miktarı değerlendirildiğinde davacının davranışlarının işyerinde olumsuzluğa yol açtığı, feshin geçerli nedene dayandığı, fesihte dayanılan neden dikkate alındığında feshin sendikal nedene dayanmadığı anlaşıldığından davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi bozma nedenidir.
 
2016-05-05 Y.9.H.D. 6100 Sayılı HMK m.445/4, Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik m. 5/5-10,2 08/10 2016/14026 2016/11321 EYLÜL 2016 30-5 23

ELEKTRONİK ORTAMDA YAPILAN İŞLEMLERDE SÜRENİN GÜN SONU BİTECEĞİ

Davacı vekili mesai saatinden sonra saat 21:24\\\\\\\'te kararı Uyap sisteminde temyiz ettiği, temyiz süresinin mesai saati bitiminde sona ermiş olmasına ve UYAP sisteminde kayıtlı temyiz saati 21.24 olması gerekçesi ile temyiz isteğinin süreden reddine dair karar maddi hataya dayanmaktadır. Elektronik ortamda yapılan işlemlerde sürenin gün sonunda biteceği dikkate alınarak daire kararının kaldırılması gerekir.
 
2016-05-11 Y.9.H.D. 4857 sayılı İş Kanun m. 18 2016/8355 2016/11909 EYLÜL 2016 30-5 20

ŞİRKETLER ARASINDAKİ ORGANİK BAĞ

Dava, işe iade istemine ilişkindir. 4857 Sayılı İş Kanunu\\\\\\\'nun 18. maddesi uyarınca işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi için fesih bildiriminin yapıldığı tarihte işyerinde 30 ve daha fazla işçi çalıştırılması gerekir. İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan işçi sayısı, bu işyerlerinde çalışan işçi sayısına göre belirlenir. Somut uyuşmazlıkta, her ne kadar davalı tarafından büyük hissedar olarak ortak kurulmuş ve yönetimine görevlendirmeler yapılmış ise de diğer davalı özel hukuk hükümlerine göre kurulmuş, faaliyet alanı açık olan bir şirkettir. İş sözleşmesi bu şirket ile imzalanmış, davacı da bu şirket işçisi olarak çalışmıştır. Burada diğer davalının davalı şirketi kurarak işçinin, işçilik haklarına zarar verme kastıyla tüzel kişilik hakkını kötüye kullandığı yönünde somut bir delil bulunmamaktadır. Kaldı ki dosya içeriğine göre davalı şirkette davacının iş akdinin feshinden önceki tarihlerde 30\\\\\\\'dan fazla işçi çalıştığı anlaşılmaktadır. Ancak davacının fesih bildirim tarihinde ise işçi sayısının 30\\\\\\\'un altına düştüğü sabittir. Salt organik bağ olması 30 işçi sayısının tespiti için yeterli bir kriter değildir. Mahkemece 30 işçi sayısı sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
 
2016-04-04 Y.21.H.D. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu m. 2, 79, 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu m. 3, 18 2015/8045 2016/5867 TEMMUZ 2016 30-4 33

ÇIRAKLIK SÖZLEŞMESİ

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir. İşyeri sahibinin çırağı çalıştırmaya başlamadan önce bunların velisi veya vasisi veya reşit ise kendisi ile yazılı çıraklık sözleşmesi yapma zorunluluğundan bahsedilmekte ise de, yazılı çıraklık sözleşmesinin bulunmaması çıraklık ilişkisinin oluşumu bakımından geçerlilik koşulu sayılmamaktadır. Yazılı sözleşme bulunmadığı durumlarda da işyeri çalışma düzeni çalıştırılan kişinin yaşı, aldığı ücret, mesleği öğrenme gibi unsurlar dikkate alınarak sonuca gidilmelidir. Davacının işi kaynakçılık olup ağır ve tehlikeli işlerdendir. Davacı nizalı dönemde henüz 18 yaşından küçük olduğundan yaptığı işin mahiyeti gereği çırak olarak çalışabilir. 18 yaşından küçüklerin ağır ve tehlikeli işlerde çalışması yasal olmadığı gibi makul de değildir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önüne alınarak davanın reddi gerekir.
 
2016-02-22 Y.7.H.D. 4857 sayılı İş Kanunu m.18, 19, 21, 25/1 2015/42521 2016/3891 TEMMUZ 2016 30-4 32

SAĞLIK SORUNLARI NEDENİYLE İŞ AKTİNİN FESHİ

Dava, feshin geçersizliği ve işe iade istemine ilişkindir. Somut olayda davacının iş akti, sağlık sorunları nedeniyle 4857 sayılı Yasa’nın 25/1 maddesi kapsamında feshedildiği anlaşılmıştır. Davacıya ait sağlık kurulu raporunun, işyeri hekimi tarafından incelenip rapora göre işyerinde çalıştırılması uygun değildir şeklinde tespitte bulunulması üzerine fesih yoluna gidildiği anlaşılan olayda; işyerinde keşif yapılarak keşif heyetine davacının çalıştığı işyerinin iştigal konusunda uzman bilirkişi ile uzman bir doktor da alınarak rahatsızlığının işyerinde çalışmasına engel olup olmadığı, rahatsızlığının iyileşebilir nitelikte olup olmadığı belirlenip özellikle sağlık sorununun tespitine rağmen işyeri hekimince raporun görülmesine kadar geçen sürede davacının işyerinde çalışmasını sürdürdüğü de dikkate alınarak fesih tarihine kadar çalışmasını sürdürme koşulları gözetilerek işyerinde görevlendirilebileceği başka görev/unvan bulunup bulunmadığı araştırılarak feshin son çare olarak uygulanıp uygulanmadığı tereddütsüz belirlenip sonucuna göre tüm deliller bir arada değerlendirilerek hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile davanın kabulü hatalı olmuştur.
 
2016-03-02 Y.7.H.D. 4857 sayılı İş Kanunu m. 32 2016/6215 2016/5261 TEMMUZ 2016 30-4 30

TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİNDEN KAYNAKLANAN SERVİS ÜCRETİ

Taraflar arasında davacının toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan servis ücretine hak kazanıp kazanamayacağı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Davacının imzalandığı her iki toplu iş sözleşmesinin servis taşıtından faydalanma başlıklı maddesine göre işçilerin taşıt kanunları hükümleri dahilinde, idareye ait servis arabasından ücretsiz olarak faydalanacakları ve işletmede veya iş yerinde çalışan sendika üyesi işçilerle gece nöbetinde kalan gözetleyici ve şoförleri, ikametgahtan iş yeri merkezine, iş yeri merkezinden ikametgaha getirmek ve götürmek için işverence her gün servis arabası verileceği ve servis aracı temin edilmemesi durumunda ise, işçinin fiilen çalıştığı günlerde ödenmek üzere, belediye rayicine göre servis ücreti ödeneceğinin yazılı olduğu görülmüştür. Toplu iş sözleşmesi metni açık olup davacının sendikaya üye olduğu tarihten itibaren bu Toplu İş Sözleşmesi hükmünden faydalandırılarak fiilen çalıştığı günlere karşılık belediye rayicine göre tespit edilecek servis ücretinin hesap edilip hüküm altına alınması gerekir.
 
2016-03-03 Y.7.H.D. 4857 sayılı İş Kanunu m. 17, 24, 25 2015/5833 2016/5440 TEMMUZ 2016 30-4 29

İŞYERİNİN TAŞINMASI NEDENİ İLE FESİH

Somut uyuşmazlıkta; gerek davacı gerekse de davalı tanıklarının anlatımlarından işyerinin taşındığı, işyerinin yeni adresinin davacının ikametgahına uzak olduğu ve işverence işyerinin taşınması öncesi servis hizmeti verilmekte iken taşınmadan sonra davacıya servis sağlanmadığı, bu sebeple de davacının iş sözleşmesini feshettiği anlaşılmaktadır. İşyeri taşınmadan evvel sağlanan servis imkanının işyeri taşındıktan sonra sağlanmaması iş şartlarında davacı aleyhine değişiklik niteliği taşıdığından, davacının iş sözleşmesini eylemli olarak feshetmesi işçinin haklı feshi olarak değerlendirilmelidir. Ancak haklı nedenle de olsa iş sözleşmesini fesheden taraf ihbar tazminatına hak kazanmayacağından ihbar tazminatına dair talebin reddi yerine kabulü hatalıdır.
 
2016-03-07 Y.9.H.D. 4857 sayılı İş Kanunu m. 17, 57 2014/33090 2016/4898 TEMMUZ 2016 30-4 28

YILLIK ÜCRETLİ İZİN KULLANDIRILMAMASI

Dava işçilik alacaklarına ilişkindir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacının iş akdinin davalı işveren tarafından haklı neden olmaksızın feshedildiği anlaşıldığından, ihbar tazminatı talebinin kabulü gerekirken mahkemece reddi hatalıdır. Davacının haklı fesih sebebi olarak dayanmadığı hususun mahkemece haklı fesih sebebi olarak kabul hatalıdır. Aynı zamanda yıllık ücretli izin kullandırılmamasının haklı fesih sebebi olması için uzun süre izin kullandırılmaması, işçinin izin kullanma başvurusunun işveren tarafından haklı bir neden olmadan reddedilmesi halinde mümkündür. Kararın belirtilen nedenlerle bozulması gerekmiştir.
 
2015-12-24 Y.7.H.D. 4857 sayılı İş Kanunu m. 21 2015/39581 2015/26608 MAYIS 2016 30-3 57

İKALE SÖZLEŞMESİ

Dava, işe iade istemine ilişkindir. Somut olayda davalı işverence Tamim ile emekliliğini hak etmiş veya emekli olarak çalışanlar; ikinci Tamim ile de 2014 Kasım ayından başlamak üzere şirketteki sağlık sorunlu ve icralı personeli kapsayacak şekilde teşvikle işten ayrılmaları uygulaması başlattığı, bu uygulama kapsamında davacının iş sözleşmesinin, kıdem ve ihbar tazminatı ile 6 aylık ücreti tutarında teşvik ödemesi yapılmak suretiyle sonlandığı açıktır. Bazı işçiler bu Tamimler kapsamında işten teşvikle çıkarılmış, bazı işçiler ise Tamimler kapsamında olmasa da verdikleri dilekçeler ile teşvikten yararlanmak istemişlerdir. Tamim kapsamında işten çıkarılan bir işçinin açmış olduğu davada, istifa/ikaleye icap dilekçesini imzalarken iradesinin fesada uğratıldığına dair iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle verilen davanın reddine dair kararın temyizi üzerine onandığı görülmüştür. Dolayısıyla davacı ve davalı işveren aralarında ikale sözleşmesi yapmak suretiyle davacıya kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve 6 aylık ücreti kadar menfaat sağlanarak iş akdi sona erdirilmiştir. Davacı ikale sözleşmesini imzalarken irade fesadına uğradığına dair iddiasını ispatlayamamıştır. Sonuç olarak ikale sözleşmesini geçerli kabul edip davanın reddine karar vermek gerekir.
 
2016-01-21 Y.9.H.D. 4857 sayılı İş Kanunu m. 17, 18, 25 2015/25369 2016/1485 MAYIS 2016 30-3 55

İŞ İLİŞKİSİNİN İŞVEREN AÇISINDAN ÇEKİLMEZ HALE GELMESİ

Dava, feshin geçersizliği ve işe iade istemine ilişkindir. Davacının iş sözleşmesi 2014 ve 2015 yıllarında 98 gün rapor alması sebebiyle 4857 Sayılı İş Kanunu 17. ve 18. maddeleri uyarınca feshedilmiştir. Davacı iş kazası geçirdikten sonra da iş kazasıyla ilgili olmayan raporlar aldığı, davacının aldığı rapor sayısı, raporlu gün sayısı dikkate alındığında iş akışının bozulacağı açıktır. Davacının sık sık rapor alması işyerinde olumsuzluklara yol açmış ve iş ilişkisinin işveren açısından çekilmez hale getirmiştir. İşverenin feshi, davacının yeterliliğinden kaynaklanan geçerli nedene dayandığından, davanın reddi gerekir.
 
2016-01-19 Y.9.H.D. 4857 sayılı İş Kanunu m. 41 2014/21316 2016/1157 MAYIS 2016 30-3 53

PRİM ÖDEMESİ HALİNDE FAZLA ÇALIŞMA ALACAĞI

Fazla çalışma saat ücreti, normal çalışma saat ücretinin yüzde elli fazlasıdır. İşçiye fazla çalışma yaptığı saatler için normal çalışma ücreti ödenmişse, sadece kalan yüzde elli kısmı ödenir. Fazla mesai ise kural olarak haftalık 45 saati aşan çalışmalardır. İşçi fazla mesai yapsın yapmasın prim ödemesi var ise bu ek ücrete hak kazanır. Bu sebeple de ödenen prim alacağının fazla mesai ücretinden mahsubuna gidilemez. Ancak ister gezerek, isterse işyerinde çalışsın satış temsilcisi mesaisi artıkça prim alacağı artacağından, bir anlamda yüzde usulü ile çalışması söz konusu olduğundan fazla çalışma ücretinin yüzde usulünde olduğu gibi sadece zamlı kısmının (% 50) hesaplanması gerekir.
 
2016-01-18 Y.9.H.D. 4857 sayılı İş Kanunu m. 32 2015/10242 2016/931 MAYIS 2016 30-3 52

İŞ KAZASINA BAĞLI TAZMİNAT TALEPLERİ İLE YILLIK ÜCRETLİ İZİN VE ÜCRET ALACAKLARI TALEBİ

Davacı, iş kazasına bağlı maddi ve manevi tazminat talepleri ile birlikte yıllık ücretli izin, ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Davacının raporlu olduğu süreler yönünden işverenin davacıya ücret ödeme yükümlülüğü bulunup bulunmadığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. Davacı işçi raporlu olduğu 16 aylık süre zarfında da davalı işyerinde çalıştığını iddia ederek ücret isteminde bulunmuştur. Davacının ücret alacağı olduğunu iddia ettiği dönemde raporlu olduğu sabittir. Davacının raporlu olduğu dönemde çalıştığına yönelik davacı tanığının beyanı dışında dosyada delil yoktur. Davacıya verilen istirahat raporunun aksi tanık beyanı ile ispatlanamayacağından davacının ücret alacağı isteminin reddi gerekir.
 
2016-01-14 Y.9.H.D. 4857 sayılı İş Kanunu m. 2, 6098 sayılı Borçlar Kanunu m. 19 2014/28278 2016/851 MAYIS 2016 30-3 50

ALT İŞVERENİN İŞÇİLİK ALACAKLARINDAN SORUMLULUĞU

Dava, işçilik alacakları davasıdır. Uyuşmazlık davalılar arasında asıl-alt işveren ilişkisinin muvazaalı kabul edilmesine rağmen, muvazaalı işlemin tarafı olan alt işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olup olmayacağı noktasında toplanmaktadır. Muvazaalı bir hukuki muamele ile üçüncü kişinin ısrar edilmesi ona karşı bir haksız eylem niteliğindedir. Üçüncü kişiler muvazaa sebebiyle hakları halele uğratıldığı takdirde haksız fiil sorumluluğuna dayanarak muvazaalı hukuki işlemi yapan taraflardan zararının tazminini isteyebilir. Muvazaa sebebiyle akdin hükümsüzlüğünün ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması sayılan hallerde muvazaa ileri sürülemez. Kısaca kişi kendi muvazaasına dayanarak sorumluluktan kurtulamaz. Aleyhine açılan dava husumetten reddedilen şirket muvazaalı işlemin tarafıdır. Bu sebeple adı geçen davalı şirket kendi muvazaasından yararlanamaz. Davalılar arasında muvazaa bulunması sebebiyle hükmedilen alacaklar açısından davalıların müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna karar verilmesi gerekir.
 
2015-11-26 Y.21.H.D. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 7, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 115/2 2015/20138 2015/21185 MART 2016 30-2 46

İŞ KAZASI NETİCESİNDE MEYDANA GELEN MALULİYET ORANININ TESPİTİ

Dava, maluliyet oranının tespitine ilişkindir. Sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklarda, hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talepleri hariç olmak üzere, dava açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumu\\\'na müracaat edilmesi zorunludur. Davacı, geçirdiği iş kazası neticesinde meydana gelen maluliyet oranının tespitini talep etmektedir. Maluliyet oranının tespiti davalarında Sosyal Güvenlik Kurumu’nun yanında işveren de taraf olup, işverenin de taraf olduğu böyle bir davada yukarıda zikredildiği şekilde öncelikle kuruma başvurulması şartı söz konusu olamaz. İşin esasına girilerek hâsıl olacak neticeye göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın maluliyet oranının tespitine ilişkin olduğu göz ardı edilerek dava şartı noksanlığından davanın usulden reddine karar verilmesi isabetsizdir.
 
2015-12-07 Y.22.H.D. 4857 sayılı İş Kanunu m. 21 2015/30383 2015/33791 MART 2016 30-2 45

İŞE BAŞLATMAMA TAZMİNATI

Dava feshin geçersizliği ve işe iade istemine ilişkindir. Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusudur. Dosya kapsamına göre, fesih bildiriminin yazılı olarak yapılmasına rağmen fesih sebebinin açık ve kesin olarak belirtilmediği anlaşılmaktadır. Bu gerekçeyle mahkemece feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiş olması dosya içeriğine uygun olduğundan, davalı tarafın bu yöndeki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak, 4857 sayılı Kanun\\\'un 21. maddesinin birinci fıkrasında işe başlatmama tazminatının alt ve üst sınırları gösterilmiş olup söz konusu tazminatın belirtilen sınırlar arasında işçinin kıdemi, fesih sebebi gibi olgular dikkate alınarak belirlenmesi gerekir. Dosya içeriğine göre; davacının davalı işyerinde çalıştığı süre esas alınarak, işe başlatmama tazminatının davacının beş aylık ücreti tutarı olarak belirlenmesine karar verilmesi hatalıdır. Fesih sebebine ve davacının kıdemine göre davacının dört aylık ücreti tutarı olarak belirlenmesi dosya içeriğine uygun düşecektir.
 
2015-11-10 Y.22.H.D. 4857 sayılı İş Kanunu m.41 2014/29620 2015/31751 MART 2016 30-2 43

FAZLA ÇALIŞMA ÜCRETİNİN HESAPLANMASI

Dava, işçilik alacakları istemine ilişkindir. Fazla çalışma ücretinin son ücrete göre hesaplanması doğru olmayıp, ait olduğu dönem ücretiyle hesaplanması gerekir. Bu durumda fazla çalışma ücretlerinin hesabı için işçinin son ücretinin bilinmesi yeterli olmaz. İstek konusu dönemler açısından da ücret miktarlarının tespit edilmesi gerekir. İşçinin geçmiş dönemlere ait ücretinin belirlenememesi halinde, bilinen ücretin asgari ücrete oranı yapılarak buna göre tespiti gerekir. Ancak işçinin işyerinde çalıştığı süre içinde terfi ederek çeşitli unvanlar alması veya son dönemlerde toplu iş sözleşmesinden yararlanılması gibi durumlarda, meslek kuruluşundan bilinmeyen dönemler için ücret araştırması yapılmalı ve dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirmeye tabi tutularak bir karar verilmelidir. Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücret hesabında davacının ücretinin, fesih tarihi itibariyle yürürlükteki net asgari ücrete oranlanması gerekirken farklı bir miktara oranlanması hatalıdır. Öte yandan, hükmedilen ücret alacaklarının net mi yoksa brüt mü olduğunun kararda belirtilmemesinin hükmün infazında tereddüt yaratacağının düşünülmemesi de hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
 
2015-11-02 Y.9.H.D. 1475 sayılı İş Kanunu m. 14, 4857 sayılı İş Kanunu m. 32 2015/27588 2015/30902 MART 2016 30-2 42

KIDEM TAZMİNATI HESABINDA ÜCRETİN TESPİTİ

Davacı kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması gereken ücret noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur. Kıdem tazminatına esas alınacak olan ücretin tespitinde asıl ücrete ek olarak işçiye sağlanan para veya para ile ölçülebilen menfaatler göz önünde tutulur. Buna göre ikramiye, devamlılık arz eden prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, kira, aydınlatma, servis yardımı, yemek yardımı ve benzeri ödemeler kıdem tazminatı hesabında dikkate alınır. İşçiye sağlanan özel sağlık sigortası yardımı ya da hayat sigortası pirim ödemeleri de para ile ölçülebilen menfaatler kavramına dâhil olup, tazminata esas ücrete eklenmelidir. Satış rakamları ya da başkaca verilere göre hesaplanan pirim değişkenlik gösterse de, kıdem tazminatı hesabında genişletilmiş ücret kavramı içinde değerlendirilmelidir. Davacı vekili davacı işçiye sağlanan yol, yemek, barınma ve ısınma yardımları konusunda dava dilekçesinde veya yargılamanın devamı sırasında açıklayıcı bir beyanda bulunmamıştır. Hükme esas alınan hesap raporunda bilirkişi afaki olarak işçiye sağlanan yardımlar toplamı belirlenmesi isabetsizdir. Hükmedilen miktarların net mi yoksa brüt mü olduğunun belirtilmemesinin infazda tereddüt oluşturacağının düşünülmemesi hatalıdır.
 
2015-11-12 Y.22.H.D. 4857 sayılı İş Kanunu m.41 2015/29410 2015/30819 OCAK 2016 30-1 36

FAZLA ÇALIŞMA

Davacı-karşı davalı, kıdem, ihbar tazminatı, fazla mesai ile harcırah alacaklarının ödetilmesine, davalı-karşı davacı ise ihbar tazminatı alacağının tahsiline karar verilmesini istemiştir. Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı ve tanıklarının beyanlarına itibar edilerek haftanın altı günü 09:00-21:00 saatleri arası on iki saat çalıştığı kabul edilip bir buçuk saat ara dinlenmesinin düşülmesiyle haftalık on sekiz saat üzerinden fazla mesai alacağı hesaplanıp mahkemece hüküm altına alınmıştır. Kabul edilen çalışma gün ve saatleri doğrudur. Ancak, çalışma gün ve saatleri davacı tanıklarının beyanlarına göre belirlenmiştir. Tanıkların beyanlarından, davacı ile tüm çalışma döneminde birlikte çalışmadıkları anlaşılmaktadır. Buna göre, davacı tanıklarının Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına göre davalı iş yerinde davacı ile birlikte çalıştıkları süre belirlenerek, belirlenen bu süreler için fazla çalışmanın ispatlandığı kabul edilerek, diğer süreler için bu taleplerin ispatlanamadığından reddi gerekir.
 
2015-11-24 Y.22.H.D. 818 sayılı Borçlar Kanunu m. 126/3, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 147/1 2015/28040 2015/31329 OCAK 2016 30-1 35

ZAMANAŞIMI

Taraflar arasında, işçilik alacaklarının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. İşçi ücretlerine ilişkin davalar 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Fazla çalışma ve genel tatil alacakları bu tür alacaklardandır. Bu nedenle ıslahla talep edilen fazla çalışma ve genel tatil alacağının ıslah tarihinden geriye doğru 5 yılın dışında kalan ve dava dilekçesinde talep edilen miktardan fazla olan kısmı zamanaşımına uğramıştır. Gerekirse bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle ıslaha karşı yapılan zamanaşımı itirazı değerlendirilerek davacının fazla çalışma ve genel tatil alacağı hakkında yeniden bir karar verilmelidir.
 
2015-06-22 Y.7.H.D. 4857 sayılı İş Kanunu m.66/b, 1475 sayılı İş Kanunu m.14 2015/21771 2015/12671 OCAK 2016 30-1 32

YAZILI BELGENİN AKSİ TANIK BEYANLARIYLA İSPATLANAMAYACAĞI

Dava, işçilik alacakları istemlerine ilişkindir. Somut olayda, davacı dava dilekçesinde sabah saat 07.00’de işbaşı yaptığını bildirmesine rağmen mahkemece, davacının talebini de aşar şekilde, sabah işveren tarafından sosyal yardım olarak bağlanan ve 4857 sayılı Yasanın 66/b bendine göre çalışma süresinden sayılmasına yasal imkân bulunmayan serviste geçen süreleri de kapsayan fazla mesai hesabının hükme esas alınması isabetsizdir. Ayrıca imzalı bordrolarda tahakkuk olan aylar yönünden, bunların ödendiği davacı tarafından da kabul edildiğinden, bu aylar dışlanmak suretiyle hesaplama yapılması gerekirken ödenen miktarın mahsubu suretiyle alacak hesabı yapan bilirkişi raporunun esas alınmış olması da bozma nedenidir. Kıdem ve ihbar tazminatı hesabında da, sözleşmede belirlenen ve kıdem tazminatına esas giydirilmiş ücret olduğu belirtilen ücrete göre hesaplanması, yeniden bir yemek ve yol ücretinin eklenmemesi gerektiği hususu da gözden ırak tutulmamalıdır. Dosyaya sunulan davacı tarafından inkâr edilmeyen imzalı puantajların davacının ulusal bayram ve genel tatil ve hafta tatili çalışmalarının hesabına esas alınması gerekirken, yazılı belgenin aksinin tanık beyanlarıyla ispatlanamayacağı hususu göz ardı edilerek tanık beyanlarına itibarla hesaplama yapan raporun hükme esas alınması hatalı olmuştur.
 
2015-09-09 Y.9.H.D. 4857 sayılı İş Kanunu m.18,22,24 2014/12328 2015/25106 OCAK 2016 30-1 31

İŞ ŞARTLARINDA ESASLI DEĞİŞİKLİK

Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. 4857 sayılı Kanun’un 22. maddesi uyarınca iş şartlarında esaslı değişikliği kabul etmeyen işçi bu kapsamda unvan ve görev yeri değiştirildiğinde, bu görev yerine gitmek zorunda değildir. İşçi değişiklik önerisini kabul etmez ise; işveren, değişikliğin geçerli bir nedene dayandığını veya fesih için başka bir geçerli nedeni bulunduğunu yazılı olarak açıklamak ve bildirim süresine uyarak iş akdini feshedebilir. İşçi, iş şartlarındaki esaslı değişiklik nedeniyle iş akdini 4857 Sayılı Kanun’un 24. maddesi uyarınca feshetmediği sürece, kısaca bu yönde irade açıklamasında bulunmazsa yeni görev yerine gitmeyen işçinin iş akdini kendisinin feshettiği kabul edilemez. Somut uyuşmazlıkta; davacı iş şartlarında esaslı değişiklik olan görev yerine gitmemiştir. Eski görev yerinde çalışmaya devam etmek niyetindedir. Davacının davranışının iş akdini fesih olarak nitelendirip ihbar tazminatının reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
 
2015-09-07 Y.9.H.D. 4857 sayılı İş Kanunu m.21 2014/13258 2015/24735 OCAK 2016 30-1 29

MAİL KAYITLARINA GÖRE ÜCRET AZALTILMASINI KABUL ETME

Dava; işçilik alacakları istemine ilişkindir. Mahkemece davacının en son net 2100 TL ücretle çalıştığı kabul edilmiştir. Ancak davalı işveren tarafından dosyaya ibraz edilen mail kaydı incelendiğinde; davacının davalı işveren tarafından ücretinin düşürülmesine ilişkin olarak “1600 TL olması beni zora sokacaktır” şeklinde ve devamında ise “1600 TL olarak revize edelim” şeklinde cevap yazarak aleyhine olan ücret miktarını kabul ettiği görülmüştür. Bunun yanı sıra davacının ücret bordroları üzerinden yapılan incelemede de 2,146 TL ücret almakta iken ücretinin 1,646 TL olduğu görülmüştür. Bu nedenle davacının ücret azaltmasını kabul ettiği aylara ilişkin ücretinin 1600 TL kabul edilerek işçilik alacaklarının buna göre hüküm altına alınması gerekir.
 
2015-07-03 Y.9.H.D. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.2, 4857 sayılı İş Kanunu m.22 2014/26985 2015/24025 OCAK 2016 30-1 27

BAŞKA YERDE GÖREVLENDİRMEYİ KABUL ETMEME

Dava; işe başlatmama tazminatının tahsiline yönelik icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı işçinin başka bir yerde görevlendirildiği, görevi kabul etmediği gerekçesi ile iş sözleşmesi feshedilmiştir. Açılan davada bu şekilde yapılan feshin geçersizliğine karar verilmiştir. Kesinleşen işe iade kararı sonrası davacı işçi işe başlatılması için başvuruda bulunmuş, davalı alt işveren tarafından ise asıl işveren işyerinde güvenlik hizmetinin bittiği belirtilmeden, başka yerde çalıştırılmak üzere işe davet edilmiştir. Davacı bu davet üzerine davet edilen işyerinin adresine çok uzak olduğunu, daha makul ve yeni ihale dönemine ilişkin projeler varken mevcut görevlendirmenin kötü niyetli olduğunu, samimi olmadığını belirtmiştir. Her ne kadar sözleşmede nakil veya başka yerde görevlendirme hakkı saklı ise de, işverenin objektif iyi niyet kuralı kapsamında bu nakil ve görevlendirme hakkının, kısaca işe başlatmakta ciddi ve samimi olup olmadığının belirlenmesi, davacı iddiasının incelenmesi ve bu kapsamda davacının geçersizliğine karar verilen asıl işveren ait işyerinde veya daha yakın yerde değerlendirme olanağı olup olmadığı, davacının görevlendirildiği yerde görev yapacak kadronun olup olmadığının araştırılması gerekir. Zira geçersizliğine karar verilen fesihte de davalının görev yeri değişikliği gerekçesi ile yapılan feshin geçersiz olduğu kabul edilmiştir. Davanın reddi isabetsizdir.
 
2015-07-02 Y.9.H.D. 4857 sayılı İş Kanunu m. 41, 69 2015/17642 2015/24006 OCAK 2016 30-1 26

GECE ÇALIŞMASI

Günlük kanuni çalışma süresinin yarısından çoğu gece dönemine rastlayan çalışma gece çalışması sayılır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davacının gece bekçisi olduğu dönemde 20:00-08:00 saatleri arasında 1 gün çalışma 2 gün dinlenme sistemi ile çalıştığı kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. 4857 sayılı İş Kanunu\'nun 69. maddesi uyarınca çalışma hayatında \"gece\" en geç saat 20.00\'da başlayarak en erken saat 06.00\'a kadar geçen ve herhalde en fazla on bir saat süren dönemdir. Bu hükümler dikkate alındığında, davacının 20:00-08:00 saatleri arasında geçen 12 saatlik çalışmasının 20:00-06:00 saatleri arasındaki 10 saatlik kısmı, yani yarısından fazlası gece çalışması olduğundan, 20:00-08:00 saatleri arasındaki çalışmasının tamamının gece çalışması sayılması gerekir. Buna göre, 1,5 saatlik ara dinlenme, 20:00-08:00 saatleri arasındaki 12 saat çalışmadan düşülerek, günlük fiili çalışma 10,5 saat ve 7,5 saatlik gece çalışmasının kanuni sınırını aşan fazla mesai süresi de 10,5-7,5=günlük 3 saat olarak belirlenmesi gerekir. Günlük fazla mesai süresini 1,5 saat olarak hesaplayan bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulması hatalı olup kararın bozulması gerekmiştir.
 
2015-06-16 Y.9.H.D. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu m.237, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.303/1 2014/10171 2015/21732 KASIM 2015 29-6 31

ASIL - ALT İŞVERENLİK İLİŞKİSİ

Davacı, ihbar tazminatı ile ücret alacağı, fazla mesai ücreti, hafta tatil ücreti, genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Dosya içeriğine göre, davacının aynı alacak kalemleriyle ilgili İstanbul Anadolu 18. İ... Mahkemesinin dosyası üzerinden dava dışı K... şirketine karşı dava açtığı, eldeki dosyada ise davasını İ... Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş.\'ye yönelttiği, her iki davanın davalısı aynı olmadığından kesin hüküm koşullarının oluşmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca, asıl-alt işverenlik ilişkisinde mecburi dava arkadaşlığı söz konusu değildir. Davacı, davasını tercih ettiği işverenlerden birine yöneltebilir. Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece, işin esasına girilerek tarafların delillerinin toplanıp yargılama yapılması, özellikle işverenler arasında asıl ve alt işveren ilişkisi bulunup bulunmadığının tespit edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
 
2015-05-11 Y.22.H.D. 4857 sayılı İş Kanunu m. 17,19,25, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu m. 24 2015/12446 2015/16971 KASIM 2015 29-6 30

BEKLENEN VERİM KARŞILANAMADIĞI VE UYUM SAĞLANAMAMA NEDENİNE DAYALI FESİH

Dava; feshin geçersizliği ve işe iade istemine ilişkindir. Davacının iş sözleşmesi davalı işveren tarafından yazılı fesih bildirimi ile çalışmalarda beklenen verimi karşılayamadığı, yönetici ve çalışanlara uyum sağlayamadığından İş Yasası 17. madde hükümleri gereğince fesih edildiği anlaşılmış ise de, davacının 4857 Sayılı Yasanın19.maddesi gereğince hakkındaki iddialara karşı yazılı olarak uyarılıp, savunmasının alınmadığı, fesih gerekçesinin 4857 Sayılı Yasanın 25. maddesinde belirtilen haklı fesih sebeplerine uygun olmadığı, zira iş yeri sendika temsilcisinin iş sözleşmesinin feshinin 6356 Sayılı Yasanın 24. maddesi gereğince haklı sebeplere dayalı olarak fesih edilmesi gerekeceğinden davacının iş sözleşmesinin feshinin geçersizliğine karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar davacı İş Sözleşmesinin feshinin sendikal nedenle olduğunu iddia etmiş ise de, dinlenen tanık anlatımlarına göre feshin sendikal nedenle olmadığı, işçinin davranışlarına dayandırıldığı anlaşıldığından, sendikal fesih iddiası yerinde görülmemiş olmakla davacının işe iadesine ilişkin kararın onanması gerekmiştir.
 
2015-05-25 Y.22.H.D. 4857 sayılı İş Kanunu m.21 2015/13379 2015/18379 KASIM 2015 29-6 29

İŞYERİ KAPANMASINA DAYALI FESİH

Dava; feshin geçersizliği ve işe iade istemine ilişkindir. Davalı şirketin 41 mağazasının bulunduğu, Mağazanın kapatılması halinde, diğer şubelerde davacının değerlendirilip değerlendirilmeyeceği konusunda, genel merkez ile bir yazışma yapılmadığı, 41 şubenin 23 ünde şube müdürlüğünden başka şube müdür yardımcılığı pozisyonunun bulunduğu, bu hususta bir araştırma yapılarak, davacıya böyle bir pozisyonda çalışma teklifinde bulunulmadığı, bir kısım mağaza müdür yardımcılarının davacıdan daha az kıdemli olduğu, buna rağmen, iş akdinin feshinde, sadece kapanan şubede görevli olan davacının iş akdine son verildiği, feshin son çare olması ilkesinin gözetilmediği, davacının iş güvencesi kapsamında kaldığı hususları tespit edildiğinden, davanın kabulüne dair mahkeme kararının onanması gerekmiştir.
 
2015-05-11 Y.7.H.D. 4857 sayılı İş Kanunu m.2 2015/3022 2015/8372 KASIM 2015 29-6 27

MUVAZAALI ASIL İŞVEREN ALT İŞVEREN İLİŞKİSİ

Dava; muvazaa sebebiyle baştan itibaren asıl işverenin işçisi olduğunun tespiti ve fark ücret ile işçilik alacaklarına ilişkindir. İşe iadeye ilişkin açılan dava sonucu Yargıtayca \"Davalı işyerinde sigara üretimi işi yapılmaktadır. Davalıya ait işyerinde yapılan asıl iş dikkate alındığında, ana üretim girdisi olan tütünün ve yan üretim girdisi olan ambalaj malzemesi gibi malzemelerin işyeri bina ve bölümleri arasında forkliftlerle taşınması, istiflenmesi ve depolanması işleri, asıl işin uzmanlık gerektirmeyen bir parçası niteliğinde olup, bu işlerin asıl işe yardımcı işler olarak kabul edilmesi ve alt işverenlere verilmesinin 4857 sayılı İş Yasasının 2. maddesinin hükmüne uygun düşmeyeceği, davalılar arasında muvazaa bulunduğu yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporu ile de sabittir. Belirtilen yönler gözetilmeden karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesi ile davalı şirket açısından feshin geçersizliğine kesin olarak karar verilmiştir. Hal böyle olunca, davacının işe iade davasındaki tespite göre davalı şirketin işçisi olduğu kesinlik kazandığından, davacı işçinin emsali işçi tespit edilmeli ve buna göre davacının dava konusu ettiği fark alacaklar ile diğer talepleri hakkında hesap raporu alındıktan sonra değerlendirme yapılarak çıkacak sonuca göre karar verilmelidir.
 
2015-05-25 Y.9.H.D. 4857 sayılı İş Kanunu m.22 2015/1915 2015/19000 KASIM 2015 29-6 26

FARK KIDEM VE İHBAR TAZMİNATI

Davacı, fark kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, genel tatil ücreti, ücret, harcırah alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece söz konusu kesintinin 2009 yılından itibaren uygulandığı ve davacının da bu şekilde çalışmaya devam ettiği, uygulamanın işyeri şartı haline geldiği gerekçesiyle sefer primi alacağı talebinin reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç hatalıdır. 4857 sayılı yasa döneminde işçi aleyhine yapılan her değişikliğin 22. madde uyarınca yazılı yapılması ve işçinin yazılı muvafakatinin bulunması şarttır. İşçi aleyhine yapılan değişikliğin 22. maddedeki usul dışında yapılması nedeniyle işyeri şartı haline geldiği kabul edilemez. Bu nedenle dosyadaki bilgi ve belgeler değerlendirilerek varsa davacının talebinin hüküm altına alınması gerekir.
 
2015-05-05 Y.21.H.D. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.13 2014/23880 2015/9932 EYLÜL 2015 29-5 50

İŞ KAZASI SONUCU MALULİYETTEN KAYNAKLI TAZMİNAT

Dava, sigortalının iş kazası sonucu sürekli iş göremezliği nedeniyle maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece; davacı sigortalının yaşı ve kıdemi dikkate alındığında bordrolar ve sigortalı kayıtlarında belirtilen asgari ücret ile çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olacağı gözetilerek, yaptığı iş, yaşı, kıdemi belirtilmek suretiyle ilgili meslek odalarından ve gerektiğinde Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü\\\'nden olay tarihinde alabileceği emsal günlük net ücretleri sormak, buradan gelen neticelere göre ücretin tespit edilerek davacının maddi zararını yeniden hesaplatmak ve çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
 
2015-05-25 Y.9.H.D. 4857 sayılı İş kanunu m. 22 2015/1915 2015/19000 EYLÜL 2015 29-5 49

İŞÇİ ALEYHİNE YAPILAN DEĞİŞİKLİK

Davacı, fark kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, genel tatil ücreti, ücret, harcırah alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece söz konusu kesintinin 2009 yılından itibaren uygulandığı ve davacının da bu şekilde çalışmaya devam ettiği, uygulamanın işyeri şartı haline geldiği gerekçesiyle sefer primi alacağı talebinin reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç hatalıdır. 4857 sayılı yasa döneminde işçi aleyhine yapılan her değişikliğin 22. madde uyarınca yazılı yapılması ve işçinin yazılı muvafakatinin bulunması şarttır. İşçi aleyhine yapılan değişikliğin 22. maddedeki usul dışında yapılması nedeniyle işyeri şartı haline geldiği kabul edilemez. Bu nedenle dosyadaki bilgi ve belgeler değerlendirilerek varsa davacının talebinin hüküm altına alınması gerekir.
 
2015-01-22 Y.7.H.D. 4857 sayılı İş Kanunu m.41 2014/12887 2015/400 EYLÜL 2015 29-5 47

FAZLA ÇALIŞMA ALACAĞINDA TAKDİRİ İNDİRİM YAPILMASI

Davacı iş akdinin haksız olarak feshedilmesi sebebiyle işçilik alacakları talebinde bulunmuştur. Uyuşmazlık, fazla çalışma ücretinde takdiri indirim yapılmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay\\\'ca son yıllarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Fazla çalışma ücreti takdiri delil niteliğindeki tanık beyanlarına göre hesaplandığından, fazla çalışma ücretine hükmedilirken makul oranda takdiri indirim uygulanması gerekir.
 
2014-11-17 Y.22.H.D. 4857 sayılı İş Kanunu m. 18, 20 2014/30045 2014/32157 EYLÜL 2015 29-5 46

FESHİN GEÇERLİ SEBEBE DAYANDIĞINI İSPAT YÜKÜMLÜLÜĞÜ

Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. 4857 sayılı İş Kanunu\\\'nun 20/2 maddesine göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Somut olayda; davacı kobi portföy yöneticisi olarak çalışmıştır. Davacının iş sözleşmesi 2011 ve 2012 yılı performans değerlendirme formlarındaki veri düşüklüğü sebeplerinden ötürü feshedilmiştir. Dosyaya sunulmuş olan performans yönetmeliği ve talimatı mevcuttur. Yapılan bilirkişi incelemesi her ne kadar performans verilerini değerlendirmişse de bu veriler ve uygulanma sistemi ile tebliğinin söz konusu talimatlara uygunluk taşıyıp taşımadığı inceleme konusu yapılmamıştır. Fesih sebebine göre yapılan inceleme uyuşmazlığı aydınlatmaya yeterli olmamaktadır. Dosyanın aynı bilirkişi heyetine tevdii ile ek rapor alınmak suretiyle, davacının görevi ve yaptığı işe göre performansının incelenmesi, kendini geliştirip geliştirmediği ve değerlendirmelerin performans yönetmeliğine uygun yapılıp yapılmadığı hususunun tespit edilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
 
2015-04-06 Y.9.H.D. 4857 sayılı İş Kanunu m.21,53, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu m.25 2015/6315 2015/13291 TEMMUZ 2015 29-4 38

YARGITAY UYGULAMASINA GÖRE İŞE BAŞLATMAMA TAZMİNATI

Dava; feshin geçersizliği ve işe iade istemine ilişkindir. Somut olayda, davacı 01.09.1999-03.09.2013 tarihleri arasında çalışmıştır. Kıdem süresi ve fesih sebebine göre işe başlatmama tazminatının 4 ay yerine 5 ay olarak belirlenmesi dosya içeriğine uygun olacaktır.
 
2015-02-09 Y.22.H.D. 1475 sayılı İş Kanunu m.14 2015/2904 2015/4249 TEMMUZ 2015 29-4 37

İŞ SÖZLEŞMESİNİN EYLEMLİ OLARAK FESHEDİLMESİ

Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, fazla mesai, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Somut olayda, davalı işverenliğe ait işyerinde drive test mühendisi olarak görev yapan davacının, dosya kapsamında yer alan ve kendisinin yazmış olduğu elektronik-posta çıktısından anlaşıldığı üzere, Güneydoğu Anadolu Bölgesi\'ne yapılan görevlendirme hakkında ücretinde belli bir oranda artış talep ettiği görülmektedir. Dosya içeriğine göre; davalı tarafından verilen görevlendirme ile ilgili olarak davacının, iş sözleşmesini ücret konusunda davalı işverenlik ile yaşadığı anlaşmazlık sonucu eylemli olarak feshettiği anlaşılmaktadır. Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre davacının sırf ücret artış isteğinin reddi davacı feshi açısından haklı neden oluşturmamaktadır. Bu sebeple kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin ayrı ayrı reddi gerekir.
 
2015-02-10 Y.7.H.D. 4857 sayılı İş Kanunu m. 41 2015/1996 2015/1187 TEMMUZ 2015 29-4 35

SEKİZ SAATLİK ÜÇ VARDİYA HALİNDE ÇALIŞMA YAPILAN İŞYERİ

Dava, fazla çalışma alacağına ilişkindir. Üç vardiya olarak çalışılan yerlerde fazla çalışma olduğu kural olarak yazılı delille ispat edilmesi gerekir. Davalı iş yerinde zaman zaman fazla çalışma yapıldığını belirterek, fazla çalışma alacağının ödendiğini savunmuştur. Tanık anlatımları, fazla çalışmaya ilişkin davalı kabulleri nazara alındığında davanın kabulü kararı isabetlidir.
 
2015-03-04 Y.9.H.D. 1475 sayılı İş Kanunu m. 14 2013/12010 2015/9102 TEMMUZ 2015 29-4 34

KIDEM TAZMİNATI

Dava, işçilik alacakları istemine ilişkindir. Mahkemece “davacının fiilen aldığı ücretle kurum kayıtlarına yansıtılan ücret arasında farklılık olması nedeni ile davacı işçinin iş akdini haklı olarak feshettiği” gerekçesiyle kıdem tazminatının kabulüne karar verilmiş ise de, yazı ve imza inkârı bulunmayan davacının kendi el yazısı ile yazdığı istifa dilekçesinin baskı ile yazıldığı ve imzalandığı kanıtlanamadığından haklı fesih sebebi içermeyen istifa dilekçesine itibar edilerek kıdem tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile kabulü hatalıdır.
 
2014-07-08 Y.21.H.D. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu m. 4, 5, 37, 4857 sayılı İş Kanunu m. 77, 6098 sayılı Borçlar Kanunu m. 417/2 2013/21984 2014/16206 MAYIS 2015 29-3 59

İŞVERENİN SORUMLULUĞUNU OBJEKTİFLEŞTİREN KRİTERLER

Dava, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminat ödetilmesi talebine ilişkindir. 4857 S.K. m. 77 vd. 30.06.2012 tarih ve 28339 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 S.K. m. 37 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmıştır. 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. Gerek, 4857 Sayılı İş Kanunu\'nun 77. maddesi ve gerekse 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu\'nun 4. ve 5. maddeleriyle bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu, kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda; bilirkişiler, İş Kanununun 77. maddesinin öngördüğü koşulları göz önünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken işçi sağlığı ve iş güvenliği tüzüğünün ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde. saptamadıkları anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, olayda kötü tesadüfe yer veren kusur bilirkişi raporunun, İş Kanunu’nun 77. maddesinin öngördüğü koşulları içerdiğinden bahisle hükme dayanak alınacak nitelikte olduğu söylenemez. Bu nedenle; işçi sağlığı-iş güvenliği konularında uzman ehil bilirkişi kuruluna konuyu yukarda açıklandığı biçimde yeniden inceletmek, verilen rapor dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilerek kusur raporları arasındaki çelişki giderilmek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın ve özellikle, inandırıcı güç ve nitelikte olmayan, İş Kanunun 77. maddenin öngördüğü koşulları içermeyen 12.05.2008 tarihli kusur raporunun hükme dayanak almak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
 
2014-11-05 Y.7.H.D. 4857 sayılı İş Kanunu m. 25/2-g 2014/12684 2014/20227 MAYIS 2015 29-3 58

İŞYERİ DİSİPLİNİ VE İŞLEYİŞİNİ OLUMSUZ YÖNDE ETKİLEYEN DAVRANIŞLAR

Devamsızlık yaptığı günlerden birinde davacının gözünü kaynak aldığından işe gelemediğini savunmasında belirtmiş, davalı tanıkları aynı zamanda tutanak tanıkları tarafından aynı yönde beyanda bulunmuştur. Devamsızlık nedeniyle iş sözleşmesinin haklı nedenle feshi şartları oluşmamıştır. Davacının başka tarihlerde devamsızlık yapması, şahsi dosyasında işe geç gelme ve mazeretsiz ve izinsiz işe gelmeme nedeniyle tutulan tutanaklar ve verilen uyarılar dikkate alındığında davacının eylemleri işyeri disiplini ve işleyişini olumsuz yönde etkileyecek nitelikte olduğundan işverence yapılan fesih işleminin geçerli nedene dayanmaktadır.
 
2014-11-11 Y.9.H.D. 4857 sayılı İş Kanunu m. 2/6 2014/17306 2014/33551 MAYIS 2015 29-3 56

ASIL İŞVEREN ALT İŞVEREN İLİŞKİSİ

Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Davalılar arasında destek hizmet alım işinin yapılması için sözleşme yapıldığı, davacı işçinin işvereni olan şirketinin bu işi üstlendiği, davalılar arasında asıl-alt işveren ilişkisi olduğu, davacının iş sözleşmesinin davalı alt işveren tarafından geçerli neden olmadan feshedildiği de dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Mahkemece feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesi yerindedir. Ancak asıl işverenin, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumlu olacağı kuralı dikkate alınmadan ve işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretinden birlikte sorumlu olduğu gözden kaçırılarak, davalıların müteselsil sorumluluğuna hükmedilmemesi ve davacının alt işverende işe iadesi gerektiğinin belirtilmemesi hatalı bulunmuştur.
 
2013-11-12 Y.9.H.D. 1475 sayılı Kanun m.14 2011/32378 2013/28996 MART 2015 29-2 40

UÇUŞ HİZMETLERİ MÜDÜRÜNÜN İŞÇİLİK ALACAĞI

Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile genel tatil ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Davacı davalı işyerinde uçuş hizmetleri müdürü olarak çalışmıştır. Davacı boş olan genel müdür yardımcılığına atanması hususunda işverenden talepte bulunması üzerine işverenle arasında sorun olmuştur. İşveren tarafından ibraz edilen bilgisayarın teslim alınmasına ilişkin belgenin başlığında ilişik kesme belgesi olduğu açıkça yazmaktadır. Davalı işveren tarafından iş sözleşmesi eylemli olarak sona erdirilmiştir. Bu tarihten sonra işçinin yaptığı fesih hukuki sonuç doğurmaz. Davacının iş sözleşmesi işverence eylemli olarak haksız şekilde feshedildiğinden kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulü gerekir.
 
2014-09-30 Y.9.H.D. 4857 sayılı İş Kanunu m. 22 2014/14307 2014/28640 MART 2015 29-2 38

TOPLU İŞ SÖZLEŞMELERİNİN UYGULANMASI NETİCESİNDE İŞ SÖZLEŞMESİNDE KARARLAŞTIRILAN ÜCRET

Davacının iş sözleşmesi ile kararlaştırılan temel ücretinin düşürüldüğü anlaşılmaktadır. Bu ücretin düşürülmesi işlemi 4857 Sayılı İş Kanunu\'nun 22. maddesine göre değil toplu iş sözleşmesi ile yapılmıştır. Nitekim İş Kanunu\'nun 22. maddesindeki prosedüre uyulup işçinin yazılı rızasının alındığı da iddia ve ispat edilmiş değildir. TİS\'lerle belirlenen ücretlerin ödendiği savunulmuş ise de öncelikle dosyada yer alan TİS\'lerde davacının ücretine ilişkin doğrudan bir düzenleme ve cetvele rastlanılmamıştır. Sadece TİS\'in 72. Maddesinde sözleşme anlamında asgari ücret tanımlanmış ve sözleşmenin eki niteliğindeki cetvellere göre belirleneceği ifade edilmiştir. İşveren tarafından toplu iş sözleşmelerinin uygulanması neticesinde iş sözleşmesinde kararlaştırılan ücretin davacının sendikaya üyeliği ve TİS\'den yararlanmaya başlanması üzerine düşürülmesi 2822 sayılı TİSGLK\'nın 6. maddesi uyarınca işçi lehine şart ilkesinin ihlali niteliğinde olup, kanuna aykırıdır. Mahkemece davalının zamanaşımı savunması nazara alınarak hesap dönemine ilişkin tüm ücret bordroları dosyaya getirtilerek gerekirse bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle davacının ücret farkından kaynaklı taleplerine ilişkin yeniden bir karar verilmelidir.
 
2014-09-15 Y.9.H.D. 4857 sayılı İş Kanunu m.18, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu m. 25, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.106,107,108 2014/21141 2014/26665 MART 2015 29-2 34

SENDİKAL NEDENLE FESİH

Dava, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan ve sendikal nedenle feshedildiği belirtilerek, feshin geçersizliği ve işe iade istemine ilişkindir. Sendikal haklar en üst normlarca korunmaktadır. Her ne kadar 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nda açıkça düzenlenmese de ve 4857 sayılı İş Kanunu\'nun 15. maddesinde “Deneme süresi içinde taraflar iş sözleşmesini bildirim süresine gerek olmaksızın ve tazminatsız feshedebilir” kuralı olsa da iş güvencesi hükümleri kapsamında kalmayan işçilerin deneme süresi içinde de olsa sendikal nedenle fesih gerçekleşmesi ve ispat edilmesi halinde, Uluslararası ve Anayasa\'nın normatif hükümleri, aynı maddenin işe girerken ve işe sözleşmesi devam ederken sendikal ayrımcılıkta öngördüğü yaptırım gibi sendikal tazminat isteminde bulunabileceklerinin kabulü gerekir. Mahkemece davacı tarafa sendikal nedenle fesih iddiasına ilişkin ispat yükünün kendisinde olduğu hatırlatılarak 25. maddenin 6 ve 7. fıkraları kapsamında tarafların delilleri toplanmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir. Fesih ve dava tarihinde yürürlükte olmayan 2821 sayılı kanuna göre işverence ispat edilmediği gerekçesi ile sendikal tazminatın tespitine karar verilmesi hatalıdır. Mahkemece davacı tarafından feshin geçersizliği ve işe iade istemli davanın konusu ıslah ile değiştirilerek, kısmi miktarda harçlandırılarak belirsiz alacak davası olduğu belirtilerek sendikal tazminatın eda niteliğinde talep edilmesine rağmen davacının sendikal tazminat miktarı belirlenmeden tespit niteliğinde hüküm kurulmuştur. Bu 6100 sayılı HMK\'nın 106,107 ve 109 maddelerine aykırıdır. Öncelikle davacı tarafa davanın türü tam açıklattırılmalı, belirsiz alacak davasının koşuları bulunup bulunmadığı belirlenmeli, hukuki yarar şartı üzerinde durulmalı ve hukuki yarar şartının tamamlanabilir dava şartı da olduğu dikkate alınarak eda niteliğindeki davanın harcı tamamlatılmalı ve sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Eda niteliğinde talep edilen sendikal tazminatın tespit niteliğinde hüküm altına alınması anılan usul kurallarına aykırıdır.
 
2014-09-25 Y.7.H.D. 4857 sayılı İş Kanunu m. 21, 41 2014/15842 2014/18005 OCAK 2015 29-1 46

BİRDEN FAZLA İŞVEREN ÜZERİNDEN PRİM ÖDENMESİ

Dava; iş sözleşmesinin haksız feshine dayalı dayalı bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınması istemine ilişkindir. Davacının çalıştığını iddia ettiği dönem içerisinde birden fazla işveren üzerinden prim ödemelerinin gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Davacı taraf davalı işverenin birden fazla ilde işyeri bulunduğunu ve zaman zaman bu işyerlerinde çalışmaların söz konusu olduğunu iddia etmektedir. Mahkemece SGK hizmet cetvelinde gösterilen tüm işverenlerce verilen işe giriş-çıkış bildirgeleri getirtilmeli, bu belgelere göre belirlenecek işverenlerin davalı işveren ile bağlantılarının bulunup bulunmadığının tespiti bakımından gerekirse şirket yapısı ve ortaklarını gösteren belgeler celbedilmelidir. Söz konusu belgelerden davalı dışında hizmet cetvelinde yer alan işverenlerin davalı işverenle bağlantısı kurulamaz ise davacının davalı şirket bünyesinde aralıklarla çalıştığı kabul edilerek denetlemeye imkan verecek şekilde tablo halinde davalı şirket üzerinden davacının sigortalandığı süreler çıkartılmalı ve prim gün sayısı toplamına göre çalışma süresi tespit edilmelidir. Mahkemece, işçiye ödenen ücret hususunda tereddüt oluştuğunda tanık ifadeleri dikkate alınmalı ve ancak tanık ifadeleri ile şüphe giderilemediği halde işçinin meslekte geçirdiği süre, davalı işyerindeki çalışma süresi, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği detaylı bir şekilde araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir. Bilirkişi raporunun aksine fazla mesai, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ücretlerinin son ücrete göre hesaplanması doğru olmayıp, ait olduğu dönem ücretiyle hesaplanmaları gerekir.
 
2014-06-16 Y.22.H.D. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 107, 109, 6098 sayılı Borçlar Kanunu m. 50, 51, 56, 4857 sayılı İş Kanunu m. 32, 46, 47, 1475 sayılı İş Kanunu m. 14 2013/15167 2014/17279 OCAK 2015 29-1 40

BELİRLİ VEYA BELİRSİZ ALACAK DAVASI / KISMİ DAVA

Davacı, kıdem tazminatı, ücret, fazla çalışma, hafta tatili, genel tatil, asgari geçim indirimi ile yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. İş hukukundan kaynaklanan alacaklar bakımından baştan belirli veya belirsiz alacak davası şeklinde belirleme yapmak kural olarak doğru ve mümkün değildir. Bu sebeple iş hukukunda da belirsiz alacak davasının açılabilmesi, bu davanın açılması için gerekli şartların varlığına bağlıdır. Eğer bu şartlar varsa, iş hukukunda da belirsiz alacak davası açılabilir, yoksa açılamaz. Keza aynı şey kısmi dava için söz konusudur. Davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı şüphesizdir. Fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil alacakları yönünden, davacı haftada kaç saat fazla çalışma yaptığını, hangi hafta tatili ve genel tatillerde çalıştığını belirleyebilmekte ise de, hakimin hesaplanan miktardan hangi oranda takdiri indirim yapacağını bilebilecek durumda değildir. Bu nedenle fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil alacakları belirsiz alacak davasına konu edilebilir. Hakime alacak miktarının tayin ve tespitinde takdir yetkisi tanındığı hallerde (Örn: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu md 50, 51, 56), hakimin kullanacağı takdir yetkisi sonucu alacak belirli hale gelebileceğinden, davacının davanın açıldığı tarih itibariyle alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin imkansız olduğu kabul edilmelidir. Örneğin, iş hukuku uygulamasında, Yargıtayca, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının yazılı belgelere ve işyeri kayıtlarına dayanmayıp, tanık anlatımlarına dayanması halinde, hesaba esas alınan süre ve alacağın miktarı nazara alınarak takdir edilecek uygun oranda hakkaniyet indirimi yapılması gerekliliği kabul edilmektedir. Bu halde, tanık anlatımlarına dayanılarak hesaplanan alacak miktarından hakimin takdir yetkisine bağlı olarak yapılacak indirim oranı baştan belirli olmadığından, alacak belirsiz kabul edilmelidir. Uyuşmazlık konusu kıdem tazminatı, ücret, asgari geçim indirimi ile yıllık izin alacağı bakımından; talep içeriğinden de açıkça anlaşıldığı üzere, davacı çalışma süresini, en son ödenen ücreti, alması gerektiğini iddia ettiği aylık ücret miktarını, hak kazandığı yıllık izin süresini ve kaç gün ücretli izin kullandığını, aile durumuna göre ödenmesi gereken asgari geçim indirimi tutarını, kaç aylık ücret alacağı olduğunu belirleyebilmektedir. Tazminat hesaplamasına esas alınacak aylık ücrete ek para veya parayla ölçülebilen sosyal menfaatleri de belirleyebilecek durumdadır. Taraflar arasında ücret miktarı tartışmalı ise de, salt söz konusu tartışmanın varlığı alacağı belirsiz hale getirmez. Bu halde kıdem tazminatı, ücret, asgari geçim indirimi ile yıllık izin alacakları, belirsiz alacak değildir. Dava konusu edilen alacakların gerçekte belirli alacak olmaları ve belirsiz alacak davasına konu edilemeyecekleri anlaşılmakla, kıdem tazminatı ile ücret, asgari geçim indirimi ve yıllık izin alacakları yönünden hukuki yarar yokluğundan davanın reddi gerekir. Olayda, feshin kesinleştiği tarih itibariyle ücretin tespiti emsal ücret araştırması yapılarak belirlendikten sonra, (İmzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı, ayrıca davacının çalıştığı işyerinin faaliyet gösterdiği alanda uzman bir bilirkişiden de görüş alınarak davacının fesih tarihindeki gerçek ücreti saptanmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir) dava konusu fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil alacaklarının hesaplanması ile sonuca gidilmesi gerekir.
 
2014-07-08 Y.21.H.D. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu m. 4, 5, 37, 4857 sayılı İş Kanunu m. 77, 6098 sayılı Borçlar Kanunu m. 417/2 2013/21984 2014/16206 OCAK 2015 29-1 38

İŞVERENİN SORUMLULUĞUNU OBJEKTİFLEŞTİREN KRİTERLER

Dava, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminat ödetilmesi talebine ilişkindir. 4857 sayılı Kanunun 77. vd. maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı Kanunun 37. Maddesi ile 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmıştır. 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. Gerek, 4857 Sayılı İş Kanunu\'nun 77. maddesi ve gerekse 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu\'nun 4. ve 5. maddeleriyle buna uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu, kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda; bilirkişiler, İş Kanununun 77. maddesinin öngördüğü koşulları göz önünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken işçi sağlığı ve iş güvenliği tüzüğünün ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde. saptamadıkları anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, olayda kötü tesadüfe yer veren kusur bilirkişi raporunun, İş Kanununun 77. maddesinin öngördüğü koşulları içerdiği giderek hükme dayanak alınacak nitelikte olduğu söylenemez. Bu nedenle; işçi sağlığı-iş güvenliği konularında uzman ehil bilirkişi kuruluna konuyu yukarda açıklandığı biçimde yeniden inceletmek, verilen rapor dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilerek kusur raporları arasındaki çelişki giderilmek ve sonucuna göre karar verilmekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın ve özellikle, inandırıcı güç ve nitelikte olmayan, İş Kanunun 77. maddesinin öngördüğü koşulları içermeyen 12.05.2008 tarihli kusur raporunun hükme dayanak almak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
 
2014-05-05 Y.21.H.D. 6098 sayılı Borçlar Kanunu m. 56, 202, 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı 2014/3188 2014/9824 KASIM 2014 28-6 40

KAZANIN GERÇEKLEŞTİĞİ İŞLETMENİN DEVRALINMASI

Dava, iş kazası sonucu maluliyet nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Bir mal varlığını veya bir işletmeyi aktif ve pasifleri ile birlikte devralan, bunu alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmeler için Ticaret Sicili Gazetesinde, diğerleri için Türkiye genelinde dağıtımı yapılan gazetelerden birinde yayımlanacak ilanla duyurduğu tarihten başlayarak, onlara karşı mal varlığındaki veya işletmedeki borçlardan sorumludur. Davalı şahsa ait bulunan işletmenin diğer davalı şirkete devrolunduğu, her iki firma arasında organik bağ mevcut olduğu açıktır. Hal böyle olunca kazanın gerçekleştiği işletmeyi devralan davalı şirketin diğer davalı şahıs ile hüküm altına alınan tazminatlardan müteselsilen sorumluluğu söz konusudur. Mahkemece bu hususun dikkate alınması gerekir. Ayrıca, belirlenen manevi tazminat miktarı ise fazladır.
 
2014-07-01 Y.7.H.D. 1475 sayılı İş Kanunu m. 14 2014/9558 2014/14922 KASIM 2014 28-6 38

BİLİRKİŞİNİN BAŞKA DOSYALARDAKİ TESPİTLERİ EMSAL ALMASI

Dava; kıdem tazminatıyla bazı işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkindir. Dosya içinde belli bir döneme dair ibraname mevcut olup ibraname içeriğinden davacıya kuruşlandırılarak kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti ödendiği görülmektedir. İbranameye karşı davacı taraf imza inkarında bulunmadığı gibi, baskı ve irade fesadı altında alındığına dair yeterli delil bulunmamaktadır. Bu sebeple davacının ibraname kapsamındaki hizmet süresinin tasfiyeyle sona erdiği kabul edilmeli ve hizmet süresi bu dönem dikkate alınmadan belirlenmeli, işçilik alacakları da buna göre hesap edilmelidir. Davacı vekili, davacının son ücretini net olarak belirtmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının kıdemi, yaptığı iş, bilirkişilik yaptığı emsal dosyalardaki tespitler, tanık anlatımları gerekçe gösterilerek fesih tarihindeki ücreti davacının belirttiği miktar olarak kabul edilmiştir. Her ne kadar davacı tanıkları iddiayı teyit etmişlerse de, davacı tanıklarının davalıya karşı benzer istemlerle dava açan kişiler olduğu gerçeği karşısında, beyanlarının tek başına yeterli olmadığı açıktır. Bilirkişinin bu dosyaya yansımayan başka dosyalardaki tespitlerini dikkate alması ise usulen yanlıştır. Zira her dosya kendi içindeki delillere göre değerlendirilmelidir. Bu itibarla davacı işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından ve meslek odalarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılıp tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmelidir.
 
2014-03-17 Y.9.H.D 4857 sayılı İş Kanunu m. 25, 26 2012/2259 2014/8616 KASIM 2014 28-6 36

İŞ AKDİNİN FESHİNDE HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE

Dava işçilik alacaklarına ilişkindir. Güvenlik görevlisi olarak çalışan davacının yapılan kontrolde yerinde olmadığı gibi, yasak olmasına rağmen laptop getirmesi, durumu tespit eden tutanağı ve savunma istemi yazısını yırtması, tutulan tutanak içeriğine göre, davacının tutanağı tutan işveren işçisini tehdit ederek sataşmada bulunması ve bu eylemleri kabullenmesi dikkate alındığında iş sözleşmesinin feshi işveren açısından haklı neden oluşturur. 6 iş günlük nispi ve bir yıllık mutlak hak düşürücü süre haklı nedenlerle bildirimsiz fesihlerde uygulanmakta olup, hak düşürücü süre feshe yetkili makamın fesih nedeninin var olduğunu öğrendiği tarihte başlar. Soruşturma sonucu feshe yetkili makamın davranışı ve davranışın haklı neden ağırlığında olduğunu öğrenme tarihi ve buna göre fesih hakkının hak düşürücü süre içinde kullanılıp kullanılmadığı araştırılmalıdır.
 
2014-07-10 Y.22.H.D. 4857 sayılı İş Kanunu m. 2 2014/14549 2014/22345 KASIM 2014 28-6 33

İŞE BAŞLATMAMA TAZMİNATINDAN MÜTESELSİL SORUMLULUK

Feshin geçersizliği ve işe iade davasının alt ve asıl işveren ilişkisinde, her iki işverene birlikte açılması halinde, davacı işçi alt işveren işçisi olup, iş sözleşmesi alt işveren tarafından feshedildiğinden, feshin geçersizliği ve işe iade yükümlülüğü alt işverenindir. Asıl işverenin iş ilişkisinde sözleşmenin taraf sıfatı bulunmadığından, asıl işverenin işe iade yönünde bir yükümlülüğünden söz edilemez. Asıl işverenin işe iade kararı sonrası işçinin işe başlamak için başvurması ve alt işverenin işe almamasından kaynaklanan işe başlatmama tazminatıyla dört aya kadar boşta geçen süre ücretinden alt işverenle birlikte sorumluluğu vardır. Davalılar arasında imzalanan güvenlik hizmet sözleşmesiyle davacı işçinin işvereni olan anonim şirket tarafından güvenlik ve koruma hizmetinin üstlenildiği, davalılar arasında asıl-alt işveren ilişkisi olduğu, davacının iş sözleşmesinin davalı alt işveren tarafından geçerli neden olmadan feshedildiğinin kabulüyle davacının alt işverene iadesine, maddi sorumluluk açısından ise davalıların müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna karar verilmesi gerekmektedir.
 
2014-05-13 Y.9.H.D 4857 sayılı İş Kanunu m. 18, 41 2014/3840 2014/15607 EYLÜL 2014 28-5 41

FAZLA ÇALIŞMA YAPMAYA ONAY VEREN İŞÇİNİN FAZLA ÇALIŞMA YAPMAMASININ GEÇERLİ FESİH NEDENİ OLMASI

Davacının 24.09.2013 tarihinde fazla mesaiye kalmaması üzerine iş akdinin feshedildiği sabittir. Dosya kapsamında yer alan ve davacı imzasını içeren belgeden davacının 2013 yılında fazla mesai yapmaya muvafakat ettiği anlaşılmaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu\'nun 41. maddesi ve bu maddeye dayanılarak çıkarılan yönetmeliğe uygun olarak davacıdan fazla mesai yapması için onay alındığı ve fazla mesaiye kalması istenildiği halde davacının fazla mesai yapmak istememesi üzerine iş akdinin feshedilmesi geçerli nedene dayanmakta olup, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalıdır.
 
2013-10-24 Y.9.H.D 1475 sayılı İş Kanunu m.14 2011/36860 2013/27208 EYLÜL 2014 28-5 39

AMİRE SATAŞMA SEBEBİYLE İŞ SÖZLEŞMESİNİN FESHİ

Dava, işçilik alacakları istemine ilişkindir. Somut olayda, iş sağlığı ve güvenliği mühendisi olan davacının amirinin emri üzerine işçileri gerekli önlemleri almadan banda çıkardığı, ardından işçilerin bulunduğu yerden ayrıldığı, bir süre sonra işçilerden birinin banttan düşerek yaralandığı, daha sonra ikaz eden amiri ile tartışıp itişerek sataşmada bulunduğu için iş sözleşmesinin feshedildiği anlaşılmaktadır. Ancak olayın gerçekleştiği gün davacıya işini savsakladığı, iş kazası meydana gelmesine neden olduğu için uyarı cezası verilmiştir. Davacının iş kazası ve iş güvenliğine aykırı eylemlerinin uyarı cezası ile karşılanması sebebiyle aynı eylemden dolayı iki ayrı ceza verilemez. Dolayısıyla feshin gerekçesi ancak davacının amirine sataşması olabilir. Tarafların şikayeti üzerine Sulh Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sonunda kimin eyleminin daha önce olduğu tespit edilememiştir. Ayrıca davacı ile tartışan işçinin işten çıkarılmadığı böylece eşit işlem ilkesine aykırı hareket edildiği de anlaşıldığından kıdem tazminatı isteğinin kabulü gerekirken yazılı şekilde reddi hatalıdır.
 
2014-03-04 Y.9.H.D. 4857 sayılı Kanun m. 25 2013/11894 2014/7022 TEMMUZ 2014 28-4 47

MAZERETSİZ OLARAK İŞE GELMEME SONUCU HAKLI NEDENLE FESİH

Dava, feshin geçersizliği ve işe iade istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki iş sözleşmesinde davacı talep halinde genel tatil günlerinde çalışmayı kabul etmiştir. Davacının bu kabulü nazara alındığında genel tatil günlerine denk gelen bu günlerde mazeretsiz olarak işe gelmemesi davalı işveren yönünden haklı fesih nedeni oluşturmaktadır. Davacı devamsızlığını makul gösterecek mazeretini ispat edememiştir. Mahkemece davacının iş sözleşmesinin işveren tarafından devamsızlık nedeniyle haklı olarak feshedildiğinden davanın reddine karar verilmesi gerekir.
 
2014-03-18 Y.22.H.D. 1475 sayılı İş Kanunu m.14, 4857 sayılı İş Kanunu m. 22, 24/II/f 2014/153 2014/6458 TEMMUZ 2014 28-4 45

ÇALIŞMA KOŞULLARINDA ESASLI DEĞİŞİKLİK SEBEBİYLE İŞ SÖZLEŞMESİNİN HAKLI NEDENLE FESHİ

Dava, kıdem tazminatı ile yıllık izin ücret alacağının tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda; her ne kadar taraflar arasındaki iş sözleşmesi ve görev tanımında davacının temizlik işçisi olarak çalışacağı belirtilmiş ise de; davacı işçinin asıl işverene ait işyerinde çalışma süresinin başlangıcından itibaren büro elemanı olarak çalıştırıldığı tanık beyanları ile sabittir. Toplu ya da bireysel iş sözleşmesi, personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklar ile işyeri uygulamasından doğan işçi ve işveren ilişkilerinin bütünü, çalışma koşulları olarak değerlendirilmelidir. Kanunda mutlak emredici herhangi bir hüküm bulunmaması şartıyla, çalışma koşullarını belirleyen kaynaklar arasında çatışma olması durumunda, işçinin yararına olan düzenleme ya da uygulamanın, çalışma koşulunu oluşturduğu kabul edilmelidir. Bu durumda somut uyuşmazlık açısından, taraflar arasındaki iş sözleşmesinde belirlenmiş olan çalışma şartı ile işyerindeki fiili uygulamadan kaynaklanan çalışma koşulları arasında çatışma bulunduğundan ve fiili uygulama ile oluşan çalışma koşullarının işçinin yararına olduğu anlaşıldığından, fiili uygulama ile belirlenen görevin geçerli olduğu kabul edilmelidir. İşyerinde, büro görevlisi olarak çalışan davacı işçinin temizlik işinde görevlendirilmesi üzerine, çalışma koşullarında esaslı nitelikte değişiklik yapıldığı gerekçesi ile gerçekleştirdiği feshin haklı nedene dayandığı sabittir. Saptanan bu durum karşısında kıdem tazminatı istemi yönünden davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesi isabetsizdir.
 
2013-10-02 Y.22.H.D. 4857 sayılı Kanunun m. 21 2013/23857 2013/20559 28-3 MAYI 56

İŞLETMESEL KARAR İLE İŞ SÖZLEŞMESİNİN SONA ERMESİ

Dava, feshin geçersizliği ve işe iade istemine ilişkindir. Somut olayda, davacının iş sözleşmesi davalı şirketin bir dönemi büyük zarar ile kapatması, zararın sonraki yılın ilk çeyreğinde de devam etmesi, şirketin mali yapısındaki olumsuz gidişat ve sağlık sektöründe son zamanlarda yaşanan olumsuz gelişmeler sebebi ile şirket organizasyonunun yeniden yapılandırılarak küçültülmesine karar verilmesi, toplu fesih süreci sonunda tazminatları ödenmek sureti ile feshedilmiştir. Fesih sebebine göre bilirkişi heyeti tarafından yapılan inceleme uyuşmazlığı aydınlatmaya yeterli değildir. Mahkemece aralarında insan kaynakları ile işletme ekonomisi alanlarında uzman olan bilirkişilerin de bulunduğu bilirkişi heyetiyle birlikte davalı işyerinde keşif yapılıp konuyla ilgili bütün kayıt ile belgeler incelenmeli ve işletmesel karar uyarınca istihdam fazlalığının ortaya çıkıp çıkmadığı, işverenin işletmesel kararı tutarlı uygulayıp uygulamadığı, feshin keyfi olup olmadığı ve feshin kaçınılmaz olup olmadığı ile feshe son çare olarak başvurulup başvurulmadığı hususlarında denetime elverişli açık ve ayrıntılı rapor alınmalıdır.
 
2013-12-23 Y.9.H.D. 4857 sayılı Kanun m. 38, 6098 sayılı Kanun m. 407/2 2011/51398 2013/34435 MAYIS 2014 28-3 52

ÜCRET VE KIDEM TAZMİNATINDAN DİSİPLİN CEZASI KESİNTİSİ YAPILMASI

Dava, kınama ve ücret kesme cezasının iptali ile kıdem tazminatından yapılan kesintinin davalıdan tahsiline karar verilmesi istemine ilişkindir. Dosya içeriğine göre davacının tedavi görmemesine rağmen, tedavi görür gibi harcırah ve ücret aldığı iddiası ile disiplin soruşturması ile kınama ve yevmiye kesme cezası uygulanmış ve yevmiye kesme cezası dışında raporlu günler için aldığı ücret ve harcırah kıdem tazminatı ve ücretinden yargı kararı olmadan kesilmiştir. Davacının disiplin cezasını gerektiren davranışının kanıtlanması halinde kınama cezası ve TİS hükümlerine göre verilecek yevmiye kesme cezası yerinde olacağından, bu yevmiye kesme cezasının gün olarak hesaplanacak miktarı dışında davacı işçinin yargı kararı olmadan ücretinden ve tazminatından işverenin diğer zararının, kısaca harcırah ve raporlu olunan günler için ödenen ücretin kesilmesi olanağı bulunmamaktadır. Somut uyuşmazlıkta işverenin yevmiye kesme cezası dışında harcırah ve raporlu olunan günler için kıdem tazminatı ile ücretinden yargı kararı olmadan kesinti yapması yasal olmadığından, davacının buna yönelik isteminin kabulü yerine reddi hatalı olmuştur.
 
2013-10-07 Y.7.H.D. İlgili Mevzuat: 4857 sayılı İş Kanunu m.25/II/d 2013/8913 2013/16392 MART 2014 28-2 81

İŞ SÖZLEŞMESİNİN İŞVERENCE HAKLI NEDENLE FESHİ

Dava, bir kısım işçilik alacakları istemine ilişkindir. Somut olayda, davacının 27.10.2011 günü işe kaçta geldiği hususu kendisine sorulduğunda “hangi şerefsiz benimle uğraşıyor” diyerek, işverenin diğer işçisine küfretmek suretiyle sataştığı, bu durumda işverenin feshinin 4857 sayılı Yasanın 25/ll fıkrasının (d) bendine uygun olduğu ve iş akdi, haklı nedenle işveren tarafından feshedilen işçiye kıdem ve ihbar tazminatı verilemeyeceği göz ardı edilerek mahkemece hatalı gerekçe ile davacının kıdem ve ihbar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiş olması isabetsiz olmuştur. Öte yandan davalı işverence dosyaya davacının imzasını içeren bordrolar sunulduğu ve bordroların bir kısmında fazla çalışma ödemeleri yer aldığı anlaşılmaktadır. Fazla çalışma ödemesi olan aylar bakımından gerekli ödemelerin yapıldığı kabul edilerek hesaplamada bu ayların dışlanması suretiyle alacak miktarı belirlenmelidir. Mahkemece 2011 yılı Mart-Nisan-Mayıs ve Haziran ayları yönünden yeniden fazla mesai hesabı yapan bilirkişi raporuna itibarla hüküm kurulması isabetsiz olup bozma nedenidir.
 
2014-10-09 YHGK 4857 sayılı İş Kanunu m. 77, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu m. 37 2013/21-102 2013/1456 MART 2014 28-2 75

İŞ KAZASI SONUCU ÖLÜM NEDENİYLE MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT

Dava, iş kazası sonucu ölüm nedeniyle hak sahibinin işverenden maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. HGK önüne gelen uyuşmazlık, sigortalının ölümü ile sonuçlanan olayda illiyet bağının kesilip kesilmediği, dolayısıyla işverenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının yöntemince kanıtlanıp kanıtlanmadığı noktalarında toplanmaktadır. Dava konusu hakkındaki mevzuatta bazı değişiklikler meydana gelmiştir. Bilindiği üzere, insan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğunu 4857 Sayılı Kanunun 77. maddesi açıkça belirtilmiştir. 4857 Sayılı Kanun’un 77 ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu\'nun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. Anılan düzenlemeler uyarınca davanın yasal dayanağı; 6331 sayılı Kanun’un 37. maddesi uyarınca yürürlükten kaldırılan ancak zararlandırıcı sigorta olayının meydana geldiği 09.01.2007 tarihinde yürürlükte bulunan 4857 Sayılı Kanun’un 77. maddesidir. İş kazasının oluşumuna etken kusur oranlarının saptanmasına yönelik incelemede; ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar, ayrıntılı olarak irdelenip, kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır. Hükme esas alınan kusur bilirkişi raporunda, dava konusu olayda, uçağın hava şartları ve pilotaj hatasından düşmüş olabileceği, olayın meydana gelmesinde işverenin veya işçinin kusurunun bulunmadığı belirtilmiş ise de, anılan raporu düzenleyen bilirkişiler olayın niteliğine göre yeterli olmadığı gibi, tahmine dayalı olarak düzenlenen raporda; olayın meydana gelmesini önleme yönünden işverenin alması gerekli veya alabileceği önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususların ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı ile özellikle olayın meydana gelmesinde üçüncü kişi pilotun ağır kusurunun bulunup bulunmadığı hususlarının duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, kusur raporunun yasanın öngördüğü koşulları içerdiği ve hükme dayanak alınabilecek nitelikte olduğu söylenemez. Bu nedenle, yetersiz rapora itibar edilerek, davalı işveren şirketin sorumlu tutulmaması usul ve yasaya aykırıdır. Ayrıca, pilotun üçüncü kişi olduğu ve pilotaj hatasının da sorumluluğun tüm halleri için gerekli illiyet bağını keseceği gözetilmek suretiyle Mahkemece, öncelikle maddi olguya ilişkin tüm deliller toplanarak, dinlenen tanık beyanları da gözetilmek suretiyle uçak kazasının oluşumuna ilişkin maddi olguların eksiksiz biçimde saptanması, sorumluluğu gerektiren her koşulun, kendi özelliği çerçevesinde araştırılıp irdelenmesi ve sonrasında, zararlandırıcı olayın uçak kazası sonucu meydana geldiği gözetilmek suretiyle özellikle havacılık ve uçak mühendisliği, işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzmanlarından oluşturulacak üç kişilik bilirkişi heyetinden, yasanın öngördüğü koşullar da gözetilerek olayın niteliğine göre işverenin alması gerekli veya alabileceği önlemlerin olup olmadığı, varsa bunlardan hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar belirtilerek, işverene atfedilebilecek bir kusur veya üçüncü kişi olarak pilot hatasının bulunup bulunmadığı hususları ile olayda mevcut ise kusurun aidiyeti ve oranının hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirleneceği bir rapor alınıp irdelenerek, sonucuna göre karar verilmelidir. Yerel Mahkemece, yetersiz kusur raporuna dayalı olarak olayda illiyet bağının kesildiğinin yöntemince kanıtlanamadığı gerekçesiyle davalı işverenin sorumluluğuna dair kararda direnilmesi isabetsizdir.
 
2013-04-17 YHGK 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu m. 6, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu m. 36 2012/9-1893 2013/522 OCAK 2014 28-1 65

FARK ÜCRET VE İKRAMİYE ALACAĞI İSTEMİ

Dava, fark ücret ve ikramiye alacağı istemlerine ilişkindir. İşçinin “özel sebepler dolayısıyla tazminatları ödenerek işten çıkarılmayı istediğine” dair ayrılma beyanının kabulüne karşın, işten kendisi ayrılan işçiye kıdem tazminatı ödemesi yapılması da işverenin savunması ile çelişki oluşturmaktadır. İşçilerin, işe iade davası açmamaları; üyesi oldukları işçi sendikasına veya Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına da şikayette bulunmamalarının, işe dönecekleri düşüncesiyle hareket ettiklerini göstermekte olup; ara verme döneminde işçilerin yıllık izinde gösterilmesi ve işçilerin eski şartlarda değil de işverence belirlenecek yeni şartlarda işe dönmek istemelerinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı hususları da gözetildiğinde, işverenin fesih işleminin toplu iş sözleşmesinden yararlanmaya ilişkin düzenlemeleri dolanan, sadece görünürde bir işlem olduğu, taraf iradelerinin anlaşarak sözleşmeyi sona erdirme şeklinde olmadığı ve davacı işçi ile aynı durumdaki diğer işçilerin iş sözleşmelerinin kesintisiz devam ettiği kabul edilmelidir.
 
2013-07-10 Y.7.H.D. 4857 sayılı İş Kanunu m. 19 2013/18242 2013/13010 OCAK 2014 28-1 65

İŞLETMESEL KARAR İLE İŞ SÖZLEŞMESİNİN SONA ERMESİ

Dava, feshin geçersizliği ve işe iade istemine ilişkindir. İş ilişkisinde işletmesel kararla iş sözleşmesini fesheden işveren, Medeni Kanun’un 2. maddesi uyarınca, yönetim yetkisi kapsamındaki bu hakkını kullanırken, keyfi davranmamalı, işletmesel kararı alırken dürüst olmalıdır. Keyfilik denetiminde işverenin keyfi davrandığını işçi iddia ettiğinden, genel ispat kuralı gereği, işçi bu durumu kanıtlamalıdır. Somut olayda; işletmenin pozisyon değişikliğine ve davacının görev tanımına ilişkin herhangi bir işletmesel kararının bulunmadığı hususunun davalının kabulünde olduğu da dikkate alındığında mahkemenin kabulüne uygun olarak her ne kadar işletmesel kararın dengeli ve tutarlı uygulandığı kabul edilmiş ise de davacının Teknik Müdür iken (Teknik) Müdür Yardımcısı görevine getirildiğinde hangi yetkilerin kendisine verildiği hususuna açıklık getiren yazılı herhangi bir belge ve görev tanımının bulunmadığı, işletmesel kararın ayrıca yazılı yapılarak davacıya tebliğ edilmediği hususu da dikkate alınarak davacının pozisyonunun ne olduğu hususlarına tam bir açıklık getirilmeden eksik inceleme ile işe iade davasının reddi yönünde karar verilmesi hatalıdır.
 
2013-10-02 Y.7.H.D. 4857 sayılı İş Kanunu m. 21 2013/22540 2013/15991 OCAK 2014 28-1 63

MANEVİ BASKI İLE İSTİFA DİLEKÇESİ İMZALATILMASI SONUCU İŞ SÖZLEŞMESİNİN SONA ERMESİ

Davacı, kendisinden kozla istifa dilekçesi alındığını belirterek, feshin geçersizliğine, işe iadeye karar verilmesini istemiştir. Uygulamada en çok karşılaşılan iş akdinin sona erme şekli olan, işçinin ihbar ve kıdem tazminatı haklarının ödenmesi şartıyla ayrılma talebi istifa olarak değil, olsa olsa ikale (bozma sözleşmesi) yapma yönünde icap biçiminde değerlendirilmelidir. Dosyada mevcut tazminat hesap bordrolarında işverence işten çıkış ödeneği adı altında ödenen miktarın davacının hak edişinden oldukça yüksek olduğu ve kendisinin buna ilişkin herhangi bir itirazının ve ihtirazi kaydının olmadığı anlaşılmaktadır. Tanık beyanında \\\"davacının neden işten çıkartıldığını bilmediğini ve kendisine Pazartesi görüşürüz diyerek işten ayrıldığını ve işine son verildiğini sonradan öğrendiğini\\\" bildirmesi karşısında, işçi ile işveren arasında örtülü ikale sonucunda istifanın gerçekleştiğinin kabulü gerekirken ispat edilemeyen manevi baskı iddiasının ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi hukuka aykırıdır.
 
2013-04-08 Y.7.H.D. 4857 sayılı İş Kanunu m. 17, 25, 26 2013/4024 2013/5831 KASIM 2013 27-6 54

İŞÇİNİN İŞVERENE ZARAR VERDİĞİ İDDİASI

Dava, kıdem, ihbar ve kötüniyet tazminatı ile işçilik alacaklarının tahsiline ilişkindir. Davalı işveren, davacının brüt ücretinin 30 günlük tutarını aşar şekilde işverene zarar verdiği, iş akdinin haklı nedenle feshedildiği ileri sürülmüştür. Uzman bilirkişiler aracılığı ile kusur incelemesi yaptırılarak kalite kontrol eksiğinin davacının kusurundan kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespiti ile mahallinde yapılacak keşif ile 4 adet kalite kontrol bandının bulunduğu hususu dikkate alınarak, zararlandırıcı olay ile davacının ilişkisinin olup olmadığının açık ve net bir biçimde belirlenmesi, birden çok kişinin bandından çıkan ürün nedeniyle meydana gelmiş ise meydana gelen zararlandırıcı olayda davacının kusurunun olup olmadığı, varsa oranını belirleyip çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
 
2013-04-24 Y.7.H.D. 4857 sayılı İş Kanunu m. 18, 21 2013/13110 2013/7487 KASIM 2013 27-6 52

İŞ SÖZLEŞMESİ SONA EREN İŞÇİNİN YAŞLILIK AYLIĞINI HAK ETMİŞ OLMASI

Davacı, feshin geçersizliğinin tespitine, işe iadesine, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti ve diğer haklara karar verilmesini talep etmiştir.İş güvencesi niteliğindeki işe başlatmama tazminatı işçinin kıdemi, fesih sebebi gibi olgular dikkate alınarak belirlenmelidir. Maddenin en az 4 ve en fazla 8 aylık ücreti tutarındaki tazminat alt ve üst sınırları kural olarak aşılamaz. Davacı işçinin davalıya ait işyerinde yaklaşık 25 yıl çalıştığı, iş sözleşmesinin çalışmalarından verim alınamadığı ve hizmetinden istifade edilemediği gerekçesiyle feshedildiği, işverence gerçekleştirilen feshin geçerli nedene dayanmadığı anlaşıldığından feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesi isabetlidir. Ancak davacı işçiye aylık bağlandığı sabit olduğundan başlatmama tazminatının davacının 6 aylık ücreti tutarında belirlenmesi doğru bulunmamıştır. Bu tazminatın davacının 4 aylık ücreti oranında belirlenmesi dosya içeriğine uygun düşecektir.
 
0213-03-04 Y.9.H.D. 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu m. 6, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu m. 36, 1475 sayılı İş Kanunu m. 14, 4857 sayılı İş Kanunu m. 17 2013/2540 2013/7501 KASIM 2013 27-6 51

TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİNİN SONA ERMESİ

Davacının fark Toplu İş Sözleşmesinden ücret ve ücrete bağlı hakları ile iş sözleşmesinin feshine bağlı tazminat ve yıllık ücretli izin alacağı, 2006 yılında yürürlüğe giren Toplu İş Sözleşmesinin ücret zammı ile ilgili hükmü, yeni Toplu İş Sözleşmesinin yürürlüğe girdiği 2009 tarihine kadar uygulanarak hesaplanmıştır. Toplu İş Sözleşmesi sona erdikten sonra, sözleşmenin ücret zammını öngören hükmünün yenisi imzalanıncaya kadar uygulanma olanağı bulunmadığından, önceki sözleşmedeki zam oranları uygulanmadan davacının ücret ve ücret bağlı sözleşme farkları hesaplanmalı, keza fesih tarihindeki giydirilmiş ve çıplak ücreti değişeceğinden kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağı buna göre belirlenip hüküm altına alınmalıdır.
 
2013-04-01 Y.9.H.D. 4857 sayılı İş Kanunu m. 2/6, 17, 19 2013/1506 2013/10620 KASIM 2013 27-6 49

İŞVERENLERİN BİRLİKTE İSTİHDAM İLİŞKİSİ

Davacı vekili, davacı işçinin iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Feshin geçersizliği ve işe iade davasının alt ve asıl işveren ilişkisinde, her iki işverene birlikte açılması ve muvazaa bulunmaması halinde ise, davacı işçi alt işveren işçisi olup, iş sözleşmesi alt işveren tarafından feshedildiğinden, feshin geçersizliği ve işe iade yükümlülüğü alt işverenindir. Asıl işverenin iş ilişkisinde “sözleşmenin tarafı” sıfatı bulunmadığından, asıl işverenin işe iade yönünde bir yükümlülüğünden söz edilemez. Asıl işverenin işe iade kararı sonrası işçinin işe başlamak için başvurması ve alt işverenin işe almamasından kaynaklanan işe başlatmama tazminatı ile dört aya kadar boşta geçen süre ücretinden yukarda belirtilen hüküm nedeni ile alt işverenle birlikte sorumluluğu vardır. Diğer taraftan, özellikle grup şirketlerinde ortaya çıkan bir çalışma biçimi olan birlikte istihdam şeklindeki çalışmada, işçilerin bir kısmı aynı anda birden fazla işverene ve birlikte hizmet vermektedirler. Daha çok yönetim organizasyonu kapsamında birbiriyle bağlantılı olan bu şirketler, aynı binalarda hizmet verebilmekte ve bir kısım işçiler iş görme edimini işverenlerin tamamına karşı yerine getirmektedir. Tüm şirketlerin idare müdürlüğünün aynı şahıs tarafından yapılması, şirketlerin birlikte kullandığı binanın girişinde verilen güvenlik hizmetleri, ulaşım, temizlik, kafeterya ve yemek hizmetlerinin yine tüm işverenlere karşı verilmiş olması buna örnek olarak gösterilebilir. Bu gibi bir ilişkide, işçi ile işverenler arasında tek bir iş ilişkisi, keza her iki işverenin sorumluluğu ve taraf sıfatı vardır. Dosya içeriğine göre davalı hakkında dava açılıp hüküm kurulmuş ise de kayıt üzerinde işveren B... Ambalaj Şirketi görünmekte olup, iş sözleşmesi de adı geçen şirket tarafından feshedilmiştir. Husumetin ve gerçek işverenin belirlenmesi ile hükmün infazının sağlanması açısından davalı ile dava dışı kayıt üzerinde davacının işvereni görünen B.. Ambalaj şirket arasındaki ilişki açıklığa kavuşturulmadan, aradaki ilişkinin muvazaalı olup olmadığı, asıl alt işveren ilişkisi bulunup bulunmadığı veya birlikte istihdam edip etmedikleri belirlenmeden, eksik inceleme ile karar verilmesi hatalıdır.
 
2007-05-20 Y.21.H.D. 4857 sayılı Kanun m. 77 2013/1589 2013/9138 EYLÜL 2013 27-5 49

İŞ KAZASI VE MANEVİ TAZMİNAT DAVASI

Dava, iş kazası sonucu ölen işçinin yakınlarının manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. İş Kanunu’nun 77. maddesi İş Sağlığı ve İş Güvenliği Yönetmeliğinin ilgili maddeleri incelenmek suretiyle davalılar arasındaki ilişki, işyerinin niteliğine göre işyerinde uygulanması gereken önlemlerin neler olduğu, işverenin işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiç kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde, saptanmadığı anlaşılmaktadır. Yapılacak iş; işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman 3 kişilik bilirkişi heyetine dosyayı tevdi ederek bilirkişilere konuyu yeniden yukarıda açıklandığı biçimde inceletmek, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca göre karar vermekten ibarettir.
 
2012-09-12 Y.22.H.D 2822 sayılı Kanun m. 32, 36, 55, 6772 sayılı Kanun m. 1 2012/16430 2012/17983 EYLÜL 2013 27-5 47

TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİNİN YORUMU

Dava, Yüksek Hakem Kurulu kararına karşı yorum isteğine ilişkindir. Yüksek Hakem Kurulu kararlarına karşı yorum davası açılamayacağına dair özel bir düzenleme de bulunmadığından söz konusu kararlara karşı yorum davası açılamayacağı ve davanın dinlenmeyeceği gerekçesi yerinde değildir. O halde öncelikle mahkemece davanın esasına girilerek toplu iş sözleşmesinin yorumu istenen maddesinin uygulanmasında gerçekten yoruma yönelik bir uyuşmazlık bulunup bulunmadığı belirlenmelidir. Bu noktada Yüksek Hakem Kurulu kararının içeriğine dahil edildiği toplu iş sözleşmesinin 5. maddesinde öngörülen yorum uyuşmazlığına ilişkin prosedürün işletilip işletilmediği, başka bir anlatımla uygulamaya ilişkin anlaşmazlığın ne şekilde giderildiği araştırılmalı ve varsa buna ilişkin belgeler getirtilip dosya kapsamına dahil edilmelidir. Bundan sonra yorum davası konusu olabilecek şekilde bir yorum uyuşmazlığı bulunup bulunmadığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespiti ile yorum davasının koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmelidir. Eğer yorum davasının koşulları oluşmuş ve yorum uyuşmazlığı mevcut ise toplu iş sözleşmesinin yorumu yoluna gidilmeli, aksi takdirde yani yorum davasının koşulları oluşmamış veya yorumu gerektirecek bir anlaşmazlık mevcut değilse buna göre karar verilmelidir.
 
2012-10-09 Y.22.H.D. 4857sayılı Kanun m.18, 20/3. 2012/18776 2012/21696 EYLÜL 2013 27-5 45

FESHİN GEÇERSİZLİĞİ VE İŞE İADE İSTEMİ

Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. İş güvencesi hükümlerinden yararlanmak için otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerinde çalışmak gerekir. İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan sayısı bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir. İşçi sayısına ilişkin bu hüküm nispi emredici olduğundan, daha az işçi sayısını öngören sözleşme hükümleri geçerli kabul edilmektedir. Davacının, davalı Bakanlığa bağlı okulda, okul aile birliği ile yapılan iş sözleşmesine dayalı olarak, ücreti okul aile birliği tarafından ödenmek suretiyle işçi olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin okul aile birliğinin kararıyla feshedildiği, o tarihte okulda yedi işçi çalıştığı anlaşılmış olup, okul aile birliği ile davalı Bakanlık tarafından birlikte oluşturulan bu istihdam, davalı Bakanlığın diğer işyerlerinden bağımsız ayrı bir işyeridir. Otuz işçi sayısının belirlenmesinde sadece bu işyerinde çalışan işçiler dikkate alınmalıdır. Davacının çalıştığı işyerinde fesih tarihi itibariyle otuz işçiden az sayıda işçi çalıştığından, davacının iş güvencesi hükümlerinden yararlanması mümkün değildir.
 
2014-07-02 Y.21.H.D. 506 sayılı Kanun m. 79 2012/8801 2012/12525 EYLÜL 2013 27-5 43

FİİLİ ÇALIŞMA SÜRESİNİN TESPİTİ

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir. Davacının dava konusu dönem içerisinde gerçek ve eylemli çalışmasının olduğu dönemleri yeterli ve gerekli bir araştırmayla hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlemek, Davacının işverenin yanındaki çalışmalarının yeri ve niteliği belirlenerek (gerektiğinde bordro tanıkları da dinlenerek) aynı zamanda her iki işyerinde birden çalışmanın mümkün olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre bu iki çalışmasından birinin dışlanması gerektiğini düşünmek, davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre hak düşümü, husumet ve fiili çalışma olgusuna yönelik iddia ve itirazlar da gözetilerek bir karar vermekten ibarettir.
 
2013-03-19 Y.9.H.D. 4857 sayılı İş Kanunu m. 2, 6, 1475 sayılı İş Kanunu m. 14 2013/5587 2013/9305 TEMMUZ 2013 27-4 63

ALT İŞVERENLER ARASINDA İŞYERİ DEVRİNİN SONUÇLARI

Dava, kıdem tazminatı ile izin ücreti alacaklarının ödetilmesine ilişkindir. Alt işveren işçilerinin alt işverenin işyerinden ayrılmasına rağmen yeni alt işveren yanında aynı şekilde çalışmayı sürdürmeleri halinde, alt işverenler arasında işyeri devrinin kabulü gerekir. Davalı firmanın dava dışından aldığı ihale sona ermiştir. Yeni ihaleyi dava dışı firma almıştır. Davacı tanıklarının beyanları ile davalı işverenin çalışmanın yeni alt işveren yanında kesintisiz olarak sürdüğü yönündeki savunması birlikte değerlendirildiğinde davalı şirket ile dava dışı şirket arasında işyeri devri söz konusu olup, davacının işyerini devralan yeni alt işveren yanında kesintisiz olarak çalışmaya devam ettiği anlaşıldığından feshe bağlı olan kıdem tazminatı ve izin alacağını talep edemez. Davanın reddine karar verilmesi gerekir.
 
2013-04-01 Y.9.H.D. 4857 sayılı İş Kanunu m. 18, 21/son 2013/1503 2013/10619 TEMMUZ 2013 27/4 61

İŞ SÖZLEŞMESİNİN TARAFLARIN ANLAŞMASI SONUCU SINA ERDİRİLDİĞİ İKALE SÖZLEŞMESİ

Dava, iş sözleşmesi feshinin geçersizliği ve işe iade istemine ilişkindir.Davalı, davacının kendi el yazısı ile yazmış olduğu istifa dilekçesine istinaden iş akdini kendisinin sona erdirdiğini iddia etmektedir.Mahkeme davanın kabulüne karar vermiştir.Ancak, dosya içeriğine göre davacının iş sözleşmesi işten ayrılma isteğine ilişkin 28.12.2011 tarihli istifa dilekçesine dayanılarak ihbar ve kıdem tazminatlarının ödenmesi suretiyle sonlandırılmıştır. Davacı iş sözleşmesinin sonlandırılmasına esas alınan istifa dilekçesinin baskı ile alındığından dolayı iradenin sakatlandığını yeterli ve inandırıcı delillerle kanıtlayamamıştır. Öte yandan davacı öğrenim durumu itibariyle imzaladığı istifa dilekçesinin mahiyetini ve doğuracağı sonuçları takdir ve tayin edebilecek durumdadır. Hal böyle olunca iş sözleşmesinin tarafların iradelerinin birleşmesi ile oluşan anlaşma doğrultusunda feshedildiğinin kabulü gerekir. Bu durumda, taraflardan birinin karşı tarafa ilettiği iş sözleşmesinin karşılıklı feshine dair sözleşme yapılmasını içeren açıklamasının ardından diğer tarafın da bunu kabulü ile bozma sözleşmesi (ikale) kurulmuş olacağından davacının iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacağı gözetilmeden yazılı gerekçe ile karar verilmesi hatalı olmuştur.
 
2013-04-01 Y.9.H.D. 4857 sayılı İş Kanunu m. 2/6, 17, 19 2013/1506 2013/10620 TEMMUZ 2013 27-4 59

İŞVERENLERİN BİRLİKTE İSTİHDAM İLİŞKİSİ

Davacı vekili, davacı işçinin iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.Feshin geçersizliği ve işe iade davasının alt ve asıl işveren ilişkisinde, her iki işverene birlikte açılması ve muvazaa bulunmaması halinde ise, davacı işçi alt işveren işçisi olup, iş sözleşmesi alt işveren tarafından feshedildiğinden, feshin geçersizliği ve işe iade yükümlülüğü alt işverenindir. Asıl işverenin iş ilişkisinde sözleşmenin taraf sıfat bulunmadığından, asıl işverenin işe iade yönünde bir yükümlülüğünden söz edilemez. Asıl işverenin işe iade kararı sonrası işçinin işe başlamak için başvurması ve alt işverenin işe almamasından kaynaklanan işe başlatmama tazminatı ile dört aya kadar boşta geçen süre ücretinden yukarda belirtilen hüküm nedeni ile alt işverenle birlikte sorumluluğu vardır. Diğer taraftan, özellikle grup şirketlerinde ortaya çıkan bir çalışma biçimi olan birlikte istihdam şeklindeki çalışmada, işçilerin bir kısmı aynı anda birden fazla işverene ve birlikte hizmet vermektedirler. Daha çok yönetim organizasyonu kapsamında birbiriyle bağlantılı olan bu şirketler, aynı binalarda hizmet verebilmekte ve bir kısım işçiler iş görme edimini işverenlerin tamamına karşı yerine getirmektedir. Tüm şirketlerin idare müdürlüğünün aynı şahıs tarafından yapılması, şirketlerin birlikte kullandığı binanın girişinde verilen güvenlik hizmetleri, ulaşım, temizlik, kafeterya ve yemek hizmetlerinin yine tüm işverenlere karşı verilmiş olması buna örnek olarak gösterilebilir. Bu gibi bir ilişkide, işçi ile işverenler arasında tek bir iş ilişkisi, keza her iki işverenin sorumluluğu ve taraf sıfatı vardır. Dosya içeriğine göre davalı hakkında dava açılıp hüküm kurulmuş ise de kayıt üzerinde işveren B... Ambalaj Şirketi görünmekte olup, iş sözleşmesi de adı geçen şirket tarafından feshedilmiştir. Husumetin ve gerçek işverenin belirlenmesi ile hükmün infazının sağlanması açısından davalı ile dava dışı kayıt üzerinde davacının işvereni görünen B.. Ambalaj şirket arasındaki ilişki açıklığa kavuşturulmadan, aradaki ilişkinin muvazaalı olup olmadığı, asıl alt işveren ilişkisi bulunup bulunmadığı veya birlikte istihdam edip etmedikleri belirlenmeden, eksik inceleme ile karar verilmesi hatalıdır.
 
2012-12-18 Y.22.H.D. 818 sayılı Borçlar Kanunu m. 84, 86, 4857 sayılı İş Kanunu m. 32, 5, 120 2012/28063 2012/28555 TEMMUZ 2013 27-4 57

İŞVEREN TARAFINDAN YAPILAN KISMİ ÖDEMELERDE MAHSUP

Dava işçilik alacakları istemine ilişkindir. Ücret, çalışılan ayı takip eden aybaşında muaccel hale gelir. Fazla mesai, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin muacceliyet tarihleri normal aylık ücret gibidir. İşçinin ihbar ve kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti sözleşmesinin feshi ile muaccel hale gelir. İşveren kıdem tazminatı borcu bakımından iş sözleşmesinin feshedildiği tarihte temerrüde düşer. Diğer tazminat ve alacaklar bakımından ise tarafların sözleşme ile kararlaştırdıkları ödeme zamanı ya da işçi tarafından gönderilecek ihtarnamede belirtilen ödeme günü itibariyle işverenin temerrüdü gerçekleşir. Davacının son bordrosunda ek tazminat adı altında ödeme yapılmış olup, bu ödeme davalı şirket ile sendika arasında yapılan protokol gereğince feshin olumsuz sonuçlarını azaltmak için insan kaynakları teşvik ödemesi olarak nitelendirildiğinden, yapılan bu ödemenin hüküm altına alınan alacaklardan mahsup edilmesi gerekir.
 
2012-11-19 Y.9.H.D. 4857 sayılı İş Kanunu m. 6, 18, 21, 22 2012/23165 2012/38120 MAYIS 2013 27-3 65

İŞVERENİN ÇALIŞMA KOŞULLARINI DEĞİŞTİRMEK İSTEMESİ

Dava, feshin geçersizliği ve işe iade istemine ilişkindir. Değişiklik feshi, işyerinde geçerli nedenin ortaya çıktığı bir süreçte işverenin uygun son çare olarak feshi önleyecek esaslı değişikliğe başvurması, buna karşılık işçinin bu değişikliği kabul etmemesine bağlı olarak gerçekleşen fesihtir. Değişiklik teklifinin reddi tek başına geçerli neden olarak kabul edilemez. Davalı işverence, işçiye yapılan kreş ve çocuk yardımı ile fazla çalışma ücretine yönelik değişikliklerin nasıl bir işletmesel nedenle fesih sonucu doğuracağı ve bundan kaçınmak için fesihten önce söz konusu değişikliklere başvurulduğu açıklanmamış olup, bu hususlar işyerindeki işin akışı ve ifa şekline bağlı çalışma şartlarından değildir. İşletme risklerini işveren taşımakta olup ücret ve eklerinin indirilmesi girişimi bu riskin belli ölçüde işçilere aktarılması anlamına gelmekte, böyle bir sonuç ancak ekonomik kriz gibi dönemlerde ve işyerinin ayakta kalmasını zorunlu kıldığı istisnai hallerde geçici bir uygulamaya yönelik ise kabul edilebilir. İşverence yapılan değişiklik feshi geçerli bir nedene dayanmamaktadır.
 
2013-01-14 Y.9.H.D. 4857 sayılı İş Kanunu m. 18, 20 2012/22940 2013/117 MAYIS 2013 27-3 63

İŞ SÖZLEŞMESİNİN İŞVEREN AÇISINDAN ÇEKİLMEZ HALE GELMESİ

Davacı vekili, davalıya ait işyerinde Toplu İş Sözleşmesi kapsamında kabin memuru olarak çalışan ve sözleşmedeki hükümler nedeni ile iş güvencesinden yararlanan davacı işçinin iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı işçinin her yıl rapor aldığı ve 2011 yılında da bir çok kez rahatsızlığı nedeni ile aralıklı da olsa rapor aldığı anlaşılmaktadır. Davacının sık sık rapor alması işyerinde olumsuzluklara yol açmış ve iş ilişkisinin işveren açısından çekilmez hale getirmiştir. İşverenin feshi, davacının yeterliliğinden kaynaklanan geçerli nedene dayandığından, davanın reddi gerekir.
 
2012-09-12 Y.22.H.D. 4857 sayılı iŞ Kanunu m. 77 2012/16430 2012/17983 MART 2013 27 57

TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİNİN YORUMU

Dava, Yüksek Hakem Kurulu kararına karşı yorum isteğine ilişkindir. Yüksek Hakem Kurulu kararlarına karşı yorum davası açılamayacağına dair özel bir düzenleme de bulunmadığından söz konusu kararlara karşı yorum davası açılamayacağı ve davanın dinlenmeyeceği gerekçesi yerinde değildir. o halde öncelikle mahkemece davanın esasına girilerek toplu iş sözleşmesinin yorum istenen maddesinin uygulanmasında gerçekten yoruma yönelik bir uyuşmazlık bulunup bulunmadığı belirlenmelidir. bu noktada Yüksek Hakem Kurulu kararının içeriğine dahil edildiği toplu iş sözleşmesinin 5. maddesinde öngörülen yorum uyuşmazlığına ilişkin belgeler getirtilip dosya kapsamına dahil edilmelidir. Bundan sonra yorum davası olabilecek şekilde bir yorum uyuşmazlığı mevcut ise toplu iş sözleşmesinin yorumu yoluna gidilmeli, aksi takdirde yani yorum davasının koşulları oluşmamış veya yorumu gerektirecek bir anlaşmazlık mevcut değilse buna göre karar verilmelidir.
 
2012-11-02 Y.21.H.D. 4857 sayılı iŞ Kanunu m. 77 2011/12864 2012/18480 MART 2013 27 56

İŞYERİNDE ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER

Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda; bilirkişiler, öngördüğü koşulları göz önünde tutarak ve özellikle, işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinin ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı, dava dışı araç sürücüsünün kusurunun bulunup bulunmadığı gibi hususları ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranını hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde, saptamadıkları anlaşılmaktadır. Davalı tarafın itirazlarını da kapsar şekilde işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman bilirkişilere konuyu yeniden yukarıda açıklandığı biçimde inceletmek, verilen rapor dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilmek suretiyle sonuca gidilmelidir.
 
2012-10-19 Y.10.H.D. 506 sayılı Kanun m. 79 2011/16540 2012/19817 MART 2013 27 55

HİZMET TESPİTİ İSTEMİ

Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Davacının, işten çıkartıldığına ilişkin beyanı ve davalı işverenin, davacının işsizlik ödeneğinden yararlandığına ilişkin beyanı karşısında, davacının talep dönemi içinde işsizlik ödeneğinden yararlanıp yararlanmadığı, yararlandıysa ne kadar süre yararlandığının da araştırılarak, tüm deliller toplanıp birlikte değerlendirildikten sonra karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
 
2012-11-11 Y.10.H.D. 506 sayılı Kanun m. 26, 6111 sayılı Kanun m. 17, 6100 sayılı Kanun m. 165 2012/20808 2012/22425 MART 2013 27 53

İŞ KAZASI SONUCU SÜREKLİ İŞ GÖREMEZLİK

Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirler ile yapılan ödemelerin 506 sayılı Kanun2un 26. maddesi uyarınca rücuan tahsili istemine ilişkindir. Davanın konusunun kalmadığına karar verebilmek için, sadece yapılandırma kapsamında başvuru yapılması veya yapılandırılan borcun taksitler halinde ödenmeye başlanması yeterli olmayıp, 6111 sayılı Kanun’dan yararlanılarak yapılan ödemelerin, davaya esas talep sonucunu karşılandığının da anlaşılmış olması gerekir. Talep sonucunun henüz karşılanmadığının belirlenmesi durumunda ise, HMK m. 165 uyarınca bu durum \"bekletici sorun\" kabul edilerek, anılan koşulların oluşması anına kadar yargılama bekletilmelidir. Mahkemece, yapılan taksit ödemelerinin Kurum alacağını karşıladığının anlaşılması halinde ise, \"davanın konusunun kalmadığından\" söz edilebilir.
 
2012-11-19 Y.9.H.D. 4857 sayılı İş Kanunu m.2 2012/35270 2012/38530 MART 2013 27 51

FARK ÜCRET ALACAĞININ TAHSİLİ

Dava, fark ücret alacağının tahsili istemidir. Yüklenici firmalara verilen işin yardımcı iş niteliğinde olması ve davacının sözü edilen iş kapsamında görev yapması halinde dahi, davalı ile yüklenici firmalar arasındaki ilişkinin muvazaaya dayanıp dayanmadığı ayrıca değerlendirilmelidir. Belirtmek gerekir ki, yardımcı işin alt işverene verilmesi durumunda ilişkinin muvazaaya dayanıp dayanmadığı noktasında 4857 sayılı İş Kanunu\'nun 2. maddesi hükümleri ile Borçlar Kanunu hükümlerine göre genel muvazaa kriterleri dikkate alınmalıdır. Yüklenici firmaların işyerinde bağımsız bir işyeri örgütlenmesi içine girip girmediği araştırılmalıdır.
 
2012-07-12 Y.22.H.D. 4857 sayılı İş Kanunu m. 5, 2821 sayılı Sendikalar Kanunu m. 31 2012/13064 2012/16519 OCAK 2013 27 49

EŞİT DAVRANMA İLKESİNE AYKIRILIK

Davacı, ücret ve tazminat alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece davanın istem gibi kabulüne karar verilmiştir ancak yasadaki dört aya kadar olan ve ayrımcılık tazminatı olarak ifade edilen miktarlar için verilen karar yerinde değildir. İşveren işyerinde sendikal faaliyeti engellemek için karşı faaliyet yürüttüğü bu kapsamda da bazı uygulamalar yaptığı, sendikalı olmayan işçilere 110,00 TL ayrıca ücret ödemesinde bulunduğu sabittir. Bu ödeme ile işveren sendikal faaliyeti engelleme amacı gütmektedir. İşe iade davası sonucunda verilen işe başlatmama tazminatının sendikal nedene dayalı fesih gerekçesiyle bir yıllık ücret olarak belirlendiği dikkate alındığında, işverenin sendikalaşmaya karşı olan bu eylemi için yasal bir yaptırıma maruz kaldığı artık, aynı sebep için ikinci defa tazminat ödeme durumunda bırakılmasının mümkün olmadığı düşünülmelidir.
 
2011-12-02 Y.22.H.D. 4857 sayılı İş Kanunu m. 2, 6100 sayılı HMK m. 27, 59, 124, 327, 2011/4568 2011/8195 OCAK 2013 27 54

ALT İŞVEREN-ASIL İŞVEREN İLİŞKİSİNİN MUVAZAAYA DAYANMASI

İşe iade davasının yalnızca asıl işveren veya alt işveren aleyhine açılması durumunda, dava hemen reddedilmemeli, davalı olarak gösterilmeyen asıl işveren veya alt işverene davanın teşmili için davacı tarafa süre verilmeli, verilen süre içinde, diğer dava arkadaşına teşmil edilirse davaya devam edilmeli, aksi halde dava sıfat yokluğundan reddedilmelidir. İşin esasına yönelik olarak, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin geçersiz veya muvazaaya dayanması nedeni ile feshin geçersizliğine yönelik karar gerçek işveren hakkında kurulmalıdır. Diğer taraf hakkında sıfat yokluğu ile davanın reddine karar verilmeli ve bu taraf lehine vekâlet ücreti takdir edilmemelidir.
 
2012-03-20 Y.22.H.D 4857 sayılı İş Kanunu m. 2, 2822 sayılı toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu m. 1 2012/1135 2012/4487 OCAK 2013 27 50

ASIL İŞVEREN-ALT İŞVEREN İLİŞKİSİNİN GEÇERSİZ OLMASI VE SONUÇLARI

Davacı, ihbar tazminatı, sendikal tazminat, ücret farkı, ikramiye ve yakacak yardımı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Davacının üyesi olduğu İşçi Sendikası ile dava dışı alt işveren Ltd. Şti. arasında imzalanan toplu iş sözleşmesi ise, adı geçen dönem için yürürlüktedir. Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin geçersiz olması durumunda, alt işverenin imzaladığı sözleşmenin uygulanma kabiliyetini yitireceğinin kabul edilmesi 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu\\\'nda kabul edilen temel esaslara uygun görülmektedir. Ancak, asıl işveren-alt işveren konusunun düzenlenmesine hakim olan işçiyi korumak düşünceleri de dikkate alındığında, toplu iş sözleşmesinin hükümsüzlüğünün geçmişe etkili olmadığının, ileriye etkili olduğunun kabul edilmesi ve muvazaanın saptandığı tarihe kadar toplu iş sözleşmesinin geçerli sayılması gerekmektedir. Öte yandan, toplu iş sözleşmesinin baştan itibaren hükümsüzlüğü kabul edilse dahi, bir kimsenin kendi muvazaasından yararlanmaması esastır. Bu durumda, davacının, İşçi Sendikası ile dava dışı alt işveren Ltd. Şti. arasında imzalanan toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlanacağı açıktır. Ayrıca, kesinleşen emsal işe iade davalarında, işçilerin sendikal nedenlerle iş sözleşmelerinin feshedildiği de kabul edilmiştir. Davanın kabulü kararı isabetsizdir.
 
2001-06-20 Y.22.H.D 4857 sayılı İş Kanunu m. 5, 2821 sayılı Sendikalar Kanunu m. 31 2012/6648 2012/12024 OCAK 2013 27 52

İŞİN YÜRÜTÜMÜNÜ BOZAN DAVRANIŞ NEDENİYLE FESİH

Dava, feshin geçersizliğine ve işe iadeye ilişkindir. Davalıya ait işyerinde yüklemeci olarak çalışan davacı işçinin dava dışı bir personelin kullandığı araç ile uçağa zarar verdiğini gördüğü halde yetkililere bildirmediği tutulan rapor ve tanık ifadelerinden anlaşılmaktadır. Bu durumda, işyerindeki güven ortamının zedelendiği, davacının işin yürütümünü bozan bu davranışı nedeniyle iş sözleşmesinin devamının davalı işverenden beklenemeyeceği, fesih haklı sebep boyutuna ulaşmamış ise de, sözleşmenin geçerli nedenle feshedildiğinin kabulü gerekir.
 
2012-03-01 Y.9.H.D. 4857 sayılı Kanun m. 41, 63, 68 2012/7306 2012/6557 KASIM 2012 26 33

FAZLA MESAİ ALACAĞININ TAHSİLİ

İşyeri devrinin iş ilişkisine etkileri ile işçilik alacaklarından sorumluluk bakımından taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur. Davacının davalı … İdaresi işyerinde diğer davalının işçisi olarak çalıştığı, ihalenin başka şirkete verilmesi üzerine iş aktinin feshedildiği ve davacının ihaleyi yeni alan şirkette ara vermeden çalışmaya devam ettiği anlaşılmaktadır. İşyerinin açık bir şekilde devredilmeyip zımni olarak devredildiği bellidir. Sosyal Sigortalar Kurumuna yapılan çıkış bildirimi de alt işverenin kurumsal açıdan yaptığı olağan bir işlemdir. Bu nedenle devri ortadan kaldırmaz. Davacı da ertesi gün işi alan diğer alt işveren yanında başlayarak bu olguyu doğrulamıştır. Feshe bağlı kıdem, ihbar tazminatı ve yıllık izin alacağının reddi gerekir.
 
2011-12-07 Y.H.G.K 4857 sayılı Kanun m. 6, 120; 1475 sayılı Kanun m. 14, 4721 sayılı Kanun m. 599 2011/9-589 2011/740 KASIM 2012 26 31

İŞYERİNİN DEVRİ HALİNDE İŞÇİLİK ALCAKLARI TALEBİ

İşyeri devrinin iş ilişkisine etkileri ile işçilik alacaklarından sorumluluk bakımından taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur. Davacının davalı … İdaresi işyerinde diğer davalının işçisi olarak çalıştığı, ihalenin başka şirkete verilmesi üzerine iş aktinin feshedildiği ve davacının ihaleyi yeni alan şirkette ara vermeden çalışmaya devam ettiği anlaşılmaktadır. İşyerinin açık bir şekilde devredilmeyip zımni olarak devredildiği bellidir. Sosyal Sigortalar Kurumuna yapılan çıkış bildirimi de alt işverenin kurumsal açıdan yaptığı olağan bir işlemdir. Bu nedenle devri ortadan kaldırmaz. Davacı da ertesi gün işi alan diğer alt işveren yanında başlayarak bu olguyu doğrulamıştır. Feshe bağlı kıdem, ihbar tazminatı ve yıllık izin alacağının reddi gerekir.
 
2012-06-30 Y.10.H.D. 506 sayılı Kanun m. 79 2011/5190 2011/9801 EYLÜL 2012 26 51

HİZMET TESPİTİ DAVASINDA 5 YILLIK HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRENİN KESİLMESİ

Davacı, davalı işyerindeki çalışmalarının tespitini talep etmiştir. Bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir önem verilmesi gerekir. Sigorta başlangıç tarihinin tespitine karar verilebilmesi için dava, çalışılan yılın sonundan başlayarak beş yıllık hak düşürücü süre içinde açılmalıdır. Ancak işe başlama bildirgesi verilmesi halinde işe başlama tarihinden sonrası için hak düşürücü süreden bahsedilemez, işe giriş tarihinden önceye ilişkin süreler açısından ise hak düşürücü süre işlemeye devam edecektir. Davaya konu işyerinde 15.11.1983 tarihinde işe giriş bildirgesi mevcut olduğundan bu tarihten sonrası için hak düşürücü süre işlemeyecektir. Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alındığını gösteren yazılı karine niteliğinde ise de, fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemeyeceğinden, çalışıldığı iddia edilen işyeri tespit tarihi itibariyle komşu iş yeri sahipleri ile çalışanlarının da bilgi ve görgülerine başvurularak fiili çalışma olgusu ile çalışmanın niteliği somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde kanıtlanmalıdır.
 
2011-03-03 Y.10.H.D. 5510 sayılı Kanun Geçici m. 7/1, 506 sayılı Kanun m. 2, 3 2011/1912 2011/2657 EYLÜL 2012 26 50

İŞE GİRİŞ BİLDİRGESİNE İSTİNADEN SİGORTA BAŞLANGIÇ TARİHİNİN TESPİTİ

Dava, işe giriş bildirgesine istinaden sigorta başlangıç tarihinin tespiti istemine ilişkindir. Söz konusu bildirge üzerinde \\\"çırak ibaresi bulunmakta olduğundan; öncelikle davacı ile işveren arasında çıraklık sözleşmesi düzenlenip düzenlenmediği araştırılmalı, yukarda anılan çalışma ilişkisi aydınlatılarak, davacının çalışmalarının, bir mesleğin öğrenilmesine yönelik olup olmadığı, sözleşme sonrası dönemde herhangi bir eğitim merkezinde teorik veya pratik eğitim alıp almadığı, eğitimin yoğunluğu ve işyerinde fiilen çalışma süresi araştırılarak, işverenle davacı arasındaki ilişkinin niteliği belirlenmeli, böylelikle davacının çırak olarak kabul edilip edilemeyeceği saptanarak elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir. Davacının diğer davalı bakımından davadan vazgeçme beyanı üzerine bir hüküm tesis edilmemiş olup, bu konuda olumlu ya da olumsuz bir hüküm tesis edilmelidir.
 
2012-01-16 Y.22.H.D. 4857 sayılı Kanun m. 25/2 2011/4728 2012/11 EYLÜL 2012 26 48

İŞÇİNİN DAVRANIŞLARININ GÜVENİ KÖTÜYE KULLANMAK NİTELİĞİNDE OLMASININ FESİH İÇİN HAKLI SEBEP OLUŞTURMASI

Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. İşçinin eleştiri sınırları içinde kalan söz ve davranışları işverene haklı fesih imkanı vermez. Somut olayda; davacı, davalı işyerinde çalışanlar arasında yapılan kampanyada en fazla satışı yapmak amacıyla gerçekte var olmayan siparişler için işyerinden fatura kestirerek daha sonra satış yapmaya çalışmış, satamadığı malzemeleri de kendisi batın almıştır. Olayda işverenin maddi zararı tespit edilememiş, vergi dairesince işyerinden kesilen faturalarla satış noktalarından gelen faturaların karşılaştırılması sırasında faturalar örtüşmeyince olay ortaya çıkmıştır. 4857 sayılı Kanun\'un 25. maddesinin II/e bendi gereğince iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedilebilmesi için işverenin maddi zararının doğması gerekmez. Dava konusu olayda davacının davranışının işverenin güvenini kötüye kullanmak niteliğinde olduğu ve haklı sebep oluşturduğu açıktır. Buna rağmen davanın kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
 
2012-03-12 Y.9.H.D. 4857 sayılı Kanun m. 17, 1475 sayılı Kanun m. 14 2012/8530 2012/7950 EYLÜL 2012 26 47

KIDEM İHBAR TAZMİNATI VE İŞÇİLİK ALACAKLARININ HESAPLANMASI

Kıdem ve ihbar tazminatının giydirilmiş ücretten, diğer işçilik alacaklarının ise çıplak ücretten hesaplanması gerekir. İşçiye ücreti dışında ödenen asgari geçim indirimi yasa ile getirilmiş olup, bireyin veya ailenin asgari geçim düzeyini sağlayacak bölümünün toplam gelirden düşülerek vergi dışı bırakılmasıdır. Bu nedenle ücretin eki değildir. Ücret olarak nitelendirilemez ve tazminat ve işçilik alacaklarının hesaplanmasına esas ücrete dahil edilemez. Bilirkişi raporunda davacının kıdem ve ihbar tazminatı asgari geçim indirimi de dahil edilmiş ücretten hesaplanması hatalıdır. Davacının kıdem ve ihbar tazminatı asgari geçim indirimi dikkate alınmadan hesaplanıp belirlenmelidir.
 
2012-03-01 Y.9.H.D. 4857 sayılı Kanun m. 11, 15; 818 sayılı Kanun m. 338, 18 Mart 1999 tarihli 1999/70 EC Konsey Yönergesi m. 4, 5; 1999 yılı İstihdam Politikası Ana Hatları Hakkında 9 Şubat 1999 tarihli Konsey Tavsiye Kararı 2009/46799 2012/6562 EYLÜL 2012 26 44

BELİRSİZ SÜRELİ HİZMET SÖZLEŞMESİNİN İKİDEN FAZLA YENİLENMESİ

Dava, itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Uyuşmazlık taraflar arasındaki ilişkinin belirli süreli iş sözleşmesinin unsurlarını taşıyıp taşımadığı noktasında toplanmaktadır. Belirli süreli iş sözleşmesinden söz edilebilmesi için sözleşmenin açık veya örtülü olarak süreye bağlanması ve bunun için objektif nedenlerin varlığı gerekir. Tarafların belirli süreli iş sözleşmesi yapma konusunda iradelerinin birleşmesi yeterli görüldüğü hallerde, Yargıtay kararları doğrultusunda belirli süreli iş sözleşmelerine sınırlama getirilmiş ve sürekli yenilenen sözleşmeler bakımından ikiden fazla yenilenme halinde, sözleşmenin belirsiz süreli hale dönüşeceği kabul edilmiştir. Belirli süreli iş sözleşmesinin yapılması ve yenilenmesi, işçinin iş güvencesi dışında kalması sonucunu doğurmamalıdır. Uluslararası sözleşmelerde, bir taraftan esnek çalışmayı özendirirken diğer taraftan güvenliğe önem vererek bir denge amaçlanmıştır. Başka bir anlatımla esnek, çalışma modellerin kötüye kullanılmaması gerektiğini özenle vurgulamıştır. Bu nedenlerle, taraflar arasındaki hizmet akdi her ne kadar belirli süreli denilerek yapılmışsa da, taraflar arasındaki ilişkinin belirli süreli hizmet akdi yapılmasını gerektirir Objektif koşulları taşımadığı, yapılan işin sürekli bir iş olup ilk sözleşmenin yapıldığı 07.07.2003 tarihinden itibaren üç kere de yenilendiği dikkate alındığında sözleşmenin başından beri belirsiz süreli olup, bakiye süre ücretinin söz konusu olamayacağı anlaşıldığından davanın reddi gerekir.
 
2011-03-24 Y.9.H.D. 4857 sayılı Kanun md. 5, 20, 25 2009/7079 2011/8486 TEMMUZ 2012 26-4 47

KIDEM TAZMİNATINDA ÜCRET HESABI

Dava, kıdem tazminatına ilişkindir. İşyerinde, performans değerlendirilmesiyle çalışanların ücret zamları belirlenmektedir. Davacının diğer çalışanlarla başarı puanı ve yüzdesi oranları bakımından dikkate değer büyük farklar olmadığı, birçok ayda aynı ve birbirine yakın değerlendirme yapıldığı görülmüştür. İşveren tarafından eşit davranma ilkesine aykırı uygulama yapılarak, ücretine düşük oranda zam yapıldığı davacının işyerinden bu şekilde ayrılmaya zorlandığı, davacı tarafından noterden gönderilen bildirimin haklı fesih olduğu kanaatine varılarak davanın kabulü hukuka uygundur.
 
2012-02-09 Y.22.H.D. 4857 sayılı Kanun md. 11, 18 2011/5463 2012/1468 TEMMUZ 2012 26-4 45

FESHİN GEÇERSİZLİĞİ VE İŞE İADE

Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Kule vinç operatörü olarak çalışan davacının iş sözleşmesinin belirli süreli olarak yapılmasını gerektirecek objektif nedenlerin varlığı işveren tarafından ispatlanamamıştır. Taraflar arasındaki iş sözleşmesi belirsiz sürelidir ve davacın iş güvencesinden yararlanma hakkı bulunmaktadır. İş sözleşmesinin geçerli nedene dayanılarak feshedildiği de işverence kanıtlanamadığından işe iade kararı verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle isteğin reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
 
2011-07-19 Y.21.H.D. 506 sayılı Kanun md. 79 2011/5408 2011/6454 TEMMUZ 2012 26-4 46

ÇALIŞMANIN TESPİTİ VE İMZA İNCELEMESİ

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tesbitiyle brüt ücret alacağının tahsiline karar verilmesini istemiştir. Yapılacak iş, davacının tesbitini istediği sürelerle ilgili olarak davalı işverenin ücret bordrolarında sigortalının imzası üzerinde uzman bilirkişilere imza incelemesi yaptırmak, imzanın sigortalıya ait olduğunun anlaşılması halinde imzasını içeren bordrolara geçmiş sürelerin dışındaki sürelerle ilgili olarak istemin reddine, imzalı olmayan bordrolardaki süreler yönünden de işverence SSK\'ya verilen dönem bordrolarında kayıtlı tanıklar saptanarak, bu tanıkların bilgilerine başvurmak, dönem bordroları yok ise işverenin komşu işyerlerinin kayıtlara geçmiş kişileri veya benzer işi yapanların kayıtlara geçmiş kimseleri tespit edilip dinlenmek, işyerine ilişkin Kurum şubesinde bulunan işyeri dosyası ile, davacıya ait işyerindeki şahsi dosyalarını celbetmek, muhtasar vergi beyannamelerini incelemek ve tüm deliller toplandıktan sonra delilleri takdir edip hizmet süresini belirlemek ve sonucuna göre karar vermektir
 
2012-02-20 Y.22.H.D. 4857 sayılı Kanun md. 18, 20 2011/9465 2012/2277 TEMMUZ 2012 26-4 43

FESHİN GEÇERSİZLİĞİ VE İŞE İADE

Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Üniversitelerin ilgili kürsülerinde çalışan öğretim üyeleri arasından seçilecek bir işletmeci, bir mali müşavir ve bir hukukçudan oluşacak işin uzmanı olan üç kişilik bilirkişi kurulundan rapor alınarak; davacının yaptığı işe olan ihtiyacın ortadan kalkıp kalkmadığı, davacının istihdam fazlası durumuna gelip gelmediği, davalı işverenin ekonomik krizin etkilerinin giderilmesi için fesihten önce fazla çalışmaların kaldırılması, izinlerin kullandırılması, ücretsiz izin uygulamasına gidilmesi gibi yöntemlere başvurup başvurmadığı, davacıya başka yerde ya da başka türlü bir iş önerilip önerilmediği araştırılıp belirlendikten sonra ortaya çıkacak duruma göre karar verilmesi gerekir.
 
2011-05-03 Y.10.H.D. 1086 sayılı Kanun md. 288 2009/17761 2011/6609 MAYIS 2012 26-3 45

ÇALIŞMA SÜRESİ VE SİGORTA PRİMİNE ESAS KAZANCIN TESPİTİ

Dava, davalılardan işverene ait işyerinde geçen sigortalı çalışma süreleri ve sigorta primine esas kazancın tesbiti istemine ilişkindir. Bu davalarda işverenin kabulünün dahi tek başına hukuki bir sonuç doğuramayacağı göz önünde tutulmalı ve ücret konusunda; tespiti istenilen sürenin evvelinde ve sonrasında beyyine başlangıç sayılabilecek ödeme belgeleri ve sair bu nitelikte bir belge yoksa, HMUK\\\'da yazılı sınırları taşan ücret alma iddialarında yazılı delil aranmalıdır. Davacının çalıştığı sürelere göre yaptığı işin niteliği belirlenip, buna göre piyasada geçerli ücretler ilgili odalardan sorulup, gerekli tüm araştırmalar yapılmalıdır.
 
2011-03-08 Y.21.H.D. 818 sayılı Kanun md. 47 2010/11023 2011/2003 MAYIS 2012 26-3 43

İŞ KAZASI SONUCU ÖLEN SİGORTALININ EŞİNİN MANEVİ TAZMİNAT TALEBİ

Dava, meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının eşinin manevi tazminat istemine ilişkindir. Sonradan ölenin yakınlarının yaşam biçiminde meydana gelen değişiklikler kaza tarihinde duyulan acıyı değiştirmeyeceğinden manevi tazminatın belirlenmesinde dikkate alınmaması gerekir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de, Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir etmesi gerekir.
 
2011-07-12 Y.9.H.D. 4857 sayılı Kanun md. 68 2011/1025 2011/23562 MAYIS 2012 26-3 41

FAZLA ÇALIŞMANIN İSPATI

Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez. Davacının yıllık izinlerini kullanıp kullanmadığı taraflar arasında ihtilaflıdır. Davacı lehine bilirkişi raporu benimsenerek yıllık izin ücreti hüküm altına alınmıştır. Davalı vekili delillerini bildirdiği dilekçede \"diğer deliller\" yazmak sureti ile yemin deliline de dayanmıştır. Bu sebeple davalı tarafa yıllık izin bakımından yemin teklif etme hakkını kullanıp kullanmayacağı hatırlatılmadan yıllık izin alacağına hükmedilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
 
2011-12-21 Y.9.H.D. 1475 sayılı Kanun md. 14, 6100 sayılı Kanun md. 31 2009/29770 2011/48974 MART 2012 26-2 59

İŞÇİLİK ALACAKLARINDA TANIK BEYANI

Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta ve genel tatil alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Dosya kapsamındaki delil durumu gerek akdin feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı bu bağlamda davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanıp kazanmadığı, fazla çalışması bulunup bulunmadığı, genel tatil ve hafta tatillerinde çalışıp çalışmadığı hususlarında değerlendirme yapılması için yetersiz görülmektedir. Bu nedenle mahkemece 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun düzenlemesi de nazara alınarak taraflardan uyuşmazlığı aydınlatacak beyan alınması gerekirse tekrar tanık anlatımlarına başvurulması suretiyle taraflar arasındaki çekişme konusu hususların aydınlatılması sağlanarak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
 
2011-03-29 Y.10.H.D. 506 sayılı Kanun md. 10, 26 2011/2368 2011/4334 MART 2012 26-2 58

İŞE GİRİŞ BİLDİRGESİNİN KURUMA GEÇ İBRAZI

Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirler nedeniyle uğranılan kurum zararının rücuan tahsili istemine ilişkindir. İş kazasının meydana geldiği tarihte yürürlükte olan yasaya göre, işe giriş bildirgesinin, çalışmaya başladıktan itibaren 1 aylık süre içinde kurum\\\\\\\\\\\\\\\'a verilmesi gerekir. Davacının iş kazasının meydana geldiği tarihten geriye doğru 1 ayı geçen çalışmasının bulunduğunun ve işe girişinin, kazadan sonra bildirildiğinin anlaşılması durumunda işverenlerin sorumlu olacağı dikkate alınmalıdır. Davaya konu iş kazasının meydana geldiği inşaatın yapı ruhsatı ile bilirkişi raporunda davalının konumunun farklı şekilde belirtildiği anlaşılmaktadır. Davalının işverenlik sıfatının bulunup-bulunmadığı araştırılmalıdır.
 
2011-03-20 Y.10.H.D. 506 sayılı Kanun md. 26, 4857 sayılı Kanun m. 77 2011/2928 2011/3751 MART 2012 26-2 57

İŞ KAZASI SONUCU ÖLÜMDE KUSUR AİDİYETİ

Dava, iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirlerin 506 sayılı Kanun’un 26. maddesi gereğince davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Dava konusu iş kazasında; iş kazasının gerçekleştiği iş kolu ile, işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında uzman kişilerden seçilecek bilirkişi kurulundan, yukarıda sıralanan maddi ve hukuki olgular ışığında yeniden yapılacak incelemeyle; mevzuat uyarınca hangi önlemlerin alınması gerektiği, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığı ve alınmış önlemlere sigortalının uyup uymadığı yönlerinin yargısal denetime elverir biçimde irdelenip, çelişkiden uzak rapor alınması gereği üzerinde durulmaksızın, kusur aidiyeti konusunda eksik ve yetersiz incelemeye dayalı kusur raporu esas alınmak suretiyle sonuca varılması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
 
2011-07-11 Y.9.H.D. 2822 sayılı Kanun md. 61 2011/31621 2011/23534 OCAK 2012 26-1 35

TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİNE DAYANAN EDA DAVALARI VE İŞÇİLİK ALACAKLARI

Toplu iş sözleşmesinin imzalanamadığı dönemde Kamu Toplu iş Sözleşmesi Çerçeve Anlaşma Protokolü uygulanmalıdır. Toplu iş sözleşmesine dayanan eda davalarında “ifaya mahkum edilen taraf, temerrüt tarihinden itibaren, bankalarca uygulanan en yüksek işletme kredisi faizi üzerinden temerrüt faizi ödemeye de mahkum edilir\" şeklinde kurala yer verilerek uygulanması gereken faiz türü belirtilmiştir. Toplu iş sözleşmesinden doğan istekler bakımından sözü edilen faizin uygulanması yerinde ise de, toplu iş sözleşmesinin süresinin sona ermesinin ardından iş sözleşmesi hükmü olarak devam eden kurallar gereği ödenen ücret ve ikramiye bakımından 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu\'nun 61. maddesinde öngörülen faizin uygulanması doğru değildir.
 
2011-05-20 Y.H.G.K. 2821 sayılı Kanun md. 4, 60 2011/9-347 2011/311 OCAK 2012 26-1 31

YARGITAY TARAFINDAN KESİN OLARAK KARARA BAĞLANAN İŞ KOLU TESPİTİ DAVASINDA DİRENME KARARI VERİLEMEYECEĞİ

İş kolunun tespiti davasında; iş kolunun tespitine ilişkin olarak açılacak bir davanın seri yargılama usulüne göre iş davalarına bakan mahkemece en geç iki ay içinde karara bağlanması düşüncesi, işin niteliği ve aciliyetinden kaynaklanmakta olup; yasa koyucu tarafından bu aciliyete uygun olarak getirilen açık düzenleme ile de temyiz incelemesini yapan Yargıtay Özel Dairesince iki ay içerisinde uyuşmazlığın kesin olarak karara bağlanacağı hükme bağlanmıştır. Yargıtay Özel Daire kararının kesinliğinden maksadın, mahkemece bu karara karşı direnilemeyeceği, olduğunun kabulü gerekir.
 
2011-06-06 Y.9.H.D. 4857 sayılı Kanun md. 25, 818 sayılı Kanun md. 53 2011/26212 2011/16791 KASIM 2011 25-6 35

İŞÇİ ALACAKLARI DAVASINA ETKİSİ OLAN CEZA MAHKEMESİ KARARININ KESİNLEŞMESİNİN BEKLENMESİ

Davacı iş akdinin haksız olarak feshedildiğini, davalı ise davacının mağaza müdürü olarak çalıştığı işletmedeki emtiaları hile ile yok ederek zimmetine geçirdiğini ve şirketin kasasından hukuka aykırı para tahsil ettiğini, bu fiilleri gizlemek amacıyla çeşitli muhasebe ve kayıt hilelerine başvurduğunu, bu nedenlerle şirket yönetim kurulunun kararı ile davacının iş akdinin İş Kanunu’nun 25/11 maddesi uyarınca feshedilmesine karar verildiğini beyan etmiştir. Davacı hakkında davalının şikayeti üzerine söz konusu eylemle ilgili ceza mahkemesinde emniyeti suistimal davası açılmış olup, beraat kararı verilmiş ise de kararın kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Fail - eylem ilişkisi maddi bir olgudur. Dolayısı ile ceza mahkemesinde bu yöne ilişkin verilecek karar Borçlar Kanunu 53. maddesine göre sonuca etkili olmaktadır. Bu nedenle mahkemece ceza mahkemesinin kararının kesinleşmesi beklenmelidir.
 
2011-06-20 Y.9.H.D. 4857 sayılı Kanun md. 41,46, 818 sayılı Kanun md. 161/son, 325 2009/18398 2011/18398 KASIM 2011 25-6 33

TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİNDEKİ ÜSTÜN HAKTAN YARARLANMA

Davacı işçi fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesi istekleriyle bu davayı açmıştır. Somut olayda davacı işçinin hafta tatillerinde çalıştırıldığı ancak hafta içi izin kullandırıldığı belirlendiği için hafta tatili ücreti isteğinin reddine karar verilmiştir. Ancak davacı işçi sendika üyesi olup işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinden yararlanmaktadır. İstek konusu dönemde uygulanan toplu iş sözleşmesinin 43. maddesinde “ İşveren Pazar günü çalıştırdığı işçilere (1+3=) 4 yevmiye öder”. Ancak devamlı gündüz çalışanlara Pazar günü çalışmalarına karşılık hafta arasında hafta tatili verilirse (1+2=) 3 yevmiye ödenir” yazılıdır. Toplu iş sözleşmesinin ilgili hükmüne göre de davacının hafta içi izin verilmesine rağmen 3 yevmiye olarak hafta tatili ücretine hak kazandığı açıktır. Toplu iş sözleşmesinin işçi yararına hükmü değerlendirilmeksizin karar verilmesi hatalı olup kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
 
2011-06-01 Y.9.H.D. 4857 sayılı Kanun md. 18, 20, 25 2010/3363 2011/16270 KASIM 2011 25-6 37

İŞÇİNİN KENDİSİNE BİLDİRİLEN GÜVENLİK TEDBİRLERİNİ UYGULAMAYARAK İŞ DİSİPLİNİ VE GÜVENLİĞİNİ BOZMASI

Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Somut olayda, işyerinde tanker şoförü olarak çalışan davacının işyerindeki çalışma süresi yaklaşık bir yıl olduğu halde bu süre içinde hakkında birçok kez tutanak ile savunması alınmış ve ihtarla cezalandırılmıştır. Davacı, Dolum ve Park Kuralları ile Emniyetli Sürüş Değerlendirme Formunu iş sözleşmesinin eki olarak imzalamış, içeriğini kabul etmiştir. Davacının fiilen gerçekleştirdiği iş, akaryakıt taşımacılığı olup, içerdiği tehlike riski nedeniyle yüksek güvenlik standartları gerektirmektedir. Bu anlamda işveren gerekli tedbirleri almak konusunda, üzerine düşen görevleri yerine getirmiştir. Oysa davacı daha önce kendisine bildirilen güvenlik tedbirlerini yeterince uygulamayarak, dolum ve boşaltım kurallarına uymayarak iş disiplinini ve güvenliğini bozucu, işyerinde olumsuzluklara neden olan davranışta bulunmuştur. Bu nedenle davacının geçmiş çalışma şekli taraflar arasındaki iş sözleşmesinin yürütülmesini sağlamasına engel olduğundan iş akışını bozmaya neden olmuştur. Davacının bu eylemleri haklı fesih ağırlığında olmayıp geçerli fesih ağırlığında olduğundan fesih geçerli nedene dayanmaktadır.
 
2011-02-14 Y.9.H.D. 4857 sayılı Kanun md. 17,18,21 2011/474 2011/2785 EYLÜL 2011 25-5 30

İŞE İADE DAVASINDA TARAF MUVAZAASI

Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Davacı ve davalı şirket asıl işveren - alt işveren ilişkisinin muvazaaya dayandığını ileri sürmüşlerse de bu husus yeterli delillerle kanıtlanmamıştır. Kaldı ki, ilişkinin tarafı davalı şirketin kendi muvazaasına dayanması da mümkün değildir. SGK kayıtlarında işyerinin devrinden önce davacının önceki alt işverene bağlı çalışmasının sona erdiği ve davacının bir aydan fazla bir süre ara verdikten sonra davalı şirkette çalışmaya başladığı görülmektedir. Davacının son alt işverene bağlı çalışması 6 aydan azdır. Davalılar davacının altı aylık kıdeminin bulunmadığını, iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacağını savunmuşlardır. Davacı ise alt işverenlerin değişmesi aşamasında ara vermeden çalıştığını ileri sürmüş, dinlenen davacı tanıkları iddiayı doğrulamıştır. Ancak, resmi kayıtlar karşısında sadece aynı durumdaki davacı tanıklarının beyanları ile sonuca gidilemez. Davalı şirketin bu sürede işleri ne şekilde ve hangi işçilerle yürüttüğü, önceki alt işverenle yapılan sözleşmenin uzatılıp uzatılmadığı gibi hususlar da araştırılarak dosya içeriği ile birlikte değerlendirmeye tabi tutulmak suretiyle davacının 6 aylık kıdeminin bulunup bulunmadığı tereddüde yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
 
2011-01-24 Y.21.H.D. 506 sayılı Kanun md. 76, 5510 sayılı Kanun md. 86 2009/16252 2011/345 EYLÜL 2011 25-5 29

ÇALIŞMANIN TESPİTİNDE SGK KAYITLARI İLE BORDROLAR

Dava, çalışmanın tespiti istemidir. Davacının davalı şirkete ait işyerinde çalıştığına ilişkin iddiası yönünden yukarıda açıklanan şekilde bir inceleme yapılmadığı ortada olup bu dönem de işyerinden bordo verilip verilmediği araştırılmadan kayıtlı tanık da oldukları tespit edilemeyen üç tanığın beyanları ile sonuca gidildiği ortadadır. Yapılacak iş, tüm bilgi ve belgeleri dosyaya ekledikten sonra da işverence SGK’na ... tarihleri arası, dönem yönünden verilmiş dönem bordoları Kurumdan istenerek bu bordrolarda kayıtlı, davacı ile aynı dönemde birlikte çalışmış tanıklar saptanarak, bu tanıkların bilgilerine başvurmak, bordo verilmemiş ise işverene komşu işyerlerinin kayıtlarına geçmiş kişileri veya benzer işi yapanların kayıtlarına geçmiş kimseleri tespit edip, kayıtlarını isteyerek dinlemek ve tüm deliller toplandıktan sonra delilleri takdir edip gerektiğinde bilirkişi raporu da alarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
 
2011-01-27 Y.9.H.D. 4857 sayılı Kanun md. 41 2009/1652 2011/1044 EYLÜL 2011 25-5 28

FAZLA ÇALIŞMA İDDİASINI İSPAT YÜKÜ – FAZLA ÇALIŞMA İDDİASINDA DELİL

Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, iş yeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
 
2010-02-03 Y.H.G.K. 4857 sayılı Kanun md. 77, 5521 sayılı Kanun md.1 2010/21-36 2010/67 EYLÜL 2011 25-5 23

İŞ KAZASI SONUCU MADDİ VE MANEVİ TAZMİNATA İLİŞKİN SORUMLULUK

Dava iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, davalılardan işveren olan şirketin olayda sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasındadır. İşçi su götürdüğü binada asansörün bozuk olması ve uyarı konulmaması neticesinde açılan kapıdan adım atıp asansör boşluğuna düşerek vefat etmiştir. İşverenin bu durum karşısında herhangi bir kusuru ve ihmalinin bulunmadığının kabulü gerekir. Dava, davalı işveren ile birlikte genel hükümlere göre sorumlu bulundukları iddia edilen diğer davalılara karşı birlikte açılmış olup, davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmaktadır. İhtiyari dava arkadaşlığı durumunda, davalılardan biri hakkındaki dava genel mahkemenin, diğeri hakkındaki dava özel bir mahkemenin görevine giriyorsa, özel nitelikteki mahkemede davanın görülmesi gereklidir. İşverenin kusuru bulunmasa dahi diğer davalılar bakımından davaya devam edilmelidir.
 
2010-12-10 Y.9.H.D. 193 Sayılı Kanun md. 61, 4447 Sayılı Kanun md. 48, 506 Sayılı Kanun md. 77 2010/44776 2010/37261 TEMMUZ 2011 25-4 48

EKSİK ÖDENEN HİZMET YILI ÖDÜLÜ

Davacı, eksik ödenen hizmet yılı ödülü alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir. TİS ile hizmet yılı ödülü adı altında davacıya yapılan ödemeler Gelir Vergisi Yasası, Damga Vergisi Yasası, Sosyal Sigortalar Yasası ve İşsizlik Sigortası Yasası anlamında geniş anlamda vergiye ve prime esas kazanç olarak kabul edilmelidir. İşverence yapılan kesintiler yasal olup aksi halde işverenin hukuki sorumluluğu söz konusu olacaktır. Buna göre dava konusu isteğin reddine karar vermek gerekir.
 
2010-12-09 Y.9.H.D. 818 Sayılı Kanun md. 323 2010/40652 2010/37068 TEMMUZ 2011 25-4 46

İŞÇİNİN 25 SENEYİ GEÇEN BİR ZAMAN SONRASINDA İŞYERİNDEN SERVİS TALEP ETMESİ

Davacı, ulaşım bedeli alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. İşyerinde günümüze kadar işveren tarafından ( gece nöbetine kalanlar ile fazla mesai yapanlar hariç ) bir servis uygulamasının yapılmadığı anlaşılmaktadır. Mevcut uygulamanın ise \"servisin konulmaması, bu konuda işveren tarafından her hangi bir yükümlülük üstlenilmemesi\" şeklinde oluştuğu da ortadadır. Zira, her yenilenen sözleşmede mevcut uygulamanın devam edeceği belirtilmiş olup servisin olmadığı anlaşılan davalı işyerinde bu durumun devam edeceğinin sendika ve işveren tarafından kabul edildiği sonucuna varılmıştır. Bir başka ifade ile sendika ve işveren, servis uygulaması olmadığını kabul etmişler ve taraflar servisin olmayacağı üzerinden uzlaşmışlar ve uygulama bu şekilde süregelmiştir. Diğer yandan işçinin 25 seneyi geçen bir zaman sonrasında işyerinde servisin olması gerektiği iddiası ile talepte bulunmasının da iyiniyetle bağdaşmadığı ve hakkın kötüniyetli kullanılması mahiyetinde olduğu açıktır. Buna göre dava konusu isteğin reddi gerekir.
 
2008-06-12 Y.21.H.D. 818 Sayılı Kanun md. 179 2008/2789 2008/8986 TEMMUZ 2011 25-4 44

İŞ KAZASI HALİNDE SORUMLULUK

Dava, iş kazası sonucu ölüm halinde hak sahiplerinin uğramış olduğu zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Bir mameleki veya bir işletmeyi aktif ve pasifleriyle birlikte devralan kimse, bunu alacaklılara ihbar veya gazetelerde ilan ettiği tarihten itibaren onlara karşı mamelekin veya işletmenin borçlarından sorumlu olur; şu kadar ki, iki yıl müddetle evvelki borçlu dahi yenisiyle birlikte müteselsilen sorumlu kalır. Davacının murisi Gazbeton İşletmesi\'nde çalışırken iş kazası geçirmiştir. Gazbeton işletmesi sözleşme ile aktif ve pasifleriyle birlikte diğer davalı A.Ş\'ye devredilmiştir. Söz konusu devrin ilan edilip edilmediğine ilişkin dosya içerisinde bilgi ve belge bulunmamaktadır. İlan edilip edilmediğinin araştırılması gerekir. Davacının müteselsil borçlulardan biri veya diğeri aleyhine dava açmakta serbest olduğu gözetilerek, mahkemece davalılar arasında yapılan işletme devrinin ilan edilip edilmediğinin araştırılması gerekir.
 
2011-01-24 Y.9.H.D. 4857 Sayılı Kanun md. 2, 20 2009/44022 2011/162 TEMMUZ 2011 25-4 43

İŞE İADEDE ASIL İŞVEREN – ALT İŞVEREN SORUMLULUĞU

Feshin geçersizliği ve işe iade davasının alt ve asıl işveren ilişkisinde, her iki işverene birlikte açılması halinde, davacı işçi alt işveren işçisi olup, iş sözleşmesi alt işveren tarafından feshedildiğinden, feshin geçersizliği ve işe iade yükümlülüğü alt işverenindir. Asıl işverenin iş ilişkisinde sözleşmenin taraf sıfat bulunmadığından asıl işverenin işe iade yönünde bir yükümlülüğünden söz edilemez. Asıl işverenin işe iade kararı sonrası işçinin işe başlamak için başvurması ve alt işverenin işe almamasından kaynaklanan işe başlatmama tazminatı ile dört aya kadar boşta geçen süre ücretinden yukarıda belirtilen hüküm nedeni ile alt işverenle birlikte sorumluluğu vardır. Davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi olduğu, davacının iş sözleşmesinin davalı alt işveren tarafından geçerli neden olmadan feshedildiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Mahkemece feshin geçersizliğine karar verilmesi yerindedir.
 
2010-06-25 Y.9.H.D. 4857 Sayılı Kanun md. 41, 46 2008/31907 2010/20542 MAYIS 2011 25-3 47

DÜŞÜK ÜCRET ÜZERİNDEN SİGORTA PRİMİ YATIRILMASI

İşçinin sigorta primlerinin hiç veya tam yatırılmamış olması ya da düşük ücretten yatırılması, sosyal güvenlik hakkına ilişkin bir sorun olsa da, Yargıtayın istikrar kazanmış uygulamasına göre işçiye haklı nedenle derhal fesih hakkı verir
 
2010-06-28 Y.9.H.D. 4857 Sayılı Kanun md. 25, 1475 Sayılı Kanun md. 14. 2008/33637 2010/20775 MAYIS 2011 25-3 45

İŞVERENCE YAPILAN HUKUKİ NİTELENDİRME, İŞÇİNİN İŞTEN ÇIKARILMASINA NEDEN OLAN SOMUT EYLEMİNİ DEĞİŞTİRMEZ

İşyerinde kredi kartı yolsuzluğu yaparak işverenin güvenini kötüye kullandığı için işten çıkarılan işçinin iş akdinin feshine ilişkin bildirimde İş Kanununun yanlış bir maddesinin gerekçe gösterilmesi, işverenin fesih iradesinin işçinin anılan yolsuz eylemine dayalı olduğu gerçeğini değiştirmez. Fesih süresinin de geçmemiş olduğu dikkate alındığında, davacı işçinin kıdem ve ihbar tazminatı talebi reddedilmelidir.
 
2010-06-28 Y.9.H.D. 4857 Sayılı Kanun md. 32 2008/32003 2010/20694 MAYIS 2011 25/3 44

GERÇEK ÜCRETİN BELİRLENMESİ

Kural olarak dönemsel bir ödeme olan ücret, asgari ücretin altında kalmamak şartıyla taraflarca kararlaştırılır. Tararlarca kararlaştırılmaması halinde ücret miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyeri ve meslekteki kıdemi, ünvanı, yaptığı işin niteliği, sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri ve emsal işçi ücretleri esas alınarak belirlenir. Ücretin ispatı gerekli olduğunda tarafların delillerinin değerlendirilmesinde, işverence düzenlenmesi gereken çalışma belgesi ve ücret hesap pusulası gibi belgelerin düzenlenmiş olup olmaması gözetilmelidir. Ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi doğduğunda bu konuda yukarıdaki kriterler yanında tanık beyanları da dikkate alınmalıdır
 
2010-06-24 Y.9.H.D. 4857 Sayılı Kanun md. 24, 1475 Sayılı İş Kanunu md. 14 2008/33748 2010/20389 MAYIS 2011 25-3 41

İBRA SÖZLEŞMESİ ÖDEME YÖNÜNDE BİR ANLAŞMA DEĞİL, BORCUN SONA ERME ŞEKİLLERİNDEN BİRİDİR

İşyerinin devri halinde devir tarihinden sonraki çalışmalar sebebiyle doğan işçilik alacaklarından devreden işverenin sorumluluğu yoktur. Aynı işyerinde kesintisiz çalışan işçinin hizmet süresi sadece davalı yanında çalıştığı süre üzerinden değil tüm çalışma dönemine göre hesaplanmalıdır. Varlığı şüpheli ve tartışmalı olan borçlar ibra yoluyla sona ermez. Miktar içeren ibra sözleşmeleri, alacağın tamamen ödenmiş olması durumunda borcu ifa yoluyla sona erdirir. Buna karşın kısmi ödeme hallerinde ibraya değer verilmez, yapılan ödeme makbuz sayılır.
 
2010-06-29 Y.9.H.D. 4857 Sayılı Kanun md. 25, 2821 Sayılı Kanun md. 31 2008/33519 2010/21082 MART 2011 25-2 45

SENDİKAL TAZMİNAT TALEBİNDE İSPAT YÜKÜ

Davacının eşinin hastalığı ve tedavisi nedeniyle devamsızlığı, haklı mazeret oluşturduğundan bu devamsızlığa dayalı fesi haksız kılar. Ancak feshin sendikal nedene dayalı olduğu iddiasında ispat yükü işçidedir. Buna karşın, iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayan bir işçinin açmış olduğu sendikal tazminat isteklerini içerin bir davada aksinin ispatı işverene aittir.
 
2010-07-05 Y.9.H.D. 4857 Sayılı Kanun 17, 41, 57 2008/33618 2010/22083 MART 2011 25-2 43

İBRANAME

İşçinin nedensiz yere işvereni ibra etmesi hayatın olağan akışına uygun düşmemektedir. İş ilişkisinin devamı sırasında düzenlenen ibra sözleşmeleri geçerli değildir. Miktar içermeyen ibra sözleşmelerinde geçerlik sorununu titizlikle ele alınmalıdır. İrade fesadı denetimi uygulanmalı ve somut olayın özelliklerine göre ibranamenin geçerliliği konusunda çözümler aranmalıdır.
 
2010-09-21 Y.9.H.D. 4857 Sayılı Kanun md. 41 2010/28788 2010/25224 MART 2011 25-2 42

ÜST DÜZEY YÖNETİCİNİN FAZLA ÇALIŞMA ÜCRETİ TALEP HAKKI

Üst düzey yöneticinin çalıştığı yerde ona talimat veren bir başka yönetici ya da şirket ortağı varsa, çalışma gün ve saatlerini kendisinin belirleme hakkından söz edilemeyeceğinden, yasal sınırı aşan çalışması olduğunda fazla çalışma talep hakkı kazanır.
 
2010-12-08 Y.9.H.D. 4857 Sayılı Kanun md. 2, 18, 21 2010/8024 2010/32060 MART 2011 25-2 40

ASIL İŞVERENDEN ÇIKAN İŞÇİLERİN ALT İŞVEREN TARAFINDAN İŞE ALINMASI

İş sözleşmesi feshedilen bir kısım işçinin alt işveren tarafından işe alınması ve daha düşük ücretle çalıştırılması durumu, tek başına feshin muvazaalı olduğunu göstermez. Yardımcı işlerin alt işverenlere verildiği ve başarısız olanlara uygun asli bir işin bulunamadığı işyerinde, yapılan sınavda başarılı olamayanların işten çıkarılması kaçınılmaz görülmelidir.
 
2010-05-24 Y.9.H.D. 4857 Sayılı Kanun md. 19 2009/20438 2010/14394 OCAK 2011 25-1 55

İŞ SÖZLEŞMESİNİN GEÇERLİ NEDENLE FESHİNDE USUL

İş Kanunun 19. maddesi gereği, hakkında iddialara karşı savunması alınmadan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemez. Somut olayda, davacının iş sözleşmesi işçinin davranışlarından kaynaklanan nedenle feshedildiğine göre fesihten önce savunmasının alınması gerekir. Fesihten önce savunma alınmaması feshi geçersiz kılar.
 
2010-05-27 Y.9.H.D. 4857 Sayılı Kanun md. 25/II 2008/28023 2010/14777 OCAK 2011 25-1 54

İŞ SÖZLEŞMESİNİN İŞVEREN TARAFINDAN HAKLI NEDENLE FESHİ

Davacı kendi vardiyasına geldiğinde önceki vardiyada yapılan hatalı üretimi fark etmiş, ancak yetkilileri uyararak üretimi durdurmamıştır. Hatalı üretime bilerek devam eden işçinin eylemi doğruluk ve bağlılığa aykırı davranış niteliğindedir. İşveren feshi haklı neden dayanmaktadır.
 
2010-01-28 Y.9.H.D. 4857/17, 24, 53, 59 2008 /16260 2010/1410 KASIM 2010 24-6 42

İBRANAME

Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada iş ilişkisinin sona erme şeklinin ve haklı olup olmadığının önemi bulunmamaktadır. İşçinin işe iade davası açması durumunda, izin ücretinin talep edilip edilmeyeceği davanın sonucuna göre belirlenmelidir. İşçinin işe başvurusuna rağmen yasal bir aylık işe başlatma süresi içinde işe alınmaması halinde ise işe başlatmama anı fesih tarihi olarak kabul edildiğinden, izin alacağı bu tarihte muaccel olur. İşçinin dava sonucu işe başlatılması durumunda, önceki fesih ortadan kalkmış olduğundan ve iş ilişkisi devam ettiğinden 4857 sayılı İş Kanunu’nun 59. maddesi uyarınca izin ücreti istenemez. Daha önce işçiye kullandırılmayan izinler karşılığı olarak ödenmiş olan izin ücretleri de işverence geri istenebilir.
 
2010-03-15 Y.9.H.D. 4857/25-II/g 2009/49281 2010/6751 EYLÜL 2010 24-5 61

İŞÇİNİN İŞE DEVAMSIZLIĞI SEBEBİYLE İŞ SÖZLEŞMESİNİN İŞVERENCE HAKLI NEDENLE FESHEDİLMESİ

Somut uyuşmazlıkta davacı işçinin davalıya ait işyerinde 25 yıldan fazla süre ile çalıştığı, iş sözleşmesinin ekonomik, yeniden yapılanma, personelin eğitim durumu, norm kadro oluşturulması gibi işletme, işyeri ve işin gereklerinden kaynaklanan nedenlerle emekliliğe hak kazandığı da belirtilerek feshedildiği, davalı işverenin aldığı işletmesel karar sonucu davacının istihdam fazlası olduğunu, bu kararı tutarlı şekilde uyguladığını, feshin kaçınılmazlığını ve feshe son çare olarak başvurulduğunu kanıtlayamadığı, fesih nedenleri ile çelişen uygulamalara girdiği ve işverence gerçekleştirilen feshin geçerli nedene dayanmadığı anlaşıldığından mahkemece feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesi isabetlidir. Ancak fesih nedeni ve davacının emekliliğe hak kazanmasına göre mahkemece işe başlatmama tazminatının davacının 8 aylık ücreti tutarında belirlenmesi doğru bulunmamıştır.
 
2010-03-15 Y.9.H.D. BK/ 21,23,31 ; 4857/32-41 2008/21802 2010/6801 EYLÜL 2010 24-5 59

SİGORTALILIK BAŞLANGICI

Davalı, davacının talep etmiş olduğu ücret ve fazla çalışma ücretini ödediğini savunmadığı gibi, takas mahsup talebinde bulunmakla ödemediğini de zımnen kabul etmiştir. Ayrıca Dairemizin yerleşmiş uygulamasına göre ibranamede alacaklar kalem kalem gösterilmelidir. Matbu istifa dilekçesi altındaki “4857 Sayılı İş Kanunu’na göre bütün yasal haklarımı aldığımı bilgilerinize sunarım” ibaresine geçerlilik tanınarak ibraname nedeni ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olup, kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
 
2010-03-22 Y.9.H.D. 4857/25-II/g 2009/9-232 2009/9-232 EYLÜL 2010 24-5 56

TAZMİNATININ HESAPLANMASI

Mahkemece, davacının iş sözleşmesinin davalı tarafça haklı nedene dayanmaksızın feshedildiği belirtilerek, davacı lehine kıdem ve ihbar tazminatına hükmedilmişse de, davalı tarafça davacının ardı ardına iki gün devamsızlık yaptığının savunulduğunu, davalı taraf tanıklarının beyanına ek olarak davacı tanığının da, davacının Pazartesi ve Salı günleri işe gelmediğini belirttiği, davacı hakkında devamsızlık tutanağı tutulduğu ve çekilen ihtar ile mazeret bildirmesinin istendiği, Bölge Çalışma Müdürlüğü Müfettişi tarafından yapılan inceleme sırasında davalı işverenin, davacının işi kendisinin bıraktığını beyan ettiği, bu şekilde davacının devamsızlık olgusunun kanıtlandığı, buna karşın davacı tarafça iş sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayanmadığına ilişkin kanıt sunulamadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, mevcut delil durumu itibari ile davalı işverenin haklı nedene dayalı fesih olgusu sübut bulduğundan kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerekirken değinilen taleplerin kabulüne hükmedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
 
2010-01-21 Y.10.H.D. 5510 sayılı Kanun md.38 (Mülga 506 Sayılı Kanun md.60/G) 2009/9-232 2009/9-232 TEMMUZ 2010 24-4 42

YABANCI PARA İLE KIDEM

18 yaşından önce malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tâbi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Bu tarihten önceki süreler için ödenen malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir.
 
2010-04-06 Y.9.H.D. 1475/14 2010/5018 2010/9453 TEMMUZ 2010 24-4 41

İŞVERENE YAPILAN İŞE BAŞLATILMA BAŞVURUSU

Kıdem tazminatında tavanı kamu düzenini ilgilendirmekte ise de, kıdem tazminatının Türk parasıyla ödenmesi gerektiği yönünde bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. O halde yabancı para üzerinden ücret alan işçiler yönünden talep olması halinde kıdem tazminatının yabancı para cinsinden hesaplanmasına yasal bir engel yoktur.
 
2009-06-17 Y.H.G.K. 2009/9-232 2009/278 TEMMUZ 2010 24-4 38

KESİNLEŞEN İŞE İADE KARARI GEREĞİ

İşçi, işe başlatılma konusundaki iradesini bizzat işverene iletebileceği gibi, vekili ya da üyesi olduğu sendika aracılığı ile de ulaştırabilir.
 
2009-12-28 Y.9.H.D. 2009/34598 2009/37902 MAYIS 2010 24-3 32

İŞE İADE DAVASI – İŞE BAŞLATMAMA HALİNDE KARARIN KESİNLEŞMESİNEKADAR GEÇECEK SÜREDE YENİ TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİNİN YÜRÜRLÜĞE GİRMESİ

İşe iade yargılaması sırasında boşta geçen dört aylık süre içinde işyerinde yeni bir toplu iş sözleşmesi yürürlüğe girmiştir. Bu durumda geçersiz sayılan feshi izleyen en çok dört aylık döneme ait ücret ve diğer haklar her iki toplu iş sözleşmesi kapsamına giren süreler bakımından ayrı ayrı toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre hesaplanmalıdır.
 
2009-09-28 Y.9.H.D. 4857/18-21,22 2008/42886 2008/24409 MAYIS 2010 24-3 29

ÇALIŞMA KOŞULLARINDA ESASLI DEĞİŞİKLİK - İŞE İADE

Davacının fesihten 5 ay önce görev yerinin değiştirilerek daha önce çalışmadığı ve eğitimi verilemeyen zımparabıyık bölümüne nakledilmesi ve burada günlük üretime göre performansının değerlendirilmesi, iş şartlarında esaslı değişikliklerdir. Davacının kabul etmemesine rağmen bu işte çalıştırılması, değişikliği geçerli kılmaz. Bu değişiklikten sonra davacının buradaki çalışmasının günlük üretim ve kalite sonuçlarına göre diğer işçilere göre değerlendirilerek verilen görevi eksik yaptığı, performansının düşük olduğunun belirtilmesi, davacının yetkinliği ve görev tanımı ile uyumlu olmadığından doğru değildir. Davacının görevleri hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar ettiği kabul edilemez. Somut uyuşmazlıkta haklı ve geçerli fesih nedeni gerçekleşmediğinden, feshin geçersizliğine ve davacı işçinin işe iadesine karar verilmesi gerekir.
 
2009-06-25 Y.21H.D. 4857/24 2009/10473 2009/17999 MAYIS 2010 24-3 28

İŞÇİNİN İŞİN YAPILMASI VE İŞİN NİTELİĞİNDEN DOĞAN SEBEPLE SAĞLIĞININBOZULDUĞUNU TAM TEŞEKKÜLLÜ BİR DEVLET HASTANESİNDEN RAPOR ALARAK İSPATLAYABİLECEĞİ

Davacı, dava dilekçesinde rahatsızlığı sebebinin bel fıtığı, boyun düzleşmesi ve ülser olduğunu belirtmiştir. İş Kanunu’nun 24/1. maddesinde öngörülen unsurlar işyerinin özellikleri, çalışma koşulları, yapılan işin özellikleri bir bütün halinde dikkate alınıp davacının çalışmasına engel olabilecek bir rahatsızlığının bulunup bulunmadığının tespiti için tam teşekküllü bir devlet hastanesinden rapor aldırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
 
2006-03-27 Y.9.H.D. 4857/2/6-2 2005/26361 2006/7460 MART 2010 24-2 33

ASIL İŞVEREN-ALT İŞVEREN İLİŞKİSİ&İŞVERENİN EŞİT İŞLEM BORCU

Davacı işçinin, davalı şirket işyerinde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl işte çalıştığı saptandıktan sonra davacının asıl işveren işçisi olduğu kabul edilmeli ve bu kez davacının diğer iddiası olan eşit işlem borcuna aykırılık olgusu üzerinde durulmalıdır.
 
2009-06-02 Y.10.H.D. 506/6, 79/10 2008/6530 2009/10053 MART 2010 24-2 32

HİZMET TESPİTİ DAVALARI KAMU DÜZENİNE İLİŞKİN OLUP, BU TÜR DAVALARDA RE'SEN ARAŞTIRMA İLKESİ UYGULANIR

Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi karşısında, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olduğu, bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğunun gözetilmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
 
2009-05-04 Y.21.H.D. 5510/13 2009/12 2009/6 MART 2010 24-2 30

İŞ KAZASININ TESPİTİ İSTEMİNE İLİŞKİN DAVALARDA SOSYAL GÜVENLİK KURUMU İLE İŞVERENİN MECBURİ DAVA ARKADAŞLIĞI

Bir sosyal sigorta olayının iş kazası sayılıp sayılmaması işverenin hak alanını ilgilendirir. Zira işveren kusurlu ve olay da iş kazası ise, kurum bağladığı gelirin peşin değerini işverenden isteyebilecektir. İş kazasının tespit istemine ilişkin dava sonucunda mahkemece verilecek hüküm gerek işverenin gerekse Sosyal Güvenlik Kurumu’nun hak alanını etkileyeceğinden işveren ile Sosyal Güvenlik Kurumu arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunmaktadır.
 
2009-02-02 Y.9.H.D. 4857/18,21 2008/11046 2009/1031 OCAK 2010 24-1 58

İŞ ARKADAŞLARINDAN BORÇ ALMANIN GEÇERLİ NEDENLE FESHE YOL AÇMASI

Davacının aynı işyerinde çalışan arkadaşlarına borcunun olduğu taraflar arasında çekişmesizdir. Alacaklı işçilerin, davacı ile ilgili sıkıntılarını işverene bildirerek şikayetlerini dile getirmiş olmaları, çalışma ortamının olumsuz etkilendiğinin kanıtıdır. Bu nedenle fesih haklı olmasa da geçerli nedene dayandığından davanın reddi yerine yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
 
2009-02-09 Y.9.H.D. HUMK/49 2007/31483 2009/1790 OCAK 2010 24-1 57

İHBAR EDİLEN DAVADA TARAF SIFATI KAZANAMAMASI

Hakkında usulüne uygun dava açılmayan ve yargılama sırasında dava ihbar edilen .... Bakanlığı hakkında asıl işveren olduğu gerekçesi ile aleyhine hüküm kurulmuştur. HUMK’un 49 ve devamı maddelerinde düzenlendiği gibi, kendisine dava ihbar edilen kişi davada taraf sıfatını kazanmaz. İhbar olunan davanın tarafı sıfatını kazanmayacağından ihbar olunan hakkında hüküm kurulması mümkün değildir.
 
2009-06-04 Y.9.H.D. 4857/57 2008/2951 2009/15606 OCAK 2010 24-1 56

YILLIK İZİN DEFTERİNİN TEMYİZ AŞAMASINDA SUNULMASI

Davalı temyiz aşamasında, davacı imzasını içeren yıllık izin defteri örneğini dosyaya sunmuştur. Ödeme itiraz niteliğinde olup yargılamanın her aşamasında nazara alınabilir. Bu nedenle davalı tarafça sunulan belgeler davacıya gösterilerek diyecekleri sorulmalı, gerekli değerlendirme yapılarak sonuca gidilmelidir.
 
2009-04-30 Y.10.H.D. 4857/21 2008/20635 2009/12263 KASIM 2009 23-6 59

GEÇERSİZ SEBEPLE YAPILAN FESHİN SONUÇLARI

İşçi kesinleşen işe iade kararının kendisine tebliğinden itibaren 10 iş günü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorunda olup bu başvurusunda samimi olmalıdır. Aksi halde işçinin gerçek amacının işe başlamak olmadığı kabul edilerek işverence yapılan fesih geçerli bir feshin hüküm ve sonuçlarını doğurur. İşveren de işe iade için başvuran işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorunda olup işçiyi işe davete dair beyanında ciddi olması gerekir. Ciddi olmaması durumunda ise gerçek bir işe başlatma davetinden söz edilemez. İşçinin işe iade sonrasında başvurusuna rağmen işe başlatılmaması halinde, işe başlatılmayacağının sözlü ya da eylemli olarak açıklandığı tarihte veya 1 aylık başlatma süresinin sonunda iş sözleşmesi işverence feshedilmiş sayılır. İşe iade kararında belirtilen işe başlatmama tazminatının muaccel olduğu an işçinin işe başlatılmadığı tarihtir. Boşta geçen süreye ait 4 aya kadar ücret ve diğer haklar için ise işçinin işe iade için başvurduğu andır.
 
2009-05-28 Y.9.H.D. 4857/41 2008/423 2009/14879 KASIM 2009 23-6 57

FAZLA ÇALIŞMA ÜCRETİ

Bordroda fazla çalışma bölümünün boş olması ya da bordronun imza taşımaması halinde işçi fazla çalışma yaptığını her türlü delille ispat edebilir. İşyerinde en üst düzey konumda çalışan işçinin görev ve sorumluluklarının gerektirdiği ücretinin ödenmesi durumunda ayrıca fazla çalışma ücretine hak kazanılması olanaklı değildir. Bununla birlikte üst düzey yönetici konumunda olan işçiye aynı yerde görev ve talimat veren bir yönetici ya da şirket ortağı bulunması durumunda, işçinin çalışma gün ve saatlerini kendisinin belirlediğinden söz edilemeyeceğinden yasal sınırlamaları aşan çalışmalar için fazla çalışma talep hakkı doğar.
 
2009-01-21 Y.9.H.D. 4857/17 2007/34315 2009/567 KASIM 2009 23-6 56

KÖTÜNİYET TAZMİNATI

Belirsiz süreli iş sözleşmesinin taraflarca ihbar öneli tanınmak suretiyle ya da ihbar tazminatı ödenerek her zaman feshi mümkün ise de, bu hakkın da her hak gibi Medeni Kanunun 2. maddesi uyarınca dürüstlük ve objektif iyi niyet kurallarına uygun biçimde kullanılması gerekir. Aksi takdirde, fesih hakkının kötüye kullanılmış olduğundan söz edilir. Somut olayda davacı işçi davalı Belediye Başkanlığı işyerinde vize alınmak suretiyle geçici olarak üçer aylık vizelerle çalışmasını sürdürmüştür. Davalı işverenlik vize almamaması ve Belediyenin içinde bulunduğu ekonomik güçlükler nedeniyle iş akdini feshetmiş, fesih sonrası yeni işçiler almamıştır. Taraf tanıkları da işyerine fesih sonrası işçi alınmadığını doğrulamışlardır. Davalı Belediye Başkanlığının iş akdini fesihte kasıtlı ve kötü niyetli bir eylemi bulunmamaktadır. Ayrıca iş akdinin feshinde siyasi bir nedenin olup olmadığı yönünde de davacı iddiasını doğrulayan delil ve belge bulunmamaktadır. Kötü niyetin unsurlarının oluşmamasına rağmen mahkemenin bu talebin kabulüne karar vermesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
 
2009-05-04 Y.9.H.D. 4857/32 2008/189 2009/12326 EYLÜL 2009 23-5 73

TİS KAPSAMINA GEÇEN DAVACININ ESKİ STATÜSÜNDEKİ HAKLARINI İSTEYEMEMESİ

İş Kanunu hükümlerine tabi kapsam içi olarak TİS’ten yararlanan bir işçinin aynı zamanda hem kapsam dışı hem de sözleşmeli personel statüsündeki hakların kendisine uygulanmasını talep etmesi statü farklılığı nedeniyle mümkün değildir.
 
2009-04-02 Y.9.H.D. 4857/25 2007/42850 2009/9270 EYLÜL 2009 23-5 72

DOĞRULUK VE BAĞLILIĞA UYMAYAN BİR DAVRANIŞ SEBEBİYLE İŞ SÖZLEŞMESİNİN İŞVEREN TARAFINDAN FESHİ

İşyerinde müdür yardımcısı olarak çalışan ve ana kasadan sorumlu olan davacının kasadan avans çekme yetkisi olmamasına rağmen kasadan para alması doğruluk ve bağlılığa uymayan bir davranış olduğundan kıdem, ihbar tazminatı isteklerinin reddi gerekir.
 
2009-02-09 Y.9.H.D. 4857/18,21,25 2008/11037 2009/1879 EYLÜL 2009 23-5 71

GÜVENLİK GÖREVLİSİNİN GÖREVİ SIRASINDA UYUMASI GEÇERLİ FESİH SEBEBİDİR.

Güvenlik görevlisi olarak çalışan davacı, iş sözleşmesinin feshinin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Davacı tanığının anlatımına göre işinin gereklerini yerine getirmediği, görevi sırasında uyumuş olduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu eylemin sadece bir kez olduğu anlaşıldığından, bu durum işverence haklı değil geçerli fesih nedenidir. Davanın geçerli nedene dayanan fesih nedeniyle reddedilmesi gerekir.
 
2008-12-19 Y.9.H.D. 4857/34,57; HUMK/237 2007/35475 2008/34209 EYLÜL 2009 23-5 70

ÖDENMEYEN YILLIK İZİN ÜCRETİ İÇİN YASAL FAİZ UYGULANABİLİR

Yıllık izin ücreti iş sözleşmesinin sona ermesi ile muaccel olan bir alacak olup, İş Kanunu’nun 34. maddesi kapsamında bir ücret değildir. Bu nedenle yıllık izin ücretine dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerekirken en yüksek mevduat faizine hükmedilmesi hatalı olmuştur.
 
2009-01-20 Y.9.H.D. 5521/1; 818/19,20 2008/44630 2009/537 TEMMUZ 2009 23-4 39

İŞ UYUŞMAZLIKLARINDA TAHKİM SÖZLEŞMESİ

İş sözleşmesinin kurulması ve devamı sırasında düzenlenen tahkim sözleşmesinin geçersiz olduğu Yargıtay’ın yerleşik uygulamasıdır.
 
2009-01-21 Y.9.H.D. 4857/22 2007/34726 2009/582 TEMMUZ 2009 23-4 38

TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİNDE BELİRLENEN PROSEDÜRE AYKIRI FESİH

Toplu İş Sözleşmesinde belirlenen prosedüre aykırı şekilde, disiplin kurulu kararı olmaksızın iş sözleşmesinin feshedilmesi halinde feshin haksız olduğunun kabulü gerekir.
 
2009-03-30 Y.21.H.D. 5510/13,19 2008/13524 2009/4622 TEMMUZ 2009 23-4 37

İŞ KAZASI, SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNCA GELİR BAĞLANMASI

Kurumca gelir bağlanabilmesi için öncelikle zararlandırıcı olayın iş kazası niteliğinde olup olmadığının tespiti ön sorundur. İş kazasının tespiti ile ilgili ihtilaf Sosyal Güvenlik Kurumunun hak alanını doğrudan ilgilendirmekte olup tazminat davasında kurum taraf değildir. Yapılacak iş; davacıya iş kazasını Sosyal Güvenlik Kurumuna ihbarda bulunmak, olayın Kurumca iş kazası olarak kabul edilmemesi halinde Sosyal Güvenlik Kurumuna ve hak alanını etkileyeceğinden işveren aleyhine “iş kazasının tespiti” davası açması için önel vermek, tespit davasını bu dava için bekletici sorun yaparak çıkacak sonuca göre, olayın Kurumca iş kazası olduğunun kabul edilmesi halinde ise davacıya Kuruma müracaat ederek iş kazası sigorta kolundan geliri bağlanması için önel vermek ve çıkacak sonuca göre bir karar vermektedir.
 
2009-02-12 Y.21.H.D. 818/125 2008/9509 2009/1949 TEMMUZ 2009 23-4 36

İŞ KAZASINDAN DOĞAN MADDİ-MANEVİ TAZMİNAT

Hizmet akdi ile çalışırken çalıştıranın gerekli önlemleri almaması nedeniyle meydana gelen zararlara akde aykırılığa ilişkin hükümler uygulanacağından, Borçlar Kanunu’nun 125. maddesinin tatbiki gerekir. Borçlar Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca iş kazasından doğan maddi ve manevi zararların tazmini istemine ilişkin davalarda zamanaşımı 10 yıldır.
 
2007-11-08 Y.9.H.D. 4857/18,19,20,21 2007/26457 2007/32875 MAYIS 2009 23-3 46

İŞE İADE DAVASI - İŞE BAŞLATILMAYAN İŞÇİNİN HAKKININ HESAPLANMASI

İşe iade davasını kazanan işçinin başvurusuna rağmen işe başlatılmayan işçinin geçersiz fesihten dolayı hak kazanacağı işçilik hakları hesaplanırken işe başlatılmama tarihinde geçerli ücret esas alınmalıdır.
 
2008-04-25 Y.9.H.D. 4857/21; 193/61-94/1-1 2007/16610 2008/10304 MAYIS 2009 23-3 45

İŞE BAŞLATMAMA TAZMİNATI

İşe başlatmama tazminatı ücret sayılan ödemelerin ortak özelliğini taşımadığı için işe iade tazminatından gelir vergisi kesilmemesi gerekir.
 
2008-06-30 Y.9.H.D. 4857/18, 19, 20, 21 2008/1820 2008/17982 MAYIS 2009 23-3 42

İŞLETME, İŞYERİ VE İŞİN GEREKLERİ NEDENİYLE İŞ SÖZLEŞMESİNİN İŞVEREN TARAFINDAN FESHİ

4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/2. maddesinde açıkça feshin geçerli nedenlere dayandığının ispat yükü davalı işverene verilmiştir. İşveren ispat yükünü yerine getirirken, öncelikle feshin biçimsel koşullarına uyduğunu daha sonra içerik yönünden fesih nedenlerinin geçerli (veya haklı) olduğunu kanıtlayacaktır. Feshin işletme, işyeri ve işin gerekleri nedenleri ile yapıldığı ileri sürüldüğünde, öncelikle bu konuda işverenin işletmesel kararı aranmaIı, bağlı işveren kararında işgörme ediminde ifayı engelleyen, bir başka anlatımla istihdamı engelleyen durum araştırılmalı, işletmesel karar ile istihdam fazlalığının meydana gelip gelmediği, işverenin bu kararı tutarlı şekilde uygulayıp uygulamadığı (tutarlılık denetimi), işverenin fesihte keyfi davranıp davranmadığı (keyfilik denetimi) ve işletmesel karar sonucu feshin kaçınılmaz olup olmadığı (ölçülülük denetimi-feshin son çare olması ilkesi) açıklığa kavuşturulmalıdır.
 
2008-06-23 Y.21.H.D. 818/46-47 2008/3536 2008/9673 MART 2009 23-2 47

İŞ KAZASI SONUCU MALULİYETTEN DOĞAN MADDİ-MANEVİ TAZMİNAT

İş kazası sonucu malul kalan işçinin aynı işinde çalışmaya devam etse dahi diğer işçilerden daha fazla çaba harcayacağı asıldır. 60 yaşından sonra elde edeceği yaşlılık aylığını da diğer işçilerden daha fazla çaba harcayarak elde edeceğinden yaşlılık aylığını aldığı dönemde de devam edecek olan maluliyeti nedeniyle zarara uğramadığı düşünülemez. Kaldı ki, sigortalıya bağlanan yaşlılık aylığında meslek hastalığı ve iş kazası kolundan alınan primlerin hiçbir etkisi bulunmamakta tamamen uzun vadedeki sigorta kollarından ödenen primler sonucu aylık bağlanmaktadır. Bu nedenlerle pasif döneminde zarar hesabına dahil edilmesi ve 60 yaştan sonra bakiye ömrüne kadar (pasif dönemde), asgari ücret esas alınarak hesap yapılması gerekir. Somut olayda Mahkemenin davacının zarar hesabında pasif dönemi de hesaba dahil edileceğine ilişkin kabulü yerindedir. Ancak hükme esas alınan bilirkişi hesap raporunda pasif dönem zararının Sosyal Sigortalar Kurumunca sigortalılara bağlanacak yaşlılık aylığı esas alınmak suretiyle hesaplanma yapıldığı görülmektedir. Hal böyle olunca pasif döneme ilişkin yapılan hesapta asgari ücret esas alınarak hesap yapılmadığı için hesap raporunun hükme dayanak alınacak nitelikte olduğundan söz edilemez. Diğer yandan manevi tazminat miktarı da azdır.
 
2008-06-30 Y.9.H.D. 4857/18-21 2008/1848 2008/18002 MART 2009 23-2 46

İŞÇİ ÇIKARILMASINDA EMEKLİLİĞE HAK KAZANANLARIN SEÇİMİ

Dairemiz uygulamasına göre işyerinde ekonomik, teknolojik,yeniden yapılanma gibi işletme içi veya işletme dışı nedenlerle meydana gelen işgücü fazlalığından dolayı işçi çıkarılmasında emekliliğe hak kazanmış olanların seçilmesi ve bu durumdaki personelin objektif ve genel bir uygulamaya tabi tutulması geçerli neden kabul edilmektedir. Öncelikle işgücü fazlalığının doğup doğmadığı, davalı işverence işgücü fazlalığı savunması ile çelişkili uygulamalarda bulunulup bulunulmadığı, fesihten önce ve sonra yeni işçi alınıp alınmadığının belirlenmesi gerekir. Eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmiş olması hatalıdır.
 
2007-10-23 Y.9.H.D. 4857/41-46-47 2007/22578 2007/31362 MART 2009 23-2 46

ÇALIŞMA DÜZENİNİ KENDİSİ BELİRLEYEN ÜST DÜZEY YETKİLİNİN FAZLA MESAİ ÜCRETİ İLE TATİL ÜCRETLERİ

Bölge Müdürü olarak çalışan kişi, çalıştığı bölgede en üst yetkili olduğundan ve çalışma düzenini kendisi belirlediğinden fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücretlerine hak kazanamaz.
 
2007-11-26 Y.10.H.D. 506/11 2007/9052 2007/10331 OCAK 2009 23-1 43

GAİPLİK-İŞ KAZASI

İş kazasından söz edebilmek için zararlandırıcı sigorta olayının ani, beklenmedik bir dış etken sonucu gerçekleşmesi ve olayla iş arasında uygun neden-sonuç bağının bulunması ve kanıtlanması gereklidir. Gaip olduğu tartışmasız olan sigortalının iş kazasına uğradığı kuşkuya yer vermeyecek şekilde ispatlanamamıştır. 18.01.1996 tarihinden itibaren dokuz yıldan fazla bir süre geçtikten sonra hak sahiplerince kuruma yapılan 28.03.2005 tarihli başvuruya istinaden olayın iş kazası olarak kabulüne imkan bulunmadığından ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
 
2007-10-30 Y.9.H.D. 4857/20 2007/19022 2007/31935 OCAK 2009 23-1 42

ÜCRETİN GÜNÜNDE ÖDENMEMESİ

Davacı ve arkadaşlarının ücret ve ikramiye alacakları ödenmediği için iş görmekten kaçındıkları, bu nedenle davalı işverence iş sözleşmelerinin feshedildiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda iş görmekten kaçınma hakkının kullanıldığı tarih itibariyle davacının ücret alacağının mevcut olduğu belirtilmiş ise de, ücretin ödenmesi gereken 08.05.2006 günü ile iş görmekten kaçınılan tarih arasında en az 20 günlük süre gecikme şartı gerçekleşmiş değildir. Davacı vekili, Aralık 2005 ve Ocak 2006 aylarına ait ikramiye alacaklarının da eylem tarihi itibariyle ödenmediğini belirtmiştir. Davalı vekili anılan ayları ait ikramiye alacaklarının ödendiğini savunmuştur. İkramiyelerin ödenip ödenmediği hususu iş görmekten kaçınma hakkının doğumu ile doğrudan bağlantılıdır. Bu nedenle anılan ikramiyelerin ödenip ödenmediği, ödenmiş ise tarihi kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulmalı, davacının eyleminin İş Kanunu’nun 34. maddesi kapsamında kalıp kalmadığı ve dolayısıyla geçerli nedene dayanıp dayanmadığı belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
 
2007-11-26 Y.9.H.D. 4857/20 2007/37878 2007/35335 OCAK 2009 23-1 41

ÖZEL HAKEM

Mahkemece iş sözleşmesinin devamı sırasında sözleşmeye konulan hakem kaydının işçinin serbest iradesi ile kabul ettiği bir hüküm olmadığı gerekçesi ile tahkim itirazının reddine karar verilerek işin esasına girilmiş ve feshin geçerli nedene dayanmadığı sonucuna varılarak dayanın reddine karar verilmiştir. Dairemiz uygulamasına göre, sözleşmenin yapılması veya devamı sırasında yapılan hakem kaydına ilişkin anlaşma iradeyi sakatlayan bir hal ileri sürülüp ispatlanmadığı sürece geçerli kabul edilmektedir. Özel hakem anlaşmasının iş sözleşmesinin devamı sırasında yapılmış olması tek başına serbest irade ile kabul edilmediğini göstermez, iradenin sakatlandığı ayrıca kanıtlanmalıdır. Somut olayda, hakem kaydına ilişkin anlaşmada iradesinin sakatlandığını davacı işçi kanıtlamış değildir. Böyle olunca, Özel hakem anlaşması uyarınca dava dilekçesinin görev yönünden reddi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulü hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
 
2007-11-26 Y.9.H.D. 4857/18-21 2007/35800 2007/35329 OCAK 2009 23-1 40

İKALE SÖZLEŞMESİ – İŞE İADE TALEBİ

Taraflar arasında iş sözleşmesinin ne şekilde sona erdiği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Davacı sözleşmenin işverence feshedildiğini ileri erken, davalı işveren, ikale yolu ile sözleşmenin sona erdiğini savunmuştur. Dosyada mevcut ve imzası davacı tarafından inkar edilmeyen dilekçede davacının şahsına ait özel nedenlerden ve bundan sonra yeterli performansı sergileyemeyeceğinden dolayı tazminatlarının ödenerek iş sözleşmesinin feshedilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır. Davalı işverence iş sözleşmesinin feshi davacının belirtilen talebine dayandırılmıştır. Davacı tanıkları dilekçe vermediği takdirde tazminatlarının ödenmeyeceği baskısı altında davacının dilekçeyi imzaladığını açıklamışlarsa da, tanıkların aynı durumda olmaları nedeni ile dava sonucundan menfaatleri bulundukları açıktır. Kaldı ki, tazminatların ödenmeyeceği şartının tek başına iradeyi sakatladığını kabul etmek de mümkün değildir. Somut olayda, iş sözleşmesi tarafların karşılıklı anlaşması sonucu sona ermiş olduğundan davacının işe iade isteği reddedilmelidir.
 
2007-06-27 Y.21.H.D. 4857/1 2006/16841 2007/10423 KASIM 2008 22-6 48

HUKUKİ İLİŞKİNİN ÇIRAKLIK SÖZLEŞMESİNE Mİ YOKSA İŞ SÖZLEŞMESİNE Mİ DAYANDIĞININ TESPİTİ

Uyuşmazlık, yazılı çıraklık sözleşmesine göre mi, yoksa davacının ileri sürdüğü gibi iş sözleşmesine göre mi çalışıldığı noktasında toplanmaktadır. Aradaki hukuksal ilişkiyi belirleme yönünden mesleği öğretme ile emekten yararlanma unsurları karşılaştırıldığında ağır basan unsurun emekten yararlanma olduğu tanık anlatımlarıyla ortaya konulduğundan davacının 04.08.1981-01.10.1985 tarihleri arasında iş sözleşmesine dayalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmesi gerekir.
 
2007-03-19 Y.10.H.D. 5510/86/IX 2007/8078 2008/3511 KASIM 2008 22-6 46

ÇALIŞMA SÜRESİNİN TESPİTİ

Çalışma sürelerinin tespiti istemli davalar kamu düzenine ilişkindir ve bu tür davalarda re’sen araştırma ilkesi uygulanır. Bu sebeple mahkemenin, davacı tanıklarının diğer davalardaki çalışma iddiası yönünden verdikleri soyut bilgilere dayanarak eksik inceleme ve araştırmayla hüküm kurması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
 
2007-04-16 Y.9.H.D. 4857/18 2007/7965 2007/10625 KASIM 2008 22-6 45

İŞLETMEDEN VE İŞYERİNDEN KAYNAKLANAN GEÇERLİ NEDENLE İŞ SÖZLEŞMESİNİN FESHİ

Kuş gribi sonrası üretimde fiyatlarda ve satışlarda azalma, işletmeyi ve işyerini etkileyen objektif nedenlerdir. Bu objektif nedenler sonunda feshin zorunlu hale geldiği sabittir. Krizin etkileri alınan bilirkişi raporu ile belirlenmiştir. İş sözleşmesinin feshi, işletmeden ve işyerinden kaynaklanan geçerli nedene dayanmaktadır. Davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulü hatalıdır.
 
2007-11-20 Y.9.H.D. 818/325 2007/27457 2007/34668 KASIM 2008 22-6 44

BELİRLİ SÜRELİ İŞ SÖZLEŞMESİNİN SÜRESİNDEN ÖNCE SONA ERDİRİLMESİ

Davacının işyerinde mali işlerden sorumlu genel müdür yardımcısı olarak üst düzey yönetici konumunda görev yaptığı anlaşılmaktadır. Bir yıllık belirli süreli sözleşmenin feshinden sonra kalan süresi yaklaşık 7 ay olup bu süre içinde davacının başka bir işte çalıştığı ve gelir elde ettiği tespit edilememişse de, bu konumda bir işçinin 7 ay süreyle iş bulamaması hayatın olağan akışına uygun düşmez. Borçlar Kanunun 325. maddesi uyarınca işçinin kasten feragat ettiği gelirleri de indirim kapsamında değerlendirilmelidir. Bu olgu, davacının sözleşme kapsamında görülen işi yapmaması sebebiyle sarf etmemiş olduğu giderleri ile birlikte değerlendirildiğinde mahkemece yapılan indirim yetersiz kalmıştır. Sözleşmenin kaIan süresine ait ücret aIacakIarından % 60 oranında indirime gidilmelidir.
 
2008-03-24 Y.10.H.D. 5510/86/IX 2008/2133 2008/3907 EYLÜL 2008 22-5 32

SİGORTALILIĞIN TESPİTİ

Sigortalılığın tespitine ilişkin davalarda, işe giriş bildirgesinin verilmiş olması yeterli olmayıp, fiili olarak sigortalının o işyerinde çalıştığının tespiti gerekir.
 
2006-05-29 Y.9.H.D. 5521/1 2006/13878 2006/15652 EYLÜL 2008 22-5 32

YETKİLİ İŞ MAHKEMESİNİN TESPİTİ

5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 5. maddesinde HUMK' da düzenlenen genel yetki kuralından farklı olarak özel bir düzenleme ile işçinin çalıştığı işyerinin bulunduğu yer mahkemesi de davanın açılabileceği yer olarak öngörülmüştür. Bu özel yetki düzenlemesinde davacının işçi ya da işveren olması ayrımı yapılmamış, "İş mahkemelerinde açılacak her dava" ifadesi kullanılmıştır. Bu nedenle davacı işveren bu kurala dayanarak işçinin çalıştığı işyerinin bulunduğu İstanbul iş mahkemesinde bu davayı açabilir. İşin esasının incelenmesine geçilmesi gerekirken, yetkisizlik kararı verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
 
2007-05-21 Y.9.H.D. 4857/20 2007/6445 2007/15616 EYLÜL 2008 22-5 31

İŞE İADE DAVASINDA, DAVA AÇMA SÜRESİ OLAN BİR AYLIK HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRENİN RAPORLA DURDURULAMAMASI

Davacının iş sözleşmesinin feshedildiğinin 16.6.2006 tarihinde bildirildiği, davacının bu fesih bildiriminden sonra 20.6.2006 tarihinde 20 günlük ve takip eden 10.7.2006 tarihinde bir kez daha 20 günlük rapor aldığı, davanın ise bir aylık süre geçtikten sonra 8.8.2006 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. İstirahat raporu alınması hak düşürücü süre olan dava süresinin kesilmesine ve durmasına neden olmaz. Hak düşürücü süre içinde açılmayan davanın reddi gerekir.
 
2007-05-21 Y.9.H.D. 4857/18 2007/6468 2007/16058 EYLÜL 2008 22-5 30

HAKLI NEDEN-GEÇERLİ NEDEN AYRIMI

Davacının davranışları işyerinde olumsuzluklara yol açmış olup, haklı neden ağırlığında değilse de, fesih için geçerli neden teşkil ettiğinden işe iade isteğinin reddine karar verilmesi gerekir.
 
2008-02-25 Y.9.H.D. 4857/18 2008/3735 2008/2001 TEMMUZ 2008 22-4 41

İŞ SÖZLEŞMESİNİN İŞ, İŞYERİ VEYA İŞLETME GEREKLERİNE DAYALI OLARAK FESHİ

Somut uyuşmazlıkta, mahkemece keşif sonrası alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek sonuca gidilmiştir. Ancak mahkemece varılan bu sonuç, işletme gerekleri ile fesihte izlenmesi gereken ilkelere uygun değildir. Öncelikle işverenin aynı işkolunda iş gücünü ve işçi alımı ve çıkarılmasını gösteren fesih tarihi ve sonrasına ait SSK kayıtları getirtilmeli, daha sonra işyerinde istihdam konusunda uzman bilirkişiler marifeti ile keşif yapılmalı, yukarda belirtilen ilkeler kapsamında işletmesel karar ile istihdam fazlalığının meydana gelip gelmediği, işverenin bu kararı tutarlı şekilde uygulayıp uygulamadığı, işverenin fesihte keyfi davranıp davranmadığı ve işletmesel karar sonucu feshin kaçınılmaz olup olmadığı açıklığa kavuşturulmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir. Eksi inceleme ve yetersiz bilirkişi raporu ile hüküm kurulması hatalıdır.
 
2007-12-11 Y.9.H.D. 2007/35740 2007/37709 TEMMUZ 2008 22-4 40

İŞÇİLİK ALACAKLARI

İşyerinde kapsam dışı statüde çalıştığı anlaşılan davacı işçi yönünden kıdem tazminatının son aldığı ücret ve ikramiye alacaklarının dönemler itibarıyla aldığı ücrete göre hesabı gerekirken, alması gereken ücretten söz edilerek fazla hesaplanması hatalı olmuştur. Kapsamdışı statüde çalışan davacı bakımından periyodik olarak ücret artışı yapılması gerektiği yönünde iş sözleşmesi, personel yönetmeliği ve benzeri nitelikte yazılı bir delil de bulunmamaktadır. O halde kapsamdışı personele 2003 yılı başlarından itibaren işverenin içine girdiği mali sıkıntılara bağlı olarak ücret artışı yapılmamış olması davacı işçi yönünden; ücret farkı talebini gerektirmez.
 
2007-12-24 Y.9.H.D. 4857/18 2007/23652 2007/38315 MAYIS 2008 22-3 45

İŞ SÖZLEŞMESİNİN İŞVEREN TARAFINDAN GEÇERLİ NEDENLE FESHİ

Ortaklık nedeni ile işverenle sorun yaşayan, daha önce hastalara davranışı nedeni ile uyarılan ve hakkında şikayet bulunan ve en son izin almadan tıp kongresine katılarak devamsızlık yapan davacının bu davranışları ile işyerinde olumsuzluklara yol açtığı, bu durumda iş sözleşmesi ilişkisini sürdürmenin davalı işveren açısından beklenmez bir hal aldığı, feshin davacının davranışlarından kaynaklanan geçerli nedene dayandığı anlaşıldığından davanın reddi gerekir.
 
2007-07-03 Y.9.H.D. 4857/5 2007/ 14473 2007/21553 MAYIS 2008 22-3 44

LİYAKAT PRİMİ

İş sözleşmesinin emeklilik sebebiyle işçi tarafından feshinin, işveren feshi ile aynı mahiyette olmadığı açıktır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 5. maddesinde düzenlenen işverenin eşit davranma borcu, maddede sözü edilen aynı durumdaki işçiler bakımından bir anlam ifade etmektedir. Emeklilik suretiyle işyerinden ayrılan davacı işçinin, yönetim kurulu kararı ile getirilen ve belli bir süreden önce fesih halinde liyakat pirimi ödenmesini öngören, bu yönüyle iş güvencesi sağlayan hükümden yararlanması mümkün değildir. İşyerinde belli bir kurala tabi olmaksızın tamamen yönetim kurulunun inisiyatifi ile birkaç işçiye liyakat pirimi ödemesi yapıldığı görülmektedir. Bu durum, davacı işçiye liyakat primi ödemesi yapılmasını gerektirmemektedir.
 
2007-12-27 Y.9.H.D. 2007/9203 2007/40078 MART 2008 22-2 54

SAKATLIK İNDİRİMİ

Sakatlık indirimi vergi ile ilgilidir. Sakatlık indirimi yapılmaması sebebiyle işçinin ücretinden daha fazla kesilen vergiler hazineye intikal etmektedir. Başka bir anlatımla fazla kesilen vergi mevcutsa bu fazla miktar işverenin mamelekinde kalmamaktadır. Bu nedenle fazla kesilen vergi miktarının işverenden değil, maliyeden talep edilmesi gerekir. Bütün ihtilafların yargı yeri de idare mahkemesidir.
 
2007-11-26 Y.9.H.D. 4857/20 2007/35615 2007/35327 MART 2008 22-2 53

HAKLI NEDENE DAYANSA BİLE İŞ SÖZLEŞMESİNİ FESHEDEN İŞÇİNİN İŞE İADE DAVASI AÇMA HAKKI BULUNMAMAKTIR.

Tanık anlatımlarına göre davacının amirleri tarafından fişsiz satış yaptığı suçlanması üzerine iş sözleşmesini feshettiği anlaşılmaktadır. Davacının fişsiz satış yaptığı konusunda inandırıcı bilgi ve belge dosyada bulunmamaktadır. Bu durumda davacının iş sözleşmesini haklı olarak feshettiği anlaşılmakta ise de, haklı nedene dayansa bile iş sözleşmesini fesheden işçinin işe iade davası açma hakkı bulunmadığından işe iade isteğinin reddine karar verilmelidir.
 
2007-12-24 Y.9.H.D. 4857/18 2007/24415 2007/38774 MART 2008 22-2 52

İŞE İADE - FESHİN SON ÇARE OLMASI İLKESİ

Somut olayda personel fazlalığını gidermeye yönelik olarak işçi çıkarmada işvereni bağlayan herhangi bir sosyal seçim ilkesi öngörülmediği gibi, davalı işverenin diğer işyerlerinde de iş gücü fazlası personeli çıkarma yoluna gittiği, bu nedenle diğer işyerlerinde çalışma olanağı bulunmadığı kabul edilmelidir. Ayrıca, feshin son çare olması ilkesinin işçinin, aynı gruba ait başka bir şirkete ait işyerinde değerlendirilmesi şeklinde genişletilmesi olanağı bulunmamaktadır. Başka bir anlatımla, aynı gruba da ait olsa, farklı bir tüzel kişiliği haiz işverene ait işyerinde işçinin değerlendirilmesi davalı işverenden beklenemez. Dava konusu olayda işçi çıkarılmasını gerektiren ekonomik neden ve işletmesel bir karar mevcut olduğuna göre üzerinde durulması gereken husus; fesihten önce ve sonra işverenin fesih nedeni ile çelişen uygulamalarda bulunup bulunmadığı, feshin son çare olması ilkesinin göz önünde bulundurulup bulundurulmadığıdır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda dosyada işveren tarafından tek taraflı olarak sunulan mevcut işyeri kayıtları üzerinde inceleme yapılarak sonuca gidildiği anlaşılmaktadır. Yapılması gereken iş, işverenin tüm işyerlerine ait SSK kayıtları getirtilerek yeni işçi alınıp alınmadığını; feshin son çare olması ilkesinin dikkate alınıp alınmadığını, varsa yeni işe alınan işçilerin "çelişkili davranma yasağı" kapsamına girip girmediğini tespit etmek ve tüm dosya içeriği ile birlikte değerlendirmeye tabi tutularak sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir. Yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmiş olması hatalıdır.
 
2007-05-21 Y.9.H.D. 818/118 2007/15363 2007/15663 OCAK 2008 22-1 33

TAKAS

Davacı tarafından açılan alacak davası tarihine göre davalı işverenin mukabil alacağı zamanaşımına uğramış ise de Borçlar Kanunun 118/3 maddesi zamanaşımına uğramış alacak konusunda istisna bir hüküm getirmiştir. Borçlar Kanunun 118/3. maddesinde; davacının alacağının doğduğu tarihte henüz zamanaşımına uğramamış davalı tarafın alacağı sonradan zamanaşımına uğrasa bile, takas yoluyla dermeyan edilebilmesine imkan tanınmıştır. Davacı alacağının doğduğu tarihte, muaccel olan davalı alacağı zamanaşımına uğramamıştır. Bu durumda anılan yasa maddesine göre, davalı alacağının, davacının davaya konu ettiği alacak miktarını karşılayacak kadar kısmın takas ve mahsubunun yapılarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
 
2007-05-30 Y.9.H.D. 4857/17 2006/28188 2007/ 17364 OCAK 2008 22-1 32

İHBAR ÖNELİ

Yazılı sözleşmelerde iş sözleşmesinin belirli süreli olduğu gösterilmiş ancak üç ay önceden bildirimde bulunmak suretiyle akdin feshedilebileceği hükme bağlanmıştır. Oysa belirli süreli sözleşmenin yenilenmemesine ilişkin bu düzenleme belirsiz süreli iş sözleşmesinin feshinde öngörülen ihbar önelleri ile ilgisi bulunmamaktadır. Bu durumda yasal ihbar önellerine uyulmadan belirsiz süreli hale gelen iş sözleşmesinin işverence feshi nedeni ile yasal ihbar tazminatına karar verilmesi gerekir.
 
2007-05-08 Y.9.H.D. 2821/4 2007/15518 2007/14611 OCAK 2008 22-1 32

İŞKOLU TESPİTİNE İTİRAZ

İşkolu tespitine itiraz davalarının tespitine konu işyerinin bulunduğu mahalli mahkemede açılması gerekir.
 
2007-02-19 Y.9.H.D. 4857/17-20 2006/32938 2007/4686 KASIM 2007 21-6 35

İŞE İADE

Davalı işveren naklin gerekçesi konusunda çelişkiye düştüğü gibi, yeniden yapılanma ve organizasyon değişikliğini de kanıtlamış değildir. Geçerli bir neden olmadığı halde, davacının başka bir ildeki işyerine nakli ve davacının bu nakil sebebiyle ailevi nedenlerle il dışında çalışamayacağını belirterek, iş sözleşmesinin feshini istemesindeki iradesinin serbest iradeye dayalı olduğunu söyleme olanağı bulunmamaktadır. Öte yandan, dosya içeriğine göre, davacı işçiye ihbar ve kıdem tazminatının ödenmiş olması, davalı işverence düzenlenen işten ayrılma bildirgesinde iş sözleşmesinin İş Kanunu'nun 17.maddesi gereğince feshedildiğinin belirtilmiş olması karşısında iş sözleşmesinin davacının istifası ile sona erdiğinin kabulüne imkan yoktur. Mevcut olgulara göre, iş sözleşmesi davalı işverence geçerli neden olmadan feshedilmiş olduğundan davacının işe iade isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
 
2007-04-17 Y.9.H.D. 2006/33909 2007/11104 KASIM 2007 21-6 33

ELEKTRONİK ORTAMDA YAYIN FAALİYETİNDE ÇALIŞANLARIN 5953 SAYILI KANUN KAPSAMINA GİRMESİ

Gazetenin yayınlanması bir başka anlatımla basılıp çoğaltılması gerekirse de, günümüzde teknoloji ve iletişimin geldiği nokta itibarıyla, gazetenin nesne olarak basımı ve dağıtımı bir zorunluluk değildir. Gazetenin elektronik ortamda, umuma açık olarak yayınlanması ve okuyucunun yararlanmasına sunulması da mümkündür. Somut olayda davalı işveren internet ortamında gazetecilik faaliyetlerini yürütmüş ve davacı da iki gazetenin koordinatörlüğünü yapmıştır. Bu itibarla davacının çalıştığı işyeri, 5953 sayılı yasanın 1. maddesinde sözü edilen "gazete" kavramı kapsamında değerlendirilmelidir. Davacının, gazetenin koordinatörü olması sebebiyle fikir ve sanat işi yaptığı kabul edilmelidir. O halde davacının aylık ücret karşılığı olan bu çalışmalarının 5953 sayılı yasa kapsamında değerlendirilmesi gerekir.
 
2007-06-11 Y.9.H.D. 4857/18 2007/15603 2007/18639 KASIM 2007 21-6 32

İŞ GÜVENCESİ - İŞÇİNİN DÜRÜSTLÜK KURALLARINA UYGUN DAVRANMAMASI

4857 sayılı İş Kanunu'nun 18 ve devamı maddelerinde belirtilen iş güvencesi hükümlerinin amacı, işverenin iş sözleşmesini meşru ve makul görülebilecek bir neden olmaksızın keyfi olarak sona erdirmesinin engellenmesi, dolayısıyla iş ilişkilerinde sürekliliğin sağlanmasıdır. Sözü edilen düzenlemeler, işverene emredici kurallarla bir takım yükümlülükler getirmekle birlikte, işçinin de yasanın bu korumasından yararlanması için dürüstlük kurallarına uygun davranması gerekir. Başka bir anlatımla iş ilişkisinde sürekliliğin sağlanması noktasında işçi de iyiniyet kurallarına uygun olarak kendisinden beklenen davranışları ortaya koymalıdır. Bu nedenle, işe iade davasında hedef, işe başlatılma olmalıdır. Somut olayda, davalı işveren fesihten sonra davacıyı işe başlaması için çağrıda bulunmasına rağmen davacı işçi, haklı bir neden olmadan işverenin bu davetine icabet etmemiştir. Davacının işe davete icabet etmemesi, iş ilişkisinin devamı ile ilgili talebinde samimi olmadığını, nihai hedefinin boşta geçen süre ücreti ile işe başlatmama tazminatını almak olduğunu göstermektedir. Ne var ki, bu amaca yönelik talebin iş güvencesi hükümlerince korunması mümkün değildir. Davacı bu davranışı ile işverence yapılan feshi geçerli hale getirmiştir. Bu nedenle, mahkemece davanın reddine karar verilmiş olması isabetlidir.
 
2007-04-05 Y.9.H.D. 2006/15278 2007/5265 EYLÜL 2007 21-5 43

İŞ KAZASI VE MESLEK HASTALIĞI SEBEBİYLE RÜCU DAVASI

Anayasa Mahkemesinin 23.11.2006 gün ve 2003/10, 2006/106 sayılı Kararı ile gelir artışlarından doğan Kurum zararının işverenden istenemeyeceğini açık ve kesin bir anlatımla kabul etmiş bulunmaktadır. iptal kararı ile birlikte ortaya çıkan yeni hukuki durum çerçevesinde gelir artışlarının istenmeyeceği ve bu maddeye göre açılan davalarda halefiyet kuralına dayanılamayacağı, Kurumun rücu alacağının hukuki temelinde halefiyet değil, kanundan doğan basit rücu hakkının bulunduğu kabul edilmelidir.
 
2007-03-27 Y.10.H.D. 2006/16469 2007/4723 EYLÜL 2007 21-5 42

YAŞLILIK AYLIĞI

Sosyal Güvenlik Hukukunun kamusal niteliği, sigortalıların insanca yaşamak için sosyal güvenlik hakkından mahrum bırakılmaması yönündeki hukukun genel ilkeleri dikkate alındığında, bu kadar cüz'i bir miktar borcun gerekçe gösterilerek, kurumca davacıya aylığın geç bağlanması gerektiğinin kabulü hakkaniyet ve nesafet kuralları ile bağdaşmayacağı gibi, yargılamanın devamı sırasında kurum veya mahkeme bu miktarın ödenmesini davacıdan talep etseydi, davacı bunu rahatlıkla ödeyecek ve yaşlılık aylığından mahrum kalmayacaktı. Paranın satın alma gücüne göre cüz'i bir miktarı içeren bu borç nedeniyle davacıya yaşlılık aylığının geç bağlanması kabul edilemez.
 
2007-06-04 Y.9.H.D. 4857/18 2007/7926 2007/17965 EYLÜL 2007 21-5 40

İŞ GÜVENCESİ

Genel Merkez işyerinde başka bir firmaya yaptırılan organizasyon şemasının tutarlı bir şekilde uygulanıp uygulanmadığı, toplu işçi çıkarma kararı öncesi ve sonrası Genel Merkez dahil davalı vakfın diğer işletmelerine yeni işçi alınıp alınmadığı ilgili kurumlardan kayıtlar getirtilerek incelenmeli Genel Merkez işyerinden diğer işletmelere nakledilen işçi olup olmadığı, feshin son çare olma ilkesi kapsamında davacının davalı vakfın diğer işletmelerinde çalıştırılıp çalıştırılmayacağı araştırılmalı, gerekirse işyerinde insan kaynaklarından ve istihdam konusunda uzman bir bilirkişi marifeti ile keşif yapılarak bu olgular açıklığa kavuşturulmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
 
2007-05-03 Y.9.H.D. 4857/41-63 2006/17647 2006/14046 TEMMUZ 2007 21-4 32

DENKLEŞTİRME FAZLA MESAİ - HAFTA TATİLİ

Haftalık çalışma süresine göre, 1475 sayılı Yasa döneminde haftalık 45 saati aşan çalışmalar, 4857 sayılı Yasa döneminde ise Yasa'nın 41. Ve 63. maddelerine göre örtülü denkleştirme olduğu kabul edilerek sadece günlük 11 saati aşan çalışmalar fazla mesai olarak kabul edilebilir. Denkleştirmede daha fazla süre ve hafta tatilini kapsayacak şekilde dinlenme yapıldığından ayrıca hafta tatili çalışma ücreti hesap edilmez. Öte yandan hafta tatilini haftanın diğer bir günü kullanmka da mümkündür.
 
2007-03-05 Y.9.H.D. 4857/25 2006/34941 2007/5748 TEMMUZ 2007 21-4 31

SAĞLIK SEBEPLERİ NEDENİYLE İŞ SÖZLEŞMESİNİN FESHİ

İş sözleşmesi feshedilen davacı ile ilgili istirahat raporları getirtilmeli, ihbar öneline ilaveten 6 haftalık bekleme süresinin dolup dolmadığı anılan maddeler kapsamında araştırılmalı, aralıksız istirahat süresi, belirtilen bekleme süresi kadar devam ediyor ise, iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/1.b maddesi kapsamında feshedildiği kabul edilmeli, aksi halde ise sık sık aralıklı rapor alıp almadığı üzerinde durularak iş sözleşmesinin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı araştırılmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.
 
2007-05-01 Y.9.H.D. 4857/104 2007/4893 2007/13796 TEMMUZ 2007 21-4 30

SÜT İZNİ

İşverence süt izni verilmemesinin yaptırımı, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 104. maddesinde öngörülmüştür. Bununla birlikte süt izni verilmemesi durumunda işçiye ilave bir ücret ödeneceğine dair bir kurala yer verilmiş değildir. Böyle olunca süt izni süresinin fazla çalışma süresi olarak değerlendirilerek sonuca gidilmesi doğru olmaz.
 
2006-07-03 Y.9.H.D. 2006/15549 2006/19346 MAYIS 2007 21-3 58

MEVSİMLİK İŞLERDE ASKIYA ALMA İŞLEMİ FESİH NİTELİĞİNDE DEĞİLDİR.

Uygulama ve sözleşme konusu edilen mevsimlik çalışma ve askıya alma nedeni ile, 22.12.2004 tarihinde askıya alma işlemi için feshin geçersizliğinin istenmesi olanağı yoktur. Zira bu tarihte bir fesih işleminde söz edilemez. Mevsimlik işte askıya alma işlemi fesih niteliğinde değildir. Bu tür çalışmada, mevsimlik işin başladığı dönemde işçinin işe çağrılmaması halinde iş sözleşmesinin feshi gerçekleşir. Dava tarihinde böyle bir işlem yoktur.
 
2007-02-26 Y.9.H.D. 4857/25 2007/1415 2007/5105 MAYIS 2007 21-3 56

İŞVERENİN İŞ KANUNUN 25/I. MADDESİ UYARINCA HAKLI NEDENLE FESİH HAKKI - İŞ GÜVENCESİ

İşverenin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II maddesi uyarınca haklı nedenlerle feshettiği durumlarda, işçinin savunmasının alınması zorunluluğu yoktur. İşverenin haklı neden olarak belirttiği davranışın, yapılan yargılama ile geçerli neden kabul edilebileceği sonucuna varılması, savunma alınması koşulu bulunmadığı gerekçesi ile iş sözleşmesinin feshinin geçersizliğini gerektirmez.
 
2006-05-29 Y.9.H.D. 5521/5 2006/13878 2006/15652 MAYIS 2007 21-3 56

YETKİLİ MAHKEMENİN TESPİTİ

5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 5. maddesinde işçinin çalıştığı işyerinin bulunduğu yer mahkemesi de, davanın açılabileceği yer olarak öngörülmüş olup, davacının işçi ya da işveren olması ayrımı yapılmamıştır. Davacı işveren, bu kurala dayanarak işçinin çalıştığı işyerinin bulunduğu İstanbul İş Mahkemesinde bu davayı açmayı tercih etmiştir. Bu nedenle mahkemece işin esasının incelenmesine geçilmesi gerekirken, yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmeli hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
 
2006-07-05 Y.9.H.D. 4857/21 2006/917 2006/19969 MART 2007 21-2 59

İŞ GÜVENCESİ TAZMİNATININ TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ İLE DÜZENLENMESİ

4857 sayılı yasa ile ülkemizde iş güvencesi hükümleri ve özellikle feshin geçersizliğini isteme hakkı getirilmiştir. İş güvencesi kapsamında kalan işçinin bir aylık süre içinde dava açmadığı takdirde, fesih geçerli hale geleceği gibi 4857 sayılı İş Kanunu’nun 21/son maddesinde ise bu maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri sözleşmeler ile hiçbir suretle değiştirilemez; aksi yönde sözleşme hükümleri geçersizdir. hükmü getirilmiştir. Toplu iş sözleşmesinde yer alan tazminatın reddi yerine kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
 
2006-07-10 Y.9.H.D. 4857/25 2006/16499 2006/20608 MART 2007 21-2 58

İŞVERENİN İŞ SÖZLEŞMESİNİ HAKLI NEDENLE FESHİ

Somut olayda, yazılı bir fesih bildirimi bulunmamakta ise de, iş sözleşmesinin İş Kanunu'nun 25/II-ı maddesi uyarınca feshedildiği ileri sürülmüştür. Bu nedenle salt davacının fesihten önce savunmasının alınmamış olması feshi geçersiz kılmaz..Trafik kazası sonucu 8.022. YTL zarar meydana gelmiştir. Her ne kadar belirtilen zarar sigorta şirketi tarafından karşılanmış ise de, aracın tamir süresince çalıştırılmaması, kaza nedeniyle oluşan değer kaybı, sonraki sigorta işleminde hasarsızlık indiriminden yararlanamama gibi hususlar göz önünde bulundurularak oluşan zarar miktarı nedeniyle iş sözleşmesinin geçerli nedenle feshedildiğinin kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekir.
 
2006-06-28 Y.9.H.D. 4857/17 2006/1437 2006/18980 MART 2007 21-2 58

İHBAR TAZMİNATI

Davalı işçinin işvereni ibra etmesi, işverenin de işçiyi ihbar tazminatı isteyemeyeceği konusunda ibra ettiği anlamına gelmez. Bu durumda ihbar tazminatı talebinin kabulü gerekirken mahkemece reddi bozmayı gerektirmiştir.
 
2006-09-26 Y.10.H.D. 2006/11879 2006/11666 OCAK 2007 21-1 29

YAŞLILIK AYLIĞI KURUM ZARARI

Olağan bir duruma dayanan tarafın, bu iddiasını kanıtlama yükümlülüğü altında olmadığı, ispat yükünün, normal durumun aksini iddia eden tarafın üzerinde olduğu; başka bir anlatımla, belli olaylardan, belli olmayan bir olay, için çıkarılabilen durumlara dayalı fiili karine lehine olan tarafın ispat yükü altında bulunmadığı, karinenin aksini kanıtlama yükümünün bunu iddia edenin üzerinde olduğu, yargılama hukukunun temel ilkelerindendir. Ne var ki, sigortalının ölümü, ülke tarihinde yer alan sayılı büyüklükteki bir deprem felaketi sonucunda gerçekleşmiş, tazminle sorumlu tutulan davalı ise, ölen babasıyla birlikte yıkıntı altında kalmış ve ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede uzun süre tedavi görmüştür. Bu koşullar altında gerçekleşen durum karşısında, olağan durumlar nedeniyle Kurum yararına oluşan ve Yargıtay içtihatlarına konu olan karinenin varlığından söz edip, buna bağlı olarak da, davalıları ispat külfeti altına sokmanın, yasal düzenlemeler ve hakkaniyetle bağdaşır bir yaklaşım olarak kabul edilmesine olanak yoktur.
 
2006-03-21 Y.9.H.D. 4857/17 2006/109 2006/7052 OCAK 2007 21-1 28

İHBAR TAZMİNATI

4857 sayılı İş Kanunu'nda arttırılabileceği öngörülen ihbar önellerinin, sözleşmelerle fahiş şekilde arttırılmasının kamu düzenine aykırılık oluşturacağı kuşkusuzdur. İşçi lehine olarak öngörülen bu artışın da bir sınırının olması gerekir. Toplu iş sözleşmesi hükümlerinin de, sözleşme adaleti anlayışı çerçevesinde ele alınması ve uygulanması bir zorunluluktur.
 
2006-05-02 Y.9.H.D. 4857/11 2006/10643 2006/12286 KASIM 2006 20-6 50

BELİRLİ –BELİRSİZ SÜRELİ İŞ SÖZLEŞMESİ AYRIMI – İŞ GÜVENCESİ

Mahkemece davacının 1998 yılından itibaren öğretim üyesi olarak her yıl yenilenen belirli süreli iş sözleşmeleri ile çalıştığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı işçi ile birbiri ardına ve birden fazla sayıda iş sözleşmesi yapılmasını gerektiren esaslı bir neden bulunmamaktadır. Bu itibarla davacının belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalıştığının kabulü gerekir.
 
2006-02-22 Y.9.H.D. 4857/18 2006/320 2006/3898 KASIM 2006 20-6 49

İŞ SÖZLEŞMESİ ASKIDA OLAN İŞÇİLER, 30 İŞÇİ KISTASINDA DİKKATE ALINMALIDIR.

Davacı, fesih tarihinde iş sözleşmesi askıda olan işçilerin olduğunu, sulama işinin yapıldığı yaz döneminde işyerinde 30 ve daha fazla işçi çalıştığını iddia etmiştir. Somut bu maddi olgulara göre, fesih tarihinde bir kısım işçinin iş sözleşmesinin askıda olup olmadığı önem kazanmaktadır. İş sözleşmesi askıda olan işçiler, 30 işçi kıstasında dikkate alınmalıdır. işyerinden ve ilgili kurumlardan kayıtlar getirtilerek, iş sözleşmesi askıda olan işçiler belirlenmeli ve davacının iş güvencesinde kalıp kalmadığı araştırılmalıdır.
 
2006-01-23 Y.9.H.D. 4857/19-25 2005/38380 2006/915 KASIM 2006 20-6 48

İŞVERENİN İŞ KANUNUN 25/I. MADDESİ UYARINCA HAKLI NEDENLE FESİH HAKKI - İŞ GÜVENCESİ

İş sözleşmesinin İş Kanunun 25/I. maddesi uyarınca davalı işverence feshedildiği hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, iş sözleşmesinin İş Kanunu'nun 25/I.maddesi gereğince feshi halinde yazılı bildirime gerek olup olmadığı ve feshin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı noktasında toplanmaktadır. İş Kanunu'nun 25. maddesinin son fıkrasında, 19. maddeden söz edilmemiş olması nedeniyle, 25. maddeye dayalı fesihlerde feshin yazılı olarak bildirilmesi gerekmemektedir. İşverenin haklı nedenle iş sözleşmesini feshi halinde, aynı zamanda feshin geçerli nedene dayandığının da kabulü gerekir.
 
2006-05-15 Y.9.H.D. 4857/2 2006/11741 2006/14066 EYLÜL 2006 20-5 49

ASIL İŞVEREN - ALT İŞVEREN İLİŞKİSİ

Büyük çoğunluğu kendi işçi kadrosundan oluşan ve asıl işverenin birkaç işçisini işe alarak çalıştıran alt işverenin bu tutumu işlemi muvazaalı hale getirmemelidir. Bu durumda, işe alınan az sayıdaki asıl işveren işçilerinin haklarının kısıtlanmış olmasının da sonuca etkili olmayacağı düşünülmelidir. Bu nedenle öncelikle, dava dışı firma tarafından davalıya ait üstlendiği işte çalıştırdığı işçilerin kaç tanesinin kendi kadrosundan olduğu, kaç tanesinin de daha önce bu işte çalıştırılan asıl işveren işçisi olduğu belirlenmeli ve sonucuna göre asıl işveren-alt işveren ilişkisinin muvazaaya dayanıp dayanmadığı saptanmalıdır. Öte yandan, yukarıda belirtilen araştırma sonucunda asıl işveren- alt işveren ilişkisinin muvazaaya dayanmadığı sonucuna varıldığı takdirde; yasaya uygun olarak kurulan asıl işveren-ait işveren ilişkisi bir nevi yeniden yapılanma olduğundan, işyeri içi sebeplerden kaynaklanan geçerli bir fesih nedeni olarak kabul edilmelidir. Ancak, iş sözleşmesi feshedilmeden önce feshin son çare olduğu ilkesinin göz önüne alınması gerekmektedir.
 
2006-02-20 Y.9.H.D. 818/61 2005/18503 2006/3853 EYLÜL 2006 20-5 48

SEBEPSİZ İKTİSAP

Yürütmenin durdurulması kararları da iptal kararları gibi ,işlemin tesis edildiği tarihe kadar geriye gidip işlemden önceki durumu yerine getirdiğine göre, böyle bir kararın uygulanması, hem ilgilinin eski görevine iadesine hem de bu görevin gerektirdiği özlük haklarının işlem tarihinden itibaren ödenmesini zorunlu kılar. Çünkü, yürütmenin durdurulması kararından itibaren çalışan, işlem tarihinden yürütmenin durdurulması kararının kaldırılmasına yada davanın reddedilmesine kadar eski görevinin bütün hak ve yetkilerine sahip olmaktadır. Bu durumda idarenin yaptığı ödemenin yasal dayanağı bulunmaktadır. Bu dayanak da mahkeme kararıdır. O halde yapılan ödemenin davalı yönünden haksız zenginleşme olarak nitelendirilmesi mümkün değildir.
 
2006-05-15 Y.9.H.D. 4857/2 2006/11741 2006/14066 EYLÜL 2006 20-5 49

ASIL İŞVEREN - ALT İŞVEREN İLİŞKİSİ

Davacı işveren iş sözleşmesinde öngörülen cezai şartı talep etmiştir. Taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinin ll-a maddesinde "Doktorun Hastanenin isteği dışında görevinden ayrılması durumunda, ayrılmadan önce hak ettiği son altı aylık hak ediş miktarı kadar brüt tazminatı hastaneye öder” şeklinde kurala yer verilmiştir. Somut olayda davalı işçinin devamsızlığının ardından işyerinde bir süre çalıştığı tartışmasızdır. Şu hale göre davalı işyerinden ayrılmamış, mazerete dayanmayan devamsızlık sebebiyle iş sözleşmesi işverence feshedilmiştir. Anılan sözleşmede işverenin haklı nedene dayanan feshi halinde cezai şart ödeneceğine dair bir kurala yer verilmemiştir. Sözleşme hükmünün işçi aleyhine olarak genişletilmesi de mümkün olmaz. Böyle olunca mahkemece, davacı işverenin cezai şart talebinin reddi bu gerekçeyle yerinde olmuştur.
 
2006-03-14 Y.9.H.D. 4857/25 2006/38090 2006/6556 TEMMUZ 2006 20-4 26

İŞ SÖZLEŞMESİNİN HAKLI NEDENLE FESHİ - CEZAİ ŞART

Davalı işçi doktor olarak görev yapmış ve işverence tutulan ve içeriği tanıklarca doğrulanan tutanaklara göre randevulu hastaları olduğu halde, 06-11 Ocak 2003 tarihleri arasında işyerine mazeretsiz olarak gitmemiştir. Davalı işçi, işverenden sözlü olarak izin aldığını ileri sürmüş ve 'bu yönde tanık deliline dayanmıştır. İzin konusunda dosyaya herhangi bir yazılı delil sunulmamıştır. Davalı işçinin sözlü olarak izin kullandığına dair soyut tanık anlatımlarına göre sonuca gidilmesi doğru olmaz. Davacı işverence yapılan feshin haklı nedene dayandığının kabulü gerekir.
 
2006-03-14 Y.9.H.D. 1475/14 2006/39060 2006/6562 TEMMUZ 2006 20-4 25

KIDEM TAZMİNATI

Davacı emeklilik sonrasında çalışmasına devam ederken 27.06.2003 tarihli yazı ile işverenden bir sonraki dönem için iş sözleşmesinin yenilenip yenilenmeyeceğini sormuştur. İşveren ise yenileme düşüncesinde olduklarını 28.07.2003 tarihinde bildirmiştir. Davacı işçi 31.07.2003 tarihinde el yazısıyla yazdığı dilekçe ile 30.08.2003 tarihi itibarıyla sona erecek olan iş sözleşmesini yenilenmeyeceğini bildirmiştir. Somut olayda süresi sona erecek olan iş sözleşmesinin yenilenmeyeceği bildirilmiş olmakla, davacı işçi tarafından haklı fesih yerine yenilememe şeklinde iradenin ortaya çıktığı anlaşılmaktadır. Davacı tanıkları da işçinin haklı feshinden söz etmemişler ve iddia ve savunmaya aykırı biçimde iş sözleşmesinin işverence feshedildiğini bildirmişlerdir. Bu durumda davacı işçinin emeklilik sonrası dönem çalışmaları için kıdem tazminatına hak kazanmasına olanak bulunmamaktadır.
 
2006-03-15 Y.9.H.D. 2006/24828 2006/6666 TEMMUZ 2006 20-4 24

TİS’DE YER ALAN TOPLU İŞÇİ ÇIKARMA PROSEDÜRÜNÜN UYGULANMASI

Toplu iş sözleşmesinde toplu işçi çıkarmanın zorunlu bulunduğu hallerde durumun taraf işçi sendikasına bildirileceği ve tarafların biraraya gelerek, işten çıkarma esasları, işçi sayısının ve işten çıkartma tarihinin kararlaştırılacağı düzenlenmiştir. Davalı kurum işçilerin durumlarını görüşmek üzere toplantı düzenlemesine ve önceden Sendikaya bildirmesine rağmen sendika toplantılara katılmamıştır. Mahkemece TİS prosedürüne uyulmadığı gerekçesiyle iş güvencesi tazminatına hükmedilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
 
2006-02-13 Y.9.H.D. 4857/21 2005/37555 2006/3454 MAYIS 2006 20-3 53

İŞE İADE

Dairemizin uygulamasına göre ihbar tazminatı ödenmeden önce önel süresi içinde işçinin emekliye ayrılması durumunda, iş sözleşmesi onun tarafından feshedilmiş sayılmakta ve işe iade davasını açma hakkının bulunmadığı kabul edilmektedir. Somut olayda ise, davacının iş sözleşmesi 27.05.2005 tarihli fesih bildirimi ile 28.05.2005 tarihi itibariyle feshedilmiş olup, aynı gün ihbar ve kıdem tazminatı ödenmiş bulunmaktadır. Davacı ihbar ve kıdem tazminatı ödendikten sonra 24.08.2005 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunmuş ve kendisine 01.09.2005 tarihi itibariyle aylık bağlanmıştır. İş sözleşmesi işverence feshedilip ihbar tazminatı ödendikten sonra davacı işçinin emekliye ayrılması iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiği gerçeğini değiştiremez.
 
2006-03-07 Y.9.H.D. 1475/14 2005/37054 2006/5673 MAYIS 2006 20-3 52

KIDEM TAZMİNATI

Davacı işçinin 01.11.1989 tarihinde yapılan kıdem tazminatı ödemesinin ardından ayrı bir tüzel kişiliği haiz olan davalı şirkette genel müdür olarak çalışmaya başladığı tartışma dışıdır. Bu suretle davacının işi ve işyeri değişmiş olmaktadır. Somut olayın özellikleri dikkate alındığında önceki işveren tarafından yapılan ödemenin kıdem tazminatı avansı olarak değerlendirilmesi doğru olmaz. Gerçekten dava dışı olan B...A.Ş işvereninin ileride daha az kıdem tazminatı ödemek için kötüniyetli olarak bu yola gitmediği çok açıktır. İşyerlerinin aynı holding bünyesinde olması, farklı işyerlerinde geçen sürelerin birlikte değerlendirilmesini gerektirmemektedir.
 
2006-01-18 Y.9.H.D. 4857/41-44 2005/17358 2006/392 MART 2006 20-2 30

FAZLA MESAİ, ULUSAL BAYRAM, GENEL TATİL ÜCRETİNİN HESABI

Fazla mesai, ulusal bayram, genel tatil ücretlerinin, çalışılan döneme göre o dönemdeki hak edilen ücret esas alınarak devre devre hesaplanması gereklidir. Çalışılan süre itibarıyla son ücretten hesaplanmış olması hatalıdır.
 
2006-01-24 Y.9.H.D. 818/161 2005/37855 2006/979 MART 2006 20-2 30

CEZAİ ŞART

İşçi ücretinin 1.500.000.000 TL.olarak belirlendiği bir sözleşmede 20.000.000.000 TL. olarak kararlaştırılan cezai şart oldukça fahiştir. Öğretmen olan davalı işçi yönünden fahiş olan cezai şartın Borçlar Kanununun 161/son maddesi uyarınca indirime tabi tutulması gerekir.
 
2005-11-24 Y.9.H.D. 4857/41 2005/9470 2005/37139 MART 2006 20-2 29

FAZLA MESAİ ALACAĞININ HESABI

Bilirkişi raporunda günde kaç saat ve haftada kaç gün çalışma esasına göre hesaplama yapıldığı, zorunlu ihtiyaçlar için kaç saat ara verildiği yazılı olmadığı gibi genel tatiller ve yıllık izinde olduğu süreler için de hesaplama yapıldığı görülmüştür. Denetlenebilir açık ve makul bir rapor ve hesaplama yapılmadan fazla mesai alacağının kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
 
2006-01-23 Y.9.H.D. 4857/21 2005/39126 2006/940 MART 2006 20-2 28

İŞE İADE

Emsal davalarda işyerinde inceleme yapan bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen raporda; yeni teknoloji ürünlerini kullanan davalı kurumun, bakım ve onarım gibi asli işleri için nitelikli teknisyene ihtiyacı olduğu, davacı gibi ortaokul mezunu olan yardımcı teknik ve hizmet elemanlarına ihtiyacı kalmadığı belirtilmiştir. Bilirkişi heyetince yapılan saptama işletmenin ve işyerinin gereklerine dayalı geçerli bir nedendir.
 
2005-10-12 Y.9.H.D. 4857/21 2005/29740 2005/33234 OCAK 2006 20-1 61

İŞE İADE

Mahkemece tazminatlar hakkında karar verilirken davalıların birlikte sorumluluğunun olduğu gözetilmeden ve hangi davalı hakkında hüküm kurulduğu açıklanmadan sonuca gidilmesi hatalı olduğu gibi, iade kararının hangi davalı hakkında kurulduğu da kararda açıklanmamış olması doğru değildir.
 
2005-09-29 Y.9.H.D. 4857/18 2005/29577 2005/31618 OCAK 2006 20-1 60

İŞ GÜVENCESİ

Somut olayda davalı işveren 14.06.2004 tarihinde iş sözleşmesini feshetmiş, ancak işçi ih bar tazminatı ödenmeden önce 14.05.2004 tarihinde yaşlılık aylığı almak için sosyal güvenlik kurumuna başvurmuştur. Olayda artık ­işverenin feshi değil, davacı işçinin feshi söz konusudur. Böyle olunca davacı işçi feshin geçersizliği ve işe iade talebinde de bulunamaz.
 
2005-06-06 Y.9.H.D. 2004/29686 2005/20409 OCAK 2006 20-1 59

İŞ GÜVENCESİ-TİS’LE GETİRİLEN CEZAİ ŞART

Toplu iş sözleşmesi, 4857 sayılı İş Kanunu yürürlüğe girmeden imzalanmış ve feshe karşı bir güvence kapsamında cezai şart tazminatı maddesi düzenlemiştir. Davacı 4857 sayılı yasa ile getirilen iş güvencesi kapsamında kalmaktadır. Daha önce imzalanan TİS’deki cezai şart niteliğindeki istek konusu tazminatın, iş güvencesi kapsamına giren davacı açısından, önemi kalmamıştır. Feshin geçersizliği ve işe iade istemi süresinde ileri sürülmediği ve istenmediği takdirde, fesih geçerli hale gelecektir. Bu durumda geçersizlik şartlarına bağlı TİS hükmündeki tazminat istenemeyecektir.
 
2005-10-03 Y.9.H.D. 818/325 2005/1049 2005/31960 OCAK 2006 20-1 58

BAKİYE ÜCRET ALACAĞINDAN MAHSUP YAPILMASI

Davacı, dava konusu dönemde işe girmiş ve kazanç elde etmiştir. Mahkemece bu yön üzerinde durularak, SSK sicil kaydındaki işveren ve işverenden aldığı ücret araştırılmalı, aldığı kazanç belirlenmeli, bakiye ücret alacağından mahsup edilmeli ve hüküm kurulmalıdır.
 
2005-06-30 Y.10.H.D. 2005/3614 2005/7505 KASIM 2005 19-6 46

RÜCU DAVASI-SIFAT YOKLUĞU

Bir kişinin belli bir davada gerçekten davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı hususu usul hukuku değil, dava konusu hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk meselesidir. Bir davanın tarafları o davada gerçekten taraf sıfatına sahip değilse, mahkeme dava konusu hakkın esasına girip karar veremez. Davayı sıfat yokluğundan reddetmesi gerekir.
 
2005-07-14 Y.9.H.D. 2005/18828 2005/26252 KASIM 2005 19-6 45

İŞ GÜVENCESİ HÜKÜMLERİ İÇİN PROTOKOL İLE ÖZEL HAKEM ŞARTI DÜZENLENMESİ

Fesih tarihinde dava konusu işyerinde yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesinin 60/B.maddesinde; "Özel Hakem Kurulu, imzalanan toplu iş sözleşmesi içinde yer alan ve gerek tarafları ve gerekse üyeleri ilgilendiren hususlardan meydana gelen ve uyuşmazlıkları Çözüm Kurulu tarafından halledilemeyen uyuşmazlık konularını, taraflardan birinin müracaatı üzerine çözümlemek için toplanır" kuralına yer verilmiştir. Anılan toplu iş sözleşmesinde işe iadeyi düzenleyen hükümler bulunmamaktadır. Bu nedenle toplu iş sözleşmesinin sözü edilen maddesinde iş güvencesi hükümleri yönünden özel hakem şartına yer verildiğinden söz edilemez. İş sözleşmesinin feshinden sonra, toplu iş sözleşmesinin taraflarınca 19.01.2005 tarihinde düzenlenen protokol ile özel hakem şartı öngörülmüş ise de, Dairemizin istikrar kazanan uygulamasına göre protokol hükümleri ileriye yönelik olarak geçerli kabul edilmektedir.
 
2005-07-04 Y.9.H.D. 4857/18 2005/20333 2005/23533 KASIM 2005 19-6 44

İŞÇİNİN YETERLİLİĞİNDEN VEYA DAVRANIŞLARINDAN KAYNAKLANAN SEBEPLERİN FESİH İÇİN GEÇERLİ SEBEP OLUŞTURMASI

İşçinin yeterliliğinden veya davranışlarından kaynaklanan sebepler ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde fesih için geçerli sebep olabilirler. İş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli sebeplere dayandığı kabul edilmelidir.
 
2005-06-20 Y.9.H.D. 2005/24320 2005/26514 KASIM 2005 19-6 43

FESHİN GEÇERSİZLİĞİ VE İŞE İADE İSTEKLİ DAVALARDA, FESİH NEDENLERİ, KIDEMLERİ, ÜCRETLERİ, GÖREVLERİ HER İŞÇİ AÇISINDAN AYRI AYRI DEĞERLENDİRİLMELİDİR

Davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmamaktadır. Feshin geçersizliği ve işe iade istekli davalarda fesih nedenlerinin, kıdemlerinin, ücretlerinin, görevlerinin her işçi açısından ayrı ayrı değerlendirilmesinde hukuki yarar vardır. Ayrıca feshin geçersizliğinin sonucu olan ve tespit niteliğindeki işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretinin her işçi açısından ayrı ayrı belirlenmesi, kararın infazındaki tereddütleri giderecektir.
 
2005-06-23 Y.9.H.D. 4857/20 2004/32218 2005/22714 KASIM 2005 19-6 42

FESHİN GEÇERSİZLİĞİ VE İŞE İADE İLE BİRLİKTE İSTENEN İŞÇİLİK ALACAKLARI AYNI DAVADA BİRLİKTE GÖRÜLEMEZ

Feshin geçersizliği ve işe iade ile birlikte istenen işçilik alacakları aynı davada birlikte görülemez. Zira feshin geçersizliği, işe iade ve bunun sonucuna bağlı işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre için ücret alacağı davası, bir tesbit niteliğinde olup, seri yargılama usulüne tabidir. Oysa yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti ve diğer haklardan doğan alacaklar gibi işçilik alacakları sözlü yargılama usulüne tabi olup, eda niteliğinde isteklerdir.
 
2005-06-21 Y.9.H.D. 1475/14-4857/17 2004/27840 2005/22247 EYLÜL 2005 19-5 70

DAVACININ İŞ SÖZLEŞMESİ, İŞYERİNDEN ALDIĞI VE KAPATMADIĞI AVANSLARI SEBEBİYLE FESHEDİLDİĞİNDEN İHBAR VE KIDEM TAZMİNATINA HAK KAZANAMAZ.

İşçi hakkında kapatmadığı avanslar nedeniyle ceza davasının açıldığı ve davanın 4616 sayılı yasa sebebiyle ertelendiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, ceza davasının ertelenmesi sebebiyle anılan isteklerin kabulü cihetine gidilmiş ise de, somut olayda davacının işyerinden aldığı avansları kapatmadığı kesinleşen mahkeme kararıyla sabittir. Davacı işçinin ihbar ve kıdem tazminatlarına hak kazanması söz konusu olamaz.
 
2005-06-21 Y.9.H.D. 1475/14 2004/24256 2005/22241 EYLÜL 2005 19-5 69

İŞÇİNİN DAVALI İŞVEREN NEZDİNDEKİ ÇALIŞMASI YENİ BİR İŞ SÖZLEŞMESİ OLDUĞUNDAN KIDEM TAZMİNATI HESABINDA ÖNCEKİ HİZMETLERİN BİRLEŞTİRİLMESİ MÜMKÜN DEĞİLDİR.

Davacının davalı şirket nezdinde geçen çalışmaları yeni bir iş sözleşmesi niteliğindedir. Devreden ya da devralan işverence ilerde daha az kıdem tazminatı ödenmesini sağlamak için kötüniyetli olarak bu yola gidildiği de kanıtlanabilmiş değildir. İşyeri ile ilgisi kalmayan işveren işçinin iş sözleşmesini feshetmişve sorumlu olduğu kıdem tazminatını da ödemiştir. Buna göre davacı işçinin davalı işveren nezdindeki çalışması yeni bir iş sözleşmesi olmakla kıdem tazminatı hesabında önceki hizmetlerin birleştirilerek sonuca gidilmesi doğru değildir.
 
2005-06-13 Y.9.H.D. 4857/21 2005/17441 2005/20762 EYLÜL 2005 19-5 67

İŞE İADE

Gelecekte oluşacak bir durum nedeniyle davacının işine son verilmiştir. Dolayısıyla işverence yapılan fesih işin ve işyerinin gereklerinden kaynaklanan geçerli nedene dayanmamaktadır. Davacı akdin geçerli olmayan nedenle sendikal faaliyetleri yüzünden feshedildiğini iddia ettiğinden sendikal nedenle feshedildiğini ispatlaması gerekir. Dinlenen tanık beyanları yetersiz olup feshin sendikal nedenle yapıldığını ispatlamaktan uzaktır. Bu sebeple mahkemenin, akdin geçersiz ancak sendikal olmayan nedenlerle feshedildiğini kabul ederek davayı kabul etmesi gerekir.
 
2004-03-18 Y.9.H.D. 4857/11 2003/15449 2004/5354 EYLÜL 2005 19-5 66

BELİRLİ SÜRELİ İŞ SÖZLEŞMESİYLE ÇALIŞAN İŞÇİNİN FARK KIDEM TAZMİNATI VE İZİN ALACAĞI TALEBİ

Davacı Elektrik ve Elektronik mühendisi olup, son olarak Araştırma ve Geliştirme Grup Lideri ünvanı ile çalıştırılmıştır. Davacının niteliği ve yaptığı iş itibarıyla belirli süreli hizmet akdinin yapılmasını gerektiren haklı bir neden bulunmaktadır. Ayrıca, işverence ihbar ve kıdem tazminatının ödenmiş bulunması önceki dönemin tasfiye olduğunu göstermektedir. İkinci dönemin ayrı ve öncekinden bağımsız bir sözleşmeye davalı olduğu kabul edilerek fark kıdem tazminatı ve izin alacağı isteğinin reddine karar verilmelidir.
 
2005-03-29 Y.10.H.D. 506/26 2005/400 2005/3302 TEMMUZ 2005 19-4 54

İŞ KAZASI NEDENİYLE İŞVERENİN SORUMLULUĞU

1. İş kazası sonucu sürekli işgöremezlik durumuna giren sigortalıya, Kurum tarafından bağlanan gelirler ile yapılan harcama ve ödemelerin rücuan tazminine yönelik davada İşverenin sorumluluğunun hukuksal dayanağı, 506 sayılı Yasanın 26/1.maddesi olup, "İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi ve yahut suç sayılabilir bir hareketi sonucu olmuşsa, ..." tazminle sorumluluğa olanak veren yasal düzenleme, kusura dayalı sorumluluk halini düzenlemektedir.Sigortalı veya hak sahiplerince işveren aleyhine açılan davalarda, iş kazasının gerçekleşmesinde işçi sağlığı ve iş güvenliği kurallarına aykırı kusurlu davranışı tespit edilmediği halde, tehlike sorumluluğu ilkesinden hareketle işverenin tazminle sorumlu kılınmış olmasının, 506 sayılı Yasanın 26. maddesine dayalı dava yönünden tazmin yükümlülüğü doğuran kesin hüküm olarak kabulüne olanak yoktur. 2. Mahkemece, sigortalı tarafından açılan ilk davada belirlenen gerçek zarar tavan değerinden, sigortalının açtığı davalar sonucu lehine hükmedilen maddi tazminat miktarlarının mahsubu yöntemiyle yapılacak tavan kontrolüne göre sonuca varılması gereğinin gözetilmemesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
 
2005-02-10 Y.9.H.D. 4857/34 2004/13259 2005/3782 TEMMUZ 2005 19-4 54

ÜCRETİN GÜNÜNDE ÖDENMEMESİ NEDENİYLE İŞGÖRME BORCUNDAN KAÇINMA

İş Kanunu’nun 34. maddesi gereği, işçinin ücretinin ödeme gününden itibaren 20 gün içinde mücbir bir neden dışında ödenmemesi halinde işçi iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir. Bu süre içinde ücret ödemesi uygulaması yapılacağı yasa tasarısında düzenlendiği halde, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki görüşmeler sırasında bu düzenleme yasa metninden çıkarılmış ve bu suretle Yasama organı boşta geçen bu sürede ücret istenemeyeceğine dair iradesini açık olarak ortaya koymuştur. 34. maddenin bu düzenlemesine göre, işçinin iş görme borcunu yerine getirmekten kaçındığı bu sürenin ücretini işverenden talep etmesi mümkün değildir. Zira, işçinin çalışmaması kendi iradesi ile oluşmuştur.
 
2005-03-29 Y.9.H.D. 2004/15859 2005/10829 TEMMUZ 2005 19-4 52

TOPLU İŞTEN ÇIKARMA

Davacı iddialarında toplu işten çıkarmada sözleşmenin 22.maddesinde öngörülen prosedüre uyulmamasının toplu çıkarmayı kişisel çıkarma haline dönüştürdüğünü ve bu nedenle toplu iş sözleşmesinin iş güvencesi başlıklı 16.maddesinin ihbar önellerini arttıran fıkralarının uygulanması gerektiğini ileri sürmektedir.Salt toplu işten çıkarma prosedürüne uyulmamasının toplu çıkarmayı kişisel çıkarma haline dönüştüremiyeceği ve dolayısıyla davacı yararına kişisel çıkarmalar için öngörülen sözleşme hükümlerinin uygulanması mümkün olmadığından fark ihbar tazminatını hüküm altına alan mahkemenin kararı hatalı olduğundan bozulması gerekmiştir.
 
2004-12-15 Y.H.G.K 506/79 TEMMUZ 2005 19-4 50

HİZMET TESPİTİ

506 sayılı Kanunun 79/8.maddesidir. Anılan maddede, yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen sigortalıların, çalıştıkları hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde dava açacakları hükmü öngörülmüştür. Maddede belirtildiği üzere, yönetmelikle tespit edilen belgelerin verilmesi durumunda 5 yıllık hak düşürücü süreden bahsedilemeyecektir. Somut olayda davacı ile ilgili olarak 29.09.1989 tarihli işe giriş bildirgesinin verildiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez.
 
2005-01-31 Y.9.H.D. 4857/25 MAYIS 2005 19-3 36

İŞÇİNİN BELİRSİZ SÜRELİ İŞ SÖZLEŞMESİ, İŞ YASASININ 25/II MADDESİ GEREĞİ İŞVERENCE FESHEDİLDİĞİ DURUMLARDA, İŞÇİNİN SAVUNMASININ ALINMASI GEREKMEZ.FESİH GEÇERLİ NEDENLERE DAYANDIĞINA GÖRE, İŞE İADE İSTEĞİNİN REDDİ GEREKİR.

Davacı işçinin üretimi engellemediği, iş bitimi işyerini terk etmeyerek iş sözleşmesi fesh edilen taşeron işçileriyle birlikte iş arkadaşlarını işverene karşı kışkırttığı işyerinde bu şekilde huzursuzluk çıkardığı anlaşılmaktadır. Bu eylemler üretimi engellemediği gibi işçiler ve davacı yaptıkları işi bırakmamışlardır. Mahkemece bu eylemin kanun dışı grev olarak nitelendirilmemesi yerindedir. Ancak bu durum geçerli neden kabul edilmekle birlikte, davacının savunmasının alınmadığı gerekçesi ile fesih geçersiz kabul edilmiştir. Feshin işverence 4857 sayılı Yasanın 25/II maddesine dayanılarak feshedildiği durumlarda, işçinin savunmasının alınması aranmaz. Fesih geçerli nedenlere dayandığına göre, işe iade isteğinin reddi gerekir. Mahkemece yazılı şekilde feshin geçersizliğine ve işe iadeye karar verilmesi hatalıdır.
 
2005-01-24 Y.9.H.D. 4857/18 2004/27599 2005/1413 MAYIS 2005 19-3 34

İŞÇİNİN ÇALIŞMASINI VE İŞYERİNİN NORMAL İŞLEYİŞİNİ OLUMSUZ ETKİLEYEN HALLER, İŞ SÖZLEŞMESİNİN FESHİ İÇİN GEÇERLİ NEDEN OLUŞTURUR.

İş Kanunu'nun 18. maddesinde iş sözleşmesinin işveren tarafından işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanılarak feshedilebileceği düzenlenmiştir. Söz konusu geçerli sebepler İş Kanunu'nun 25.maddesinde belirtilen derhal fesih için öngörülen sebepler niteliğinde olmamakla birlikte, işçinin ve işyerinin normal yürüyüşünü olumsuz etkileyen hallerdir. Davacı işçinin iş sözleşmesinin feshi davalının diğer bir işçisi olan ..... ile tartışmasından kaynaklanmaktadır. Bu durumda haklı değil geçerli bir fesih söz konusudur.
 
2005-02-02 Y.H.G.K 2005/9-753 2005/2 MAYIS 2005 19-3 32

TÜRK TABİPLER BİRLİĞİ TARAFINDAN SAPTANAN İŞYERİ HEKİMLERİ ASGARİ ÜCRET TARİFESİNİN UYGULANMASI ZORUNLU VE BAĞLAYICI BİR TARİFE DEĞİLDİR.

İşyeri Sağlık Birimleri ve İşyeri Hekimlerinin Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkındaki Yönetmelikte; işyerlerinde işyeri hekimi olarak çalışacak doktorların nitelikleri ve işyeri ile işyeri hekimi arasında yapılacak sözleşmede zorunlu olarak bulunması gereken unsurlar açıklanmış olup, ücret konusunda herhangi bir hüküm getirilmemiştir. Türk Tabipler Birliğine; işyeri hekimleri bakımından uyulması zorunlu bir şekilde asgari ücret belirleme yetkisi verilmemiştir. Bir tarifenin uyulmasının zorunlu olduğunun söylenebilmesi için, mutlaka yasal dayanağının gösterilmesi gerekir. Bu anlamda işçiler için Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından belirlenen ve uyulması zorunlu olan asgari ücret, yasal dayanağını 4857 sayılı İş Kanunu'nun 39 ve 102. maddelerinden almaktadır. Bu itibarla, Türk Hukukunda işyeri hekimi ile işveren uygulayacakları ücreti serbestçe kararlaştırabilirler. Türk Tabipler Birliği tarafından saptanan işyeri hekimleri asgari ücret sözleşmesinin uygulanması zorunlu ve bağlayıcı bir tarife değildir.
 
2005-01-24 Y.9.H.D. 4857/2 2004/30506 2005/1232 MART 2005 19-2 49

ASIL İŞVEREN-ALT İŞVEREN İLİŞKİSİNDE MUVAZAA İDDİASI

Somut olayda, davalı işverenin, alt işverene verilebilen temizlik, tahliye ve tahmil gibi yardımcı işleri ihaleye çıkardığı, ihaleye birden fazla firmanın katıldığı, ihale sözleşmesinin Kamu İhale Yasası'na uygun olarak yapıldığı, davalı kurumun asli görevinin dışında olan temizlik işlerinin en uygun teklif veren firmaya verildiği, yapılan ihalenin Bakanlar Kurulunca çıkarılan tip şartname hükümlerine, Sosyal Sigortalar Kurumunun tebliğlerine ve nihayet Maliye Bakanlığının bu konudaki tamimlerine uygun olarak yapıldığı, anlaşılmaktadır. Davacıyı işe alan, ücretini, sosyal haklarını, sigorta primlerini ödeyen, çalıştıran kendi işyerinde işe giriş ve prim bildirgesi veren ihaleyi alan dava dışı alt işverendir. Dinlenen davacı tanıkları, aynı şekilde uyuşmazlığa taraf konumunda kişiler olduğundan, tanıklıklarına itibar edilememesi gerekir. Ayrıca, ihaleyi alan firmanın 500 milyon lira sermaye ile kurulmuş ve asgari giderleri ile 150 milyar zarar edeceği bir sözleşmeyi bile bile imzalamış olması muvazaa olgusu için yeterli bir neden değildir. Bu nedenle alt işverene ihale ile verilen işin ihale bedelinden hareketle muvazaa değerlendirmesi yapılması da yerinde görülmemiştir.
 
2005-01-11 Y.9.H.D. 1475/14 2004/5936 2005/453 MART 2005 19-2 48

ÖZELLEŞTİRİLME SONRASINDA MEMURİYETE ATANAN KİŞİNİN KIDEM TAZMİNATI TALEBİ

Davalı kurumun özelleştirilmesi sonrasında isteği dışında memuriyete atandığını belirterek kıdem tazminatı isteğinde bulunmuş, aynı dilekçede nakil işleminin, davacının 4046 sayılı Yasanın 22. maddesi uyarınca işçiye sağlanan hakkın kullanılması sonucu gerçekleştiğini açıklamıştır. Davacının kendi isteği ile memuriyete geçmesi durumunda kıdem tazminatı hakkının bulunmayacağı açıktır. Ancak işçinin talebi olmaksızın işverenin tek taraflı işlemi sonucu nakil gerçekleşmişse kıdem tazminatı isteğinin şimdiki gibi kabulüne karar verilmelidir.
 
2005-01-13 Y.9.H.D. 4857/25-26 2004/30616 2005/622 MART 2005 19-2 47

GEÇERSİZ FESİH NEDENİYLE DAVA AÇILMASI DURUMUNDA İŞ KANUNUNUN 26. MADDESİNDEKİ HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRENİN TATBİKATI

İş sözleşmesinin 4857 sayılı Yasanın 25/II maddesi gereğince feshi hallerinde, feshin altı iş günlük hak düşürücü süre içerisinde sona erdirilmemesi halinde davacının ihbar ve kıdem tazminatı isteme hakkı doğmakta ise de, İş Yasasının 18 ve devamı maddeleri gereğince işe iade davası açılması durumunda Yasanın 26.maddesindeki hak düşürücü sürelerin uygulama alanı bulunmamaktadır.
 
2004-06-07 Y.9.H.D. 4857/18 2004/14496 2004/13993 MART 2005 19-2 46

İŞLETMENİN, İŞYERİNİN VEYA İŞİN GEREKLERİNDEN KAYNAKLANAN SEBEPLERLE İŞ SÖZLEŞMESİNİN FESHİ

İşverenin feshe gerekçe gösterdiği rekabet yapabilme ve yeni teknoloji kullanma, yüksek eğitimli, teknolojiyi kullanan kaliteli personele gereksinimi olup olmadığı, iş sözleşmesi feshedilen davacının bu nitelikleri taşıyıp taşımadığı, hizmetine gereksinim bulunup bulunmadığı somut şekilde, her çıkarılan işçinin sicil dosyası incelenerek araştırılmalı, bu hususta telekomünikasyon ve iletişim konularında uzman, tarafsız bilirkişilerden rapor alınmalı, buna göre feshin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı belirlendikten sonra karar verilmelidir.
 
2004-06-29 Y.10.H.D. 2004/5388 2004/6223 OCAK 2005 19-1 32

ÜST DÜZEY YÖNETİCİLERİN ÖDENMEYEN SİGORTA PRİMLERİNDEN SORUMLULUĞU

Sigorta primlerini süresinde tahakkuk ve tediye etmeyen üst düzey yöneticilerin sorumluluğunun "haklı sebep olmaksızın" ödememe hali ile sınırlı tutulmuş bulunmasına ve davacının şirket yönetim kurulu üyeliğinden istifasının kanunda yer alan "haklı sebep" kavramı içinde kabul edilmesi gerektiğine göre, davacının istifa tarihinden sonraki dönemde tahakkuk eden prim borcu ile eklentilerinden sorumlu olamayacağı gözetilmeden, 2000/10 - 2002/l ayları arasındaki döneme ilişkin prim borcu ve eklentilerinin tümünden sorumluluk yönünde yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
 
2004-10-21 Y.9.H.D. 4857/41 2004/5629 2004/23761 OCAK 2005 19-1 31

FAZLA MESAİ ALACAĞI

4 yıllık bir süre içinde bir kimsenin ara vermeden, haftada 15 saat fazla mesai yaptığı iddiası mahkemenin de kabulünde olduğu gibi hayatın olağan akışına uygun düşmemektedir. Mahkemece hesaplanan bu alacaktan %25 oranında indirim yapılmış ise de, dosya içeriğine göre fazla mesai alacağının büyük ölçüde tanık anlatımlarına dayandırılması ayrıca hesaplamanın yapıldığı çalışma süresinin uzun bir süre olması ve buna bağlı olarak davacının izin ve rapor nedeni ile çalışamadığı günlerin de fazla olduğu dikkate alınarak, alacağın gerçek miktarının saptanması bakımından yapılacak indirimin daha fazla olması gerekir.
 
2004-11-22 Y.9.H.D. 4857/2-25 2004/19146 2004/25836 OCAK 2005 19-1 30

SERVİS ARACINDA MEYDANA GELEN EYLEM NEDENİYLE İŞVERENİN İŞ SÖZLEŞMESİNİ HAKLI NEDENLE FESHİ

Davacının mesai bitimi evine bırakılma sırasında işyeri servis aracında başka bir işçi ile tartışmaya girdiği, karşılıklı hakaret ve darp eylemlerinin gerçekleştiği sabit olup, esasen bu olgu uyuşmazlık dışıdır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesi gereği servis aracı işyeri organizasyonu içinde sayılmaktadır. Servis aracı içinde gerçekleştirilen bu karşılıklı eylemler, işyerinde olumsuzluklara yol açabilecek bir nitelikte olup, iş ilişkisini etkilemektedir. Olaydan sonra darp nedeni ile rapor alınarak işe gelmeme, karşılıklı şikayetler bunun somut göstergeleridir. İş sözleşmesinin feshi için geçerli nedenler bulunmaktadır.
 
2004-09-27 Y.9.H.D. 4857/18 2004/23670 2004/20219 OCAK 2005 19-1 29

İŞLETMENİN, İŞYERİNİN GEREKLERİNDEN KAYNAKLANAN BİR NEDENLE İŞ SÖZLEŞMESİNİN FESHİ

Davalıya ait işyerinin özelleştirildiği ve hisse satışının gerçekleştiği, satış sözleşmesinde de çalışan işçilerin iş sözleşmelerinin feshedileceğinin düzenlendiği davacı ve diğer çalışanlara, özelleştirme ve satış nedeni ile toplu çıkış işleminin önceden bildirildiği uyuşmazlık konusu değildir. Özelleştirme, içeriği itibari ile ekonomik neden ve yapısal değişiklik içermektedir. Bu olgu işletmenin, işyerinin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir nedendir. İşverenin bu kapsamda bazı işçilerini nakle tabi tutması geçerli olan bir nedeni ortadan kaldırmaz.
 
2004-10-05 Y.9.H.D. 4857/34 2004/12959 2004/22023 OCAK 2005 19-1 28

GÜNÜNDE ÖDENMEYEN ÜCRETLERE FAİZ UYGULAMASI

4857 sayılı İş Kanununun 34.maddesinde, gününde ödenmeyen işçi ücretlerinin bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte ödenmesi gerektiği kurala bağlanmıştır. Ancak, somut olayda Davalıya ait işyerinde ücretlerin ödenme gününü belirleyen toplu iş sözleşmesi ya da iş sözleşmesi bulunmamaktadır. Bu nedenle ödenmeyen ücretler için faize hak kazanabilmek için işverenin temerrüde düşürülmesi şarttır. Davacı işçi, 17.07.2003 tarihli ihtarname ile ücretlerini talep etmiş, davalı işverence bir gün sonra 18.07.2003 tarihinde ücretleri ödenmiştir. Davacının İş Kanunu’nun 24/II-e maddesi uyarınca sözleşmesini feshettiği anlaşılmaktadır Davacının fesih yazısında tüm hakların ödenmesi talep olunmuş ve ödeme için işverene 20 günlük süre tanınmıştır. Davalı işverence bu 20 günlük süre içinde ücretler ödendiğine göre, bu açıdan da işverenin temerrüdünden söz edilemez. Davacının faiz isteğinin reddine karar verilmelidir.
 
2004-03-30 Y.10.H.D. 506/31 2003/11329 2004/2544 KASIM 2004 18-6 76

SÜREKLİ İŞGÖREMEZLİK GELİRİ

Davalı Kurum'un 11.06.1999 tarihli dilekçe ve ekindeki sağlık kurulu raporuyla, sigortalının iş kazası sonucu sürekli işgöremezlik durumuna girdiğinden haberdar olduğu, iş kazası nedeniyle sürekli işgöremezlik geliri bağlanması gereğinin kesinleşen mahkeme kararıyla da belirlendiği ve 506 sayılı Yasanın 31. maddesi hükmü de gözetildiğinde, davacıya 11.06.1999 tarihli başvurusunu izleyen üç aylık sürenin sonunda gelir bağlanması yasal gerekliliği gözetilmeksizin, davanın tümden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
 
2004-07-08 Y.9.H.D. 2004/13434 2004/18102 KASIM 2004 18-6 75

İBRANAME

Davacıya Bölge Müdürlüğü görevi verilirken taraflar karşılıklı olarak anlaşmaya varmış ve ibralaşmışlardır. Davacının bir üst görevi kabul etmek için bazı haklarından vazgeçtiği anlaşılmaktadır. Bölge Müdürlüğüne getirilen bir kişinin baskı ile bir belgeyi imzalayacağının kabulü hayatın olağan şartlarına aykırıdır.Davacı yeni sözleşme ile çalışmasına devam ederken iş akdine son verilmiş ve işverene verdiği ibraname ile ":..hafta tatili ve genel tatil yevmiyelerini, fazla mesai ücretlerini..." aldığını kabul etmiştir. Mahkeme işverence ödenen miktarlar ile belge arasında açık oransızlıklar bulunduğu gerekçesiyle bu ibranameyi de geçerli kabul etmemiş ve makbuz hüviyetinde kabul etmiştir. Ancak ibranamenin makbuz hükmünde kabul edilebilmesi için miktar taşıması gerekmektedir. İbranamede hiçbir miktar yer almamakta ve davacı hiçbir alacağı kalmadığını açıkça kabul ve beyan etmekte olup, mahkemenin benimsediği gerekçe ile ibranamenin geçersiz olduğunun kabulüne olanak yoktur.
 
2004-06-08 Y.9.H.D. 818/349 2004/18581 2004/14299 KASIM 2004 18-6 73

REKABET YASAĞI

Davalı işçinin yaptığı görevi itibarıyla, davacı işverenin müşterilerini tanımak veya işlerin esrarına nüfuz etmek gibi Borçlar Kanununun 348. maddesinde belirtilen bir konumunun bulunup bulunmadığı dosya içeriğinden anlaşılamamaktadır. Rekabet yasağı sözleşmesinin yapılabilmesi için belirtilen hususların varlığı gerekir. Borçlar Kanununun 349. maddesinde öngörülen rekabet yasağı sınırları bakımından da bir değerlendirmeye gidilmemiştir. Mahkemece, taraflardan bu yönde delilleri sorularak, gerekirse konunun uzmanı olan bir bilirkişiden belirtilen hususlarda bir rapor alınmalı, bilirkişi görüşü ile birlikte dosya kapsamı yeniden bir değerlendirmeye tabi tutularak sonuca gidilmelidir.
 
2004-06-21 Y.9.H.D. 1475/14 2004/13272 2004/14579 KASIM 2004 18-6 72

KIDEM TAZMİNATININ ÇEKLE ÖDENMESİ

Somut olayda, kıdem tazminatı karşılığı verilen çeklerin davacıya teslim edildiği gün çekle ödemenin gerçekleştiğinin kabul edilmesi gerektiğinden, davacının daha önce yada en geç ödenme sırasında faiz hakkını saklı tutup tutmadığı önem kazanmaktadır. Dosya içeriğine göre, davacı çekle yapılan ödemeden önce ya da bu ödeme sırasında faiz haklarını saklı tutmadığı gibi, ödeme sırasında imzaladığı ibranamede çeklerin gününde ödenmesi durumunda davalı şirketi ibra ettiğini belirttiği ve söz konusu çeklerin gününde ödendiği anlaşılmaktadır. Davacı anılan ibranamenin baskı altında iradesinin fesada uğratılarak imzalatıldığını ileri sürmüş ise de, bu iddiasını ispata yarar bir delil sunmamıştır. Mevcut maddi ve hukuki olgulara göre davacı asıl alacağın ödenmesi sırasında haklarını saklı tutmadığından ve işvereni ibra ettiğinden faiz alacağı isteğinin reddi gerekir.
 
2004-06-17 Y.9.H.D. 1475/14 2004/3330 2004/15141 EYLÜL 2004 18-5 66

SENDİKA YÖNETİCİSİNİN TEMİNATI

Sendika yöneticisinin işverenden kıdem tazminatı isteyebilmesi için, sendikadaki görevinin seçime girmemek, yeniden seçilmemek hali veya kendi isteği ile son bulması veya ayrıldığı işyerinden yeniden işe alınmasını talep etmiş olmasına rağmen, işe alınmamış olması gerekir.
 
2004-06-09 Y.9.H.D. 2821/38 2004/13365 2004/14374 EYLÜL 2004 18-5 65

ŞİRKET YÖNETİM KURULU BAŞKANININ AYNI ZAMANDA İŞÇİ SENDİKASI GENEL BAŞKANLIĞINA SEÇİLMESİ

2821 sayılı Sendikalar Kanunu'nun 38. maddesinde işçi ve işveren sendikalar ile bunları üst kuruluşların birbirlerine doğrudan veya dolaylı olarak üyelik,kurulma, idare ve faaliyetlerine katılmalarının yasaklandığı, aksi bir durumun sendikacılığın temel amacına aykırı olduğu, bunun taraflar arasındaki menfaat zıtlığından kaynaklandığı belirtildiğinden her iki tarafın bu emredici kurala ve yasağa uyması gerekmektedir. davalı A'nın şirket yönetim kurulu başkanı iken aynı zamanda davalı işçi sendikasının genel başkanlığına seçilmesi söz konusudur. Bunun dışında davalı sendikanın organlarına seçilmiş başka işveren yada işveren vekili bulunmamaktadır. O halde sendika olağan genel kurul toplantısının sadece sendika başkanının seçimi ile sınırlı olarak iptali gerekir iken yazılı şekilde tüm sonuçları ile birlikte iptaline karar verilmesi hatalıdır.
 
2004-06-21 Y.9.H.D. 4857/18 2004/15842 2004/15334 EYLÜL 2004 18-5 65

İŞ SÖZLEŞMESİNİ FESHEDEN İŞÇİ İŞ GÜVENCESİ HÜKÜMLERİNDEN YARARLANAMAZ.

Davalı işveren iş sözleşmesini feshetmiş, ancak işçi ihbar tazminatı ödenmeden yaşlılık aylığı bağlanması için bağlı bulunduğu sosyal güvenlik kurumuna başvurmuştur. Olayda artık işverenin feshi değil, davacı işçinin feshi söz konusudur. Böyle olunca davacı işçi feshin geçersizliği ve işe iade isteyemez.
 
2004-06-07 Y.9.H.D. 4857/19 2004/9668 2004/15326 EYLÜL 2004 18-5 64

HER DAVADA FESİH SEBEBİ OLARAK GÖSTERİLEN YENİ SAVUNMALAR DİKKATE ALINMALIDIR.

Geçersizliğe gerekçe gösterilen nedenler, 2003 yılı içinde gerçekleştirilen fesihler için verilen kararlara esas alınan nedenlerdir. Her dava, dava tarihindeki koşul ve maddi olgular içinde değerlendirilmelidir. Fesih sebebi gösterilen yeni savunma nedenleri üzerinde durulmalı, bu konular açıklığa kavuşturulmalı, davacının yaptığı iş dikkate alınarak, davalının davacıya ihtiyacı olup olmadığı araştırılmalı, gerekirse işyeri kayıtları üzerinde bilirkişi marifeti ile inceleme yapılarak sonuca gidilmelidir.
 
2004-06-24 Y.9.H.D. 4857/18 2004/3740 2004/15625 EYLÜL 2004 18-5 63

İŞÇİNİN YETERLİLİĞİNE İLİŞKİN GEÇERLİ SEBEBİN TESPİTİ

1- Davacının verimliliğinin tespiti teknik bilirkişi yoluyla mümkündür. Çelişkili tanık anlatımlarına göre hüküm kurulması hatalıdır. Mahkemece uzman bilirkişi yardımı ile işyerinde keşif yapılarak; yaptırılan işin standartlara uygun olup olmadığı, uygun ise davacının makul bir süreçte aynı işi yapan diğer işçilere göre bir performans düşüklüğü gösterip göstermediği, böyle bir performans eksikliği varsa bunun arizi mi, yoksa sürekli mi olduğu ve bunun sonucunda bir üretim düşüklüğü meydana gelip gelmediği saptanmalı, bu durumlar 18. madde içeriğinde değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.2- Feshin geçersizliğine bağlı olarak verilen tazminat ve boşta geçen süreye ilişkin ücretle ilgili kararlar tespit niteliğinde kararlardır. Böyle olunca süre olarak belirlenmeleri yeterli olup ayrıca rakamsal tutarın da gösterilmesine gerek bulunmamaktadır.
 
2004-03-08 Y.10.H.D. 2004/83 2004/1611 TEMMUZ 2004 18-4 60

SOSYAL SİGORTALAR KURUMU ZARARININ RÜCUAN İŞVERENE ÖDETİLMESİ

Trafik - İş kazasının meydana gelmesinde kusuru saptanamayan işveren şirket hakkındaki rücu davasının reddine karar verilmesi gerekirken istihdam eden - işleten sıfatıyla aksinin kabulü usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
 
2004-05-11 Y.9.H.D. 2004/1644 2004/11365 TEMMUZ 2004 18-4 59

TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİNDE YER ALAN HÜKÜM GEREĞİ ZAM ORANININ TESPİTİ

Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda Toplu İş Sözleşmesinin 45/D maddesi ile kararlaştırılan zam oranı, maddede belirtilen işçinin 30.06.2002 tarihindeki ücreti yerine daha sonraki ücrete uygulanarak fark ücret alacağı hesaplanmış olup, bu hesap şekli sözleşmenin yukarıda açıklanan hesaplama biçimine aykırıdır. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
 
2004-05-06 Y.9.H.D. 5521/1 2004/610 2004/10745 TEMMUZ 2004 18-4 59

GÖREVLİ MAHKEMENİN TESPİTİ

Somut olayda, davacı davalı kooperatifte Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapmış olup, genel kurulca seçilen yönetim kurulu üyelerinin kooperatif ile olan ilişkileri hizmet akdine değil, vekalet akdine dayanmaktadır. Kendisine oturum başına ücret ödenmiştir. Bu durumda davanın İş Mahkemesinde değil, Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerekir.
 
2004-05-11 Y.9.H.D. 4857/2 2004/1126 2004/11275 TEMMUZ 2004 18-4 57

ASIL İŞVEREN VE ALT İŞVERENİN İŞÇİLİK HAKLARINDAN DOĞAN SORUMLULUĞU

1- İ.... Bankasının ihale makamı olduğu dosya içindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Bu nedenle dava konusu işçilik haklarından sorumlu olmayacağı açıktır. 2- Davacının iş sözleşmesi, davalılardan T... İnşaat A.Ş. İşyerinden ayrılışında feshedilmemiştir. T... İnşaat A.Ş.işyerinden ayrılış tarihinde davacı işçi ihbar ve kıdem tazminatları ile izin alacağına hak kazanmış değildir. Bu durumda taşeron yönünden bu tarih itibariyle anılan tazminat ve işçilik haklarını ödeme yükümlülüğü bulunmamaktadır. Bir başka anlatımla ayrılış tarihi 16.01.2004'de iş ilişkisi devam ettiğine göre anılan tazminat ve işçilik hakları henüz doğmamıştır. Asıl işveren - alt işveren ilişkisinde asıl işverenin sorumluluğu, alt işverenin o işyeri ile ilgili doğan yükümlülükleri ile sınırlı olduğundan davalı T... İnşaat A.Ş.'nin, ihbar tazminatı ve ücretli izin alacağından, işyeri devri söz konusu olmadığından ileride doğacak kıdem tazminatından 1475 sayılı Yasanın 14/2 maddesi gereğince sorumlu tutulması doğru olmaz. Öte yandan davacının fazla çalışma ücretinden T... İnşaata ait işyerinde çalışılan süreyle sınırlı olarak asıl işveren konumundaki T... İnşaat A.Ş. ile taşeron birlikte sorumlu tutulmalıdır. 3- Asıl işverenler arasında yapılmış bir işyeri devri bulunmamaktadır. Davacı işçi alt işverenin görevlendirmesi üzerine bir asıl işverene ait işyerinden alınmış ve başka bir asıl işveren nezdinde çalışmaya başlamıştır. Bu nedenle davalı P.... İnşaat A.Ş. sadece kendi işyerinde geçen çalışmalar sebebiyle doğan işçilik haklarından sorumlu tutulmalıdır. Davacının kıdem tazminatı ve izin alacağına hak kazanılabilmesi için gereken bir yıllık çalışma şartı bu işyeri bakımından gerçekleşmemiştir. 4- 8 hafta olarak hesaplanan ihbar tazminatının tamamından alt işveren, asıl işveren P... İnşaat A.Ş. ise 2 haftalık kısmından birlikte sorumlu tutulmalıdır. P... İnşaat A.Ş.'nin önceki işverene ait işyerinde çalışılan dönem ile ilgili ücretten de sorumlu tutulması hatalıdır.
 
2004-03-29 Y.9.H.D. 4857/26 2003/17474 2004/6206 MAYIS 2004 18-3 56

İŞVERENİN HAKLI NEDENLE DERHAL FESİH HAKKINI KULLANMA SÜRESİ

İş sözleşmesini feshe yetkili makam olan genel kurul toplantıya çağrılmıştır. Fesih olay üzerine yapılan ilk olağanüstü genel kurulda gerçekleştirilmiştir. Feshe yetkili makam ve olayın gelişim süresi dikkate alındığında derhal fesih hakkını kullanma süresi geçmemiştir.
 
2004-04-05 Y.9.H.D. 4857/25 2003/18602 2004/7279 MAYIS 2004 18-3 56

İŞVERENİN HAKLI NEDENLE İŞ SÖZLEŞMESİNİ FESHİ

Davacının nöbetçi iken nöbet yerini terkedip davalı sulama birliğine ait aracı amirlerinden izin almadan alkollü şekilde kullanarak şarampole yatırması sebebiyle iş sözleşmesinin davalı işverence feshi haklı nedene dayanmaktadır.
 
2004-03-01 Y.9.H.D. 1475/14 2003/14233 2004/3863 MAYIS 2004 18-3 55

KIDEM TAZMİNATI

Emekli Sandığınca değerlendirmeye tabi tutularak ödenen emekli ikramiyesinin hesaplanan kıdem tazminatından mahsup edilerek hüküm altına alınması gerekir
 
2004-03-04 Y.9.H.D. 4857/41 2003/14817 2004/4141 MAYIS 2004 18-3 55

FAZLA MESAİ

Bir işçinin her gün fazla mesai yaptığının kabulü hayatın olağan akışına uymaz.
 
2004-03-29 Y.9.H.D. 1475/14 2003/17421 2004/6470 MAYIS 2004 18-3 55

İŞYERİNİN DEVRİ-ASKERLİK BORÇLANMASI- KIDEM TAZMİNATI

Emeklilik halinde kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi esası borçlanılan askerlik süresinin kamu kurumundaki hizmet ile birleştirilmesi içinde kabul edilmiştir. Ancak birleştirilme için son işverenin kamu kuruluşu olması gerekir.
 
2004-03-11 Y.9.H.D. 1475/14 2003/15480 2004/4782 MAYIS 2004 18-3 54

KIDEM TAZMİNATI

Kıdem Tazminatı hesabı yapılırken, mahkemece yapılacak iş davacının işe girdiği tarihten emeklilik tarihine kadar olan sürede, fesih nedeniyle çalışmadığı ve ücretsiz izin kullandığı süreleri nazara alamayarak davacının toplam kıdem tazminatı miktarını hesaplamak, ödenen miktarı düştükten sonra kalan miktarın bakiye kıdem tazminatı olarak kabulüne karar vermek, ödenen miktarların da ödeme tarihlerine kadar olan faizini de yine hüküm altına almaktır.
 
2004-03-08 Y.9.H.D. 2003/15604 2004/4330 MAYIS 2004 18-3 53

İŞÇİNİN İŞ SÖZLEŞMESİNİ HAKSIZ FESHİ

Davacıya yapılan zammın toplu sözleşmeden kaynaklanmayıp tamamen işverenin isteğine bağlı bir husus olduğu işverenin de takdir hakkını kullanarak işçilere münasip bir zam yaptığı anlaşılmaktadır. Yapılan bu ücret zammının yetersiz olduğu gerekçe gösterilerek işçinin iş sözleşmesini feshi haklı görülemez.
 
2004-02-11 Y.9.H.D. 1475/17/II 2003/12297 2004/1946 MAYIS 2004 18-3 53

İŞVERENİN HAKLI NEDENLE İŞ SÖZLEŞMESİNİ FESHİ

Davacının Sulh Ceza Mahkemesindeki açık beyanına ve alkol tespit tutanağına rağmen kolonya sürülmesinin alkol tespit aletine etkisi ile ilgili alınan raporun 5-10 dakika içinde ölçüldüğü takdirde etkili olabileceği şeklindeki bildirime değer verilerek davacının alkollü araç kullanmadığının kabulü, dosyadaki bilgi ve belgelere ve maddi olgulara uygun düşmez. Davacının İş Sözleşmesinin 1475 sayılı İş Kanunu'nun 17/II maddesindeki doğruluk ve bağlılık kuralına uymamaktan dolayı feshedilmesi doğrudur.
 
2003-11-13 Y.10.H.D. 506/26 2003/5199 2003/8260 MART 2004 18-2 64

İŞ KAZASI NEDENİYLE UĞRANILAN KURUM ZARARININ ÖDENMESİ

Davanın yasal dayanağı, 506 sayılı Kanunun 26. maddesi olup, halefiyet ilkesinin gereği olarak Kurumun rücu alacağı sigortalı ya da hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebilecekleri maddi tazminat miktarıyla sınırlıdır. Sigorta kolu farklı da olsa, iş kazası sonucu sigortalıda oluşan sürekli iş göremezlik oranı %60 veya daha üstünde ise; artık sigortalının ileride çalışmasını sürdürmeyeceğinin kabulü ile, aktif dönemle birlikte pasif dönemin de maddi zarar hesabına dahil edilmesi gerekir.
 
2004-01-20 Y.9.H.D. 2821/4 2003/23766 2004/466 MART 2004 18-2 63

YETKİ TESPİTİ İTİRAZI-İŞKOLU TESPİTİ

Davacının yetki tespitinin iptali ile birlikte işyerinin işkolları tüzüğünün hangi sıra numaralı işkoluna girdiğinin belirlenmesi uyuşmazlık konusunu oluşturmaktadır. Yetki tespitine itiraz konusunda önce işyerinin hangi işkoluna girdiğinin tespiti gerekir. Bunun için işverenin, 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 4. maddesindeki prosedüre göre işkolunun tespiti için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına başvurması gerekmektedir. Ancak işveren anılan maddedeki prosedüre uymadan dava açtığından davacıya bu prosedürün tamamlanması için süre verilmesi ve bekletici mesele yapılarak alınacak sonuca göre çoğunluk tespitine itirazın çözüme kavuşturulması gerekir.
 
2003-12-30 Y.9.H.D. 1475/14 2003/16899 2003/23630 MART 2004 18-2 63

KIDEM TAZMİNATI

Davacının birbuçuk yıl önceki sendika üyeliği dışında sendikal faaliyette bulunduğu hakkında somut bilgi verilmemiştir. Dinletilen davacı 'tanıkları da davalı aleyhine dava açan ve davalı işverene hasım olan kişilerdir. Bu sebeple bu tanıkların ifadelerine değer vererek sonuca gitmek doğru bulunmamıştır. Kötüniyet tazminat isteğinin reddi gerekir.
 
2003-12-29 Y.9.H.D. 4857/17 2003/12558 2003/23567 MART 2004 18-2 62

KÖTÜNİYET TAZMİNATI

Davacının birbuçuk yıl önceki sendika üyeliği dışında sendikal faaliyette bulunduğu hakkında somut bilgi verilmemiştir. Dinletilen davacı 'tanıkları da davalı aleyhine dava açan ve davalı işverene hasım olan kişilerdir. Bu sebeple bu tanıkların ifadelerine değer vererek sonuca gitmek doğru bulunmamıştır. Kötüniyet tazminat isteğinin reddi gerekir.
 
2003-12-24 Y.9.H.D. 4857/25 2003/17433 2003/22657 MART 2004 18-2 62

ÜCRETSİZ İZİN

Ücretsiz izin talebini kabul edip etmeme işverenin yönetim hakkına girmektedir. İstek işverence kabul edilmemiş ve davacı görevine izin dönüşü başlamamış olup, devamsızlık nedeniyle iş akdinin feshi haklıdır ve davacının ihbar, kötüniyet ve kıdem tazminat isteklerinin reddi gerekir.
 
2003-12-09 Y.9.H.D. 2003/14562 2003/16477 OCAK 2004 18-1 47

ÜCRET ALACAĞININ EMSAL İŞÇİ DİKKATE ALINARAK HESAPLANMASI

Davacı işçinin fark ücret alacağı emsali TİS'e tabi işçinin ücreti dikkate alınarak hesaplanmıştır. Davacı işçi emsal olarak nazara alınan işçiden çok sonra sendikaya üye olmuştur. Başka bir anlatımla Toplu iş Sözleşmesinden yararlanma tarihleri arasında uzun bir süre vardır. Bu durumda emsali işçinin ücretine göre fark ücret alacağının hesaplanması doğru olmaz.
 
2003-11-13 Y.9.H.D. 4857/21 2003/19019 2003/19234 OCAK 2004 18-1 46

GEÇERSİZ NEDENLE FESİH HALİNDE ÖDENECEK TAZMİNAT

4857 sayılı İş Kanunu'nun 21. maddesine göre; Mahkemece feshin geçersizliğine karar verildiğinde, başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işçiyi işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlüdür Yasada en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tazminat olarak belirleneceği düzenlendiği halde, mahkemece üst sınırı aşacak şekilde tazminat belirlenmesi hatalıdır.
 
2003-11-06 Y.9.H.D. 4773/13 2003/18733 2003/18729 OCAK 2004 18-1 46

GEÇERSİZ NEDENLE FESİH HALİNDE ÖDENECEK TAZMİNAT

1475 sayılı İş Kanunu'nun 4773 sayılı Kanunla değişik 13/D maddesinde, tazminatın alt ve üst sınırları gösterilmiştir. Davacının kıdemi 4 yıl 6 ay 12 gündür. Buna göre gerekçe dahi gösterilmeden tazminatın alt sınırdan ayrılarak 8 ay olarak belirlenmesi fazladır.Tazminat miktarı belirlenirken davacının brüt ücreti üzerinden hesaplama yapılmalı; ikramiye ve diğer sosyal haklar dikkate alınmamalıdır. Öte yandan en çok 4 aylık ücret alacağı işçinin işverence işe başlatılmaması halinde muaccel olacağından faiz başlangıcı da bu tarih olmalıdır. Yazılı şekilde ücret alacağına dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi de hatalıdır.
 
2003-10-23 Y.9.H.D. 4773/13 2003/18234 2003/17604 OCAK 2004 18-1 45

BELİRLİ SÜRELİ HİZMET AKDİ İLE ÇALIŞAN İŞÇİNİN İŞ GÜVENCESİ HÜKÜMLERİNDEN YARARLANAMAMASI

4773 sayılı Yasanın 13/A maddesi gereğince işçinin belirsiz süreli akitle çalışması halinde feshin geçersizliği istenebilir. Somut olayda belirli süreli hizmet akdi mevcut olduğundan, feshin geçersizliği, işe iade ve tazminat isteklerinin reddi gerekir.
 
2003-10-23 Y.9.H.D. 2429/2/d 2003/17723 2003/17653 OCAK 2004 18-1 45

GENEL TATİL GÜNÜ OLAN CUMA GÜNÜNDEN SONRAKİ CUMARTESİ GÜNÜNÜN GENEL TATİL GÜNÜ OLARAK KABUL EDİLMEMESİ

Davacı genel tatil günü olan Cuma gününden sonraki Cumartesi gününün de genel tatil günü olarak değerlendirilmesini talep etmektedir. Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunu'nun 2/D maddesinde; "Bu kanunda belirtilen Ulusal Bayram ve genel tatil günleri Cuma günü akşamı sona erdiğinde müteakip Cumartesi gününün tamamı tatil yapılır.." hükmü yer almaktadır. Kanunun bu maddesinin düzenleniş amacı, Kanunun yayınlandığı tarihte Cumartesi günleri saat 13'e kadar çalışma yapılmasıdır. Yasa belirtilen maddesiyle bu süreyi de tatil gününün kapsamı içine almış olup, Cumartesi gününün genel tatil günü olarak kabulü mümkün değildir.
 
2003-10-06 Y.9.H.D. 2003/3500 2003/16280 KASIM 2003 17-6 50

TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİNDEKİ İKRAMİYEDEN YARARLANMA

Davacı sendika üyesi olmadığı ve dayanışma aidatı vermek suretiyle TİS'den yararlanmadığından, ikramiye alacağı hakkındaki talebinin reddi gerekir. Davalı ile davacı arasındaki ferdi iş sözleşmesinde sözü geçen sosyal haklardan yararlanacağına dair hüküm ise alacağını kapsamaz.
 
2003-10-06 Y.9.H.D. 4857/17 2003/2862 2003/16212 KASIM 2003 17-6 50

İHBAR TAZMİNATI

İş sözleşmesinin feshi işveren tarafından değil, emekliye ayrılmak suretiyle davacı işçi tarafından gerçekleştirildiğinden, ihbar tazminatına hak kazanılamaz.
 
2003-10-06 Y.9.H.D. 4857/17 2003/2888 2003/16273 KASIM 2003 17-6 49

KÖTÜNİYET TAZMİNATI

Sigortalı hizmet tespiti davası nedeniyle işverenin kendisini işten çıkardığını belirterek kıdem ve kötüniyet tazminatları talebinde bulunmuştur. İşveren 6 ay süreyle dava açıldığını bilerek davacıyı çalıştırmaya devam etmiştir. Açılan dava nedeniyle akdin feshedildiği hususu iddiadan öteye gitmemektedir. İşverenin belirtilen nedenle akdi feshettiği davacı tarafça kanıtlanamamıştır. Bu durumda karar gerekçesinde nedenleri gösterimeden kötüniyet tazminatına hükmedilmesi hatalıdır.
 
2003-09-16 Y.9.H.D. 4857/18 2003/15650 2003/14623 KASIM 2003 17-6 48

İSTİFA EDEN İŞÇİNİN İŞ GÜVENCESİ HÜKÜMLERİNDEN YARARLANAMAMASI

İş Sözleşmesi işçinin istifası suretiyle son erdiğinden, işçi 4857 sayılı İş Kanunu'nun iş güvencesi hükümlerinden yararlanamaz.
 
2003-06-12 Y.21.H.D. 818/47 2003/4754 2003/5612 EYLÜL 2003 17-5 34

İŞ KAZASI SONUCU CİSMANİ ZARARA UĞRAYAN KİŞİNİN YAKINLARINA MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİ

Eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak hazırlanan rapora itibar edilmesi yanlıştır.Yansıma yoluyla aynı eylem nedeniyle manevi üzüntü duyanlar manevi tazminat isteyemezler. Ancak bir kişinin cismani zarara uğraması sonucu onun (ana, baba, karı, koca, çocuk gibi) çok yakınlarından birinin de aynı eylem nedeniyle ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüğü ağır şekilde bozulmuşsa (örneğin kazaya uğrayan yakın kişi büyük ölçüde iş göremez duruma gelmişse) onlarında manevi tazminat isteyebilecekleri kabul edilmelidir.
 
2003-05-14 Y.21.H.D. 2003/4721 2003/4643 EYLÜL 2003 17-5 33

ANAHTAR TESLİMİ İŞİN DEVRİ- İŞ KAZASINDAN DOĞAN SORUMLULUK

Gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesinden davalı M' in arsası üzerinde kat karşılığı inşaat yapma işinin tamamen davalı A'ya verildiği böylece işin anahtar teslimi suretiyle devrinin söz konusu olduğu ortaya çıktığından aralarındaki hukuki ilişki işveren-aracı olarak nitelendirilemez. İşin bir bölümü yerine, tümüyle devrolunduğu durumda işi devreden kişinin işverenlik sıfatı ortadan kalkacağından iş kazası nedeniyle sorumluluğuna gidilemez.
 
2003-03-18 Y.10.H.D. 2002/7972 2003/2222 EYLÜL 2003 17-5 32

YURT DIŞINDA BULUNAN TÜRK VATANDAŞLARININ YURT DIŞINDA GEÇEN SÜRELERİNİN SOSYAL GÜVENLİKLERİ BAKIMINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ

3201 sayılı Kanunun borçlanmanın geçerliliği için yurda kesin dönüşü şart kılan 3. maddesinin Anayasa Mahkemesinin 12.12.2002 gün ve 36/198 Sayılı Kararı ile iptal edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.02.2003 gün ve 21-790/61 sayılı kararı ile, borçlanmanın geçerliliği için yurda kesin dönüşün zorunlu olmadığına ve yurda kesin dönüş koşulu yerine getirilmeksizin yapılan borçlanmaların geçerli olduğuna, ancak yurda kesin dönüş yapılıncaya kadar borçlanma hukuken askıya alınarak 3201 sayılı Yasanın 6.maddesine göre yurda kesin dönüş yapılmadıkça yaşlılık aylığı bağlanamayacağı ve giderek aylığın başlatılmamasına, şayet bağlanmışsa aylığın kesilerek fuzulen ödenen yaşlılık aylıklarının Kurumca geri istenmesinin mümkün bulunduğu, hukuken askıya alınan yaşlılık aylığının yurda kesin dönüşün gerçekleştiği tarihi takip eden aybaşından itibaren yeniden ödenmeye devam olunması gerektiği kararlaştırılmıştır. Hukuk Genel Kurulu Kararı çerçevesinde yeniden inceleme ve araştırma yapılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.
 
2003-07-08 Y.9.H.D. 4857/18 2003/12442 2003/13123 EYLÜL 2003 17-5 30

GEÇERSİZ NEDENLE FESİH-İŞE İADE

1) Talep ve sipariş azalması ve ülkede yaşanan ekonomik kriz nedeniyle işverence iş akdinin feshinden önce fazla çalışmalar kaldırılmalı, işçinin rızası ile çalışma süreleri kısaltılmalı, iş zamana yayılmalı, kısaca fesih en son çare olarak düşünülmelidir. 2) 4773 sayılı yasanın 13/D maddesinde "mahkeme feshin geçersizliğine karar verdiğinde, işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarını da belirler" kuralına yer vermiş olup, mahkemece bu tazminat miktarının belirlenmesi ile yetinilmelidir. Ayrıca tahsili yönünde hüküm kurulması hatalıdır. 3) İş güvencesine ilişkin tazminat işe iadeye dair kararın kesinleşmesini takiben işçinin süresi içinde işverene başvurması ve bir aylık süre içinde işverence işe başlatılmaması halinde muaccel olur, tazminat için dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi doğru değildir. İşçinin çalıştırılmadığı süre için kararın kesinleşmesine kadar hesaplanacak olan en çok dört ayla sınırlı ücret alacağı da, işçinin işe iade kararının kesinleşmesinden sonra süresi içinde işverene başvurduğu anda muaccel olan bir alacaktır.
 
2003-03-10 Y.10.H.D. 2003/1057 2003/1710 TEMMUZ 2003 17-4 54

YAŞLILIK AYLIĞI

Mahkemece 01.03.1995-22.07.1999 tarihleri arasında ödenen yaşlılık aylıklarının istirdadına ilişkin açılan işbu davanın kabulüne karar verilmiş ise de davacının yaşlılık aylığı talebi sırasında ve sonrasında Kurumu yanıltması söz konusu olmayıp, tahsis talebi üzerine Kurum davacının hizmet süresinin eksik olduğunu belirtmiş olsaydı şimdiki gibi davacının primlerini ödeyip yaşlılık aylığına hak kazanması mümkün bulunmaktadır. Ayrıca Borçlar Kanunu'nun 63. maddesine göre, sebepsiz zenginleşen kişinin, iade borcu ile yükümlü tutulabilmesi için kötü niyetli olduğunun kanıtlanması gerekir. Davacının iyiniyetli olduğunun kabulü asıldır. Davacının kötüniyetli olmadığı ve Kurumu yanıltmadığı dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden açıkça anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle Kurumun davasının reddine karar verilmesi gerekir.
 
2008-04-22 Y.9.H.D. 5521/1 2002/16138 2003/6803 TEMMUZ 2003 17-4 54

GÖREVLİ MAHKEME

Davacının kapsam dışı personel olmadığından özelleştirme kapsamında bulunan davalı Petrol Ofisi Genel Müdürlüğü ile aralarındaki uyuşmazlığın idari yargı yerinde çözümlenmesi mümkün değildir. Davacı ile anılan davalı işveren arasında hizmet akdi bulunduğundan işverenin yönetim hakkı kapsamında olan bu işlemine karşı, açılan davanın 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 1. maddesi uyarınca iş mahkemelerinde çözümlenmesi gerekmektedir.
 
2003-04-21 Y.9.H.D. 1475/14 2002/23152 2003/6718 TEMMUZ 2003 17-4 53

HİZMETLERİN BİRLEŞTİRİLMESİ-KIDEM TAZMİNATI

Davacı, davalıya ait işyerinde çalışmaya başlamadan önce Karayolları Genel Müdürlüğünde geçen hizmetlerinin de birleştirilerek 1475 sayılı Yasanın 14/IV maddesi gereğince davalı son işveren tarafından kıdem tazminatı ödenmesi gerektiğini iddia ederek fark kıdem tazminatı talebinde bulunmuştur. Akdin feshi tarihinden önce davalı şirketin hisselerinin %50’den fazlası özelleştirilmişse davalı işverenin kamu kuruluşu niteliği sona ermiş olacağından, 1475 sayılı Yasanın 14/IV maddesinin uygulama olanağı bulunmamaktadır.
 
2003-04-11 Y.9.H.D. 2002/20581 2003/6120 TEMMUZ 2003 17-4 52

GEREK İŞİN MAHİYETİ GEREK DAVACINININ GENEL MÜDÜR OLMASI NEDENİYLE BELİRLİ SÜRELİ İŞ SÖZLEŞMESİ KAÇ KEZ YENİLENMİŞ OLURSA OLSUN BELİRSİZ SÜRELİ SÖZLEŞMEYE DÖNÜŞMEZ

Davacının konumu itibarıyla birbirini izleyen belirli süreli sözleşmelerle çalışması mümkündür. Gerek genel müdür oluşu gerek işin mahiyeti karşısında mahkemenin kabul ettiği şekilde belirli süreli hizmet akdi ile çalışmadığı kabul edilmez. Öte yandan belirli süreli bir sözleşmenin belirsiz süreli hale dönüşebilmesi için Dairemizin yerleşik içtihatlarında da olduğu gibi birden çok kez yenilenmiş olması gerekir. Ancak bu genel müdür sözleşmesi kaç kez yenilenmiş olursa olsun belirsiz süreli sözleşmeye dönüşmez. Somut olayda da sözleşmenin belirsiz süreli olduğu kabul edilemeyeceğinden ihbar tazminatına hükmedilemez.
 
2008-03-31 Y.9.H.D. 2003/1377 2003/5437 TEMMUZ 2003 17-4 52

KISMİ SÜRELİ ÇALIŞMADA ÜCRETİN TESPİTİ

Davacının son yıl haftanın belirli günlerinde çalıştığı, ücretinin buna göre belirlendiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacının hizmet akdinin feshindeki çalışma şekline göre ödenen son aya ait ücret toplamı otuza bölünerek davacının günlük ücreti belirlenmelidir.
 
2002-12-19 Y.9.H.D. 2002/8475 2002/24475 MAYIS 2003 17-3 47

İBRANAME

İbranamedeki imza inkar edilmediği gibi; ibranamenin davacının el yazısı ile yazıldığı anlaşılmaktadır. Bu ibranameye itibar edilerek davanın reddi gerekir.
 
2003-02-03 Y.10.H.D. 506/60 2003/86 2003/556 MAYIS 2003 17-3 46

SİGORTALILIĞIN BAŞLANGICI

506 sayılı Kanunun 60-G maddesinde ifade olunan "18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir" hükmü uyarınca, 28.03.1972 tarihinde doğmuş olan davacının sigortalılık başlangıcının 18 yaşını doldurduğu 28.03.1990 tarihi olarak kabul edilmesi gerekir.
 
2003-03-04 Y.9.H.D. 2003/788 2003/2307 MAYIS 2003 17-3 44

GEÇİCİ GÖREV YOLLUĞU

Davacı, işletme müdürlüğü nezdinde hizmet vasıtası şoförü olarak asli görevini işletme müdürlüğünün bulunduğu belediye sınırları dışında ancak ana ormancılık faaliyetlerinin yürütüldüğü işletme müdürlüğünün yetki sınırları içinde gerçekleştirdiğinden toplu iş sözleşmesinde yer alan geçici görev yolluğundan yararlanması mümkün değildir.
 
2003-03-03 Y.9.H.D. 1475/35 2002/15925 2003/2690 MAYIS 2003 17-3 43

FAZLA MESAİ VE TATİL ÜCRET ALACAKLARI

7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısı ile Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun ek 5. maddesine ve gerekse 581 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesine göre kamu kuruluşlarında çalışanların "aylık ödenek her türlü hak ve yardımların kurumlarınca ödenmek kaydı ile geçici olarak, görevlendirilecekleri" belirtilmiştir. Bu hukuki düzenleme karşısında davalının geçici görevlendirildiği Valilik Kriz Merkezi Başkanlığındaki fazla mesai ve tatil çalışmaları karşılığı ücretten kadrosu bulunduğu kurumun sorumluluğu söz konusudur.
 
2003-03-03 Y.9.H.D. 2002/16222 2003/2821 MAYIS 2003 17-3 42

PRİM

Prim istihsal yapılan işyerinde verimliliği arttırmak için yapılan bir uygulamadır. İşyerinde uzun yıllardır istihsal yapılmadığı dosya içerisinden anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle toplu iş sözleşmesinin primle ilgili tüm düzenlemeleri nazara alındığında davacıların prim alacak isteklerinin reddi gerekir.
 
2003-02-27 Y.9.H.D. 2003/1523 2003/2559 MAYIS 2003 17-3 41

BELİRLİ SÜRELİ HİZMET SÖZLEŞMESİNİN BİR KEZ YENİLENMEKLE BELİRSİZ SÜRELİ HALE DÖNÜŞMEMESİ

Davacının davalı işyerinde bir tam yıl çalışması bulunmadığından kıdem tazminatı, yıllık izin isteklerinin reddi gerekir. Belirli süreli hizmet sözleşmesi bir kez yenilenmekle niteliğini kaybetmez, belirsiz süreli hale dönüşmez. Davacının hizmet sözleşmesi sadece bir kez yenilendiğinden ihbar tazminatının da reddi gerekir.
 
2003-02-20 Y.9.H.D. 2002/14254 2003/2020 MAYIS 2003 17-3 40

İKRAMİYE-İŞYERİ UYGULAMASI

İşyerindeki ikramiye uygulamasının devamlılık arz etmediği nitekim son iki yıl ikramiye ödenmediği dâvacının da buna bir itirazının olmadığı sabittir. İlke olarak ikramiye ödenen hallerde bu uygulamanın sonradan kaldırılması durumlarında ve davacının da bu konuda itirazının bulunmaması halinde artık, bu uygulama iş şartı haline gelir.
 
2003-02-06 Y.9.H.D. 1475/2 2002/13534 2003/1628 MAYIS 2003 17-3 39

ŞOFÖRLÜK-İŞ KANUNU’NUN UYGULANMASI

507 Sayılı Esnaf ve Küçük Sanatkarlar Kanunu’nun 2. maddesi "... geçimini sınırlı olarak kamyonculuk, otomobilcilik ve şoförlük ile temin eden kimseler..." tarafından yürütülen işlerin anılan kanunun kapsamında olduğunu öngörmüştür. Bu durumda davalının geçimini münhasıran otomobilcilik ile sağlayıp sağlamadığının tespiti, uyuşmazlığın çözümü bakımından önem taşımaktadır. Şayet davalı, yürütülen bu işler sonucunda geçimini münhasıran sahibi bulunduğu otomobilcilik ile sağlıyorsa olayda İş Kanunu’nun uygulanması mümkün değildir.
 
2002-12-18 Y.9.H.D. 1475/26 2002/10289 2002/24430 MART 2003 17-2 45

ÜCRETTE EŞİTLİK

Kapsam dışı personel olarak çalışan davacının 31.08.2000 tarihinde emeklilik nedeniyle işten ayrıldığı, davalı Birlik Yönetim Kurulunca 21.09.2000 tarihinde alınan kararda kapsam dışı personelin ücretlerine 01.07.2000 tarihinden geçerli olmak üzere % 15 oranında zam yapılmasının kabul edildiği, ancak bu haktan karar tarihinde çalışan kapsam dışı personelin yararlanacağına karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacının karar tarihinde çalışmadığı tartışmasız olduğuna göre anılan zamdan yararlanması mümkün değildir. Eşitlik aynı durumda olanlar için söz konusu olmalıdır.
 
2002-12-09 Y.9.H.D. 1475/13 2002/8670 2002/23433 MART 2003 17-2 44

İHBAR TAZMİNATI

Belirli süreli hizmet akitleri; sözleşmenin kurulduğu zaman taraflar arasındaki hukuki ilişkinin sona erdiği anın bilindiği yada öngörülebildiği bir hukuki durumu düzenler. İhbar tazminatı İş Kanunu 13/C maddesinde belirsiz süreli hizmet akitlerinin sona erdirilmesinde ihbar önellerine uyulmaması hallerinde diğer tarafa ödenmek üzere öngörüldüğü için belirli süreli hizmet akdinin haksız feshi durumunda dahi ihbar tazminatı hakkı doğmaz.
 
2002-12-05 Y.9.H.D. 2822/29 2002/23171 2002/20586 MART 2003 17-2 43

GREV VE LOKAVT YASAĞI

2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu'nun 29. maddesinde, grev ve lokavt yasağı kapsamında olan işler, tek tek ve sınırlı olarak sayılmıştır. Kanalizasyon işi ise sayılanlar içinde yer almamaktadır. Bu durumda kanalizasyon sistemine bağlı olan atık su arıtma tesisindeki işin grev ve lokavt yasağı kapsamında olduğu söylenemez.
 
2002-10-03 Y.9.H.D. 1475/60 2002/3579 2002/18424 MART 2003 17-2 43

ÜCRETTEN İNDİRİM YAPILAMAMASI

Mahkemece, işçinin müdürlük görevini yaparken aldığı ücret üzerinden tazminatlarının hesaplanması gerektiği aksi takdirde 1475 Sayılı İş Kanunu'nun 60. maddesinde öngörülen "ücrette indirim yasağı"na aykırı davranılmış olacağı gerekçesiyle, davacının fark ihbar ve kıdem tazminatı isteği hüküm altına alınmış ise de, somut olayda davacı işçi müdürlük görevini vekaleten yürütmüştür. Bu itibarla esas görevi nedeniyle aldığı ücret üzerinden tazminatlarının ödenmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Burada İş Kanunu'nun 60. maddesinin uygulanması mümkün değildir.
 
2002-09-23 Y.10.H.D. 2002/5424 2002/6573 OCAK 2003 17-1 61

SOSYAL SİGORTALAR KURUMUNCA ARACIYA (TAŞARONA) TAYİN EDİLEN İDARİ PARA CEZASINDAN ASIL İŞVERENİN SORUMLU OLMAMASI.

Aracı (taşaron) işverenin cezai yönden sorumluluğu kişisel olup, bu cezadan asıl işverenin sorumlu tutulamayacağı ortadadır. Bu konuda açık bir yasa hükmü bulunmadıkça aracı (taşaron) işverenin suç teşkil eden fiili sonucu tayin edilen idari para cezasından onunla birlikte bir başkasının, örneğin asıl işverenin sorumlu tutulması mümkün değildir.
 
2002-09-17 Y.10.H.D. 506 2002/5622 2002/6405 OCAK 2003 17-1 60

İŞ KAZASI SONUCU SİGORTALIDA OLUŞAN MESLEKTE KAZANMA GÜÇ KAYBI ORANININ SAPTANMASI

İş kazası sonucu sigortalıda oluşan meslekte kazanma güç kaybı oranının saptanmasına ilişkin 506 Sayılı Kanunun 109. maddesinde öngörülen prosedür, Kurumu bağlayacağı ancak 28/06/1976 tarihli 6/4 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararına göre işvereni bağlamayacağından, işverence buna da itiraz edildiği takdirde Tıp Fakültelerinden birinin konuda uzman ana bilim dalı konseyinden ya da Adli Tıp Meclisinden rapor alınarak sigortalının sürekli işgöremezlik oranının belirlenmesi gereğinin mahkemece gözetilmesi gerekir.
 
2002-09-16 Y.10.H.D. 506 2002/5768 2002/6314 OCAK 2003 17-1 58

İŞ KAZASINDA MALÜL KALAN KİŞİYE ÖDENECEK BAKIM ÜCRETİ

Davacı Kurumun rücu alacağının dış tavanını teşkil eden miktarın belirlenmesinde, iş kazası sonucu sürekli tam iş göremez duruma giren sigortalının başka birinin sürekli bakımına muhtaç olduğunun anlaşılması karşısında, sigortalının maddi zarar hesabına bakıcı ücretine ilişkin zarar miktarının da eklenmesi gerekir. Ödenecek bu ücretin peşin sermaye değeri, sigortalının bakımdan doğan zararıdır. Konu ülke genelinde düşünüldüğünde, kural olarak sigortalının kendisine asgari ücretle baktırabileceği üstün olasılık dahilindedir. O nedenle, karar tarihine en yakın asgari ücret tarifesi esas alınmalı, asgari ücretin net miktarı saptanıp bilinen dönemden sonrası için iskontolama işlemi yapılmalı, bilinen dönem yönünden ise gerçek belli iken varsayıma gidilemeyeceğinden, hesap raporu tarihinde belli olan en son asgari ücret tarifesi dikkate alınmalı, bakım ücretiyle birlikte, sigortalının diğer gerçek zararı da (=tavan) hesap edilmeli ve tavan denetlemesi yapılırken bakım gideri tutarı tavana eklenmek suretiyle sonuca gidilmelidir.
 
2002-07-01 Y.10.H.D. 2829/7 2002/5383 2002/5899 OCAK 2003 17-1 57

HİZMETLERİN BİRLEŞTİRİLMESİ

Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkındaki 2829 Sayılı Yasanın 7. Maddesi hükmü ile hizmet birleştirmesinde, "primi ödenmiş süreler" esas alınabilir. Tespite karar verilen Bağ-kur sigortalılık sürelerine ait primlerin ödenmiş olup olmadığı, sigortalılık süreleri belirtilerek ve gerektiğinde davacının prim ödeme belgeleri de gözetilerek, davalı Kurumdan sorulması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
 
2002-02-13 Y.9.H.D. 1475/49 2001/17459 2002/2727 OCAK 2003 17-1 56

YILLIK İZİN ÜCRETİ

Davanın açıldığı tarihte davacı çalışmasını sürdürmekte ise yıllık ücretli izin isteme hakkı bulunmamaktadır. Zira izin ücretini çalışırken aldığı kabul edilecek olursa, işçinin Anayasal hakkı olan dinlenme hakkından vazgeçme sonucu doğurur ki bunun kabulü mümkün değildir.
 
2002-06-12 ANTALYA 2. İ.M. 2002/433 KASIM 2002 16-6 67

İŞYERİ HEKİMİ

Bir işyerinde istihdam edilecek hekimin çalışabilmesi için Türk Tabipler Odasınca belirlenen listede yer alması koşuluyla, işverence uygun bulunması ve ilgili hekim ile çalışma koşulları açısından anlaşıp sözleşme yapmış olmaları yeterlidir. İlgili hekim ile işveren arasında anlaşma sağlanıp sözleşme imzalandığı halde, davalı Oda tarafından salt ilgili hekimin sıralamada öncelikli olmadığı gerekçesiyle sözleşmenin imzalanmaması, işverenin birlikte çalışacağı personeli seçme özgürlüğünün kısıtlanması anlamına geldiğinden, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
 
2002-04-29 Y.21.H.D. 2002/2036 2002/3525 KASIM 2002 16-6 66

İŞ KAZASI

Özel amaçlı eğlence ve seyahatler sonucu meydana gelen olayların iş kazası olarak nitelendirilmesi mümkün değildir.
 
2001-11-20 Y.10.H.D. 506/80 2001/5962 2001/8035 KASIM 2002 16-6 66

SİGORTA PRİMLERİNİN ÖDENMESİ

506 sayılı Kanunun 80. maddesinde sigorta primlerini süresinde tahakkuk ve tediye etmeyen üst düzey yöneticilerinin sorumluluğu, "haklı sebep olmaksızın" ödememe hali ile sınırlı tutulmuştur. Davacının tahakkuk döneminden önce şirket yönetim kurulu başkan vekilliğinden istifa etmesi kanunda yer alan "haklı sebep" kavramı içinde kabul edilmesi gerekir.
 
2001-09-13 Y.10.H.D. 2001/4151 2001/5593 KASIM 2002 16-6 65

ANAHTAR TESLİMİ İŞ YAPMA

Somut olayda temizlik şirketi davacıya ait asıl işten yani davacının yaptığı işin faaliyet alanından, bölüm veya eklentilerinden iş almış değildir. Sadece işyerinin temizlenmesi işini almıştır. Böyle bir iş bağımsız bir iş olup, davacı ile temizlik şirketi arasında yapılan sözleşme taşeronluk sözleşmesi değildir. Anılan sözleşme, "anahtar teslimi iş yapma" niteliğini taşıyan bir sözleşme olduğundan, davacı, temizlik şirketinin prim borcundan ötürü Kuruma karşı teselsül hükümleri uyarınca sorumlu değildir.
 
2002-05-01 Y.9.H.D. 1475/18-35 2001/20880 2002/6996 KASIM 2002 16-6 64

AKDİN FESİH HAKKINI KULLANMA ÖNELİ-FAZLA MESAİ

Olay Adana'da meydana gelmiş davalı işveren A.Ş. merkezi ise İstanbul'da bulunduğundan soruşturma evrakı feshe yetkili genel müdürlüğün önüne 17.12.1999 tarihinde intikal etmiştir. Genel müdür de aynı gün fesih yoluna başvurmuştur. Bu durumda 6 işgünlük süre geçirilmiş değildir. Bu nedenle hak düşürücü sürenin geçirildiği gerekçesiyle feshin haklı olduğu kabul edilemeyeceğinden, işin esasının mahkemece inceleme ve irdeleme konusu edilerek, hasıl olacak sonuca göre feshin haklı olup olmadığı yoluna gidilmelidir. Dönem dönem yapılan fazla mesai gerçekleştiği tarihteki ücretlere göre hesaplanmalıdır.
 
2002-04-30 Y.9.H.D. 1475/13 2001/20615 2002/6928 KASIM 2002 16-6 63

İHBAR TAZMİNATI

İhbar tazminatı sosyal kamu düzeni ile ilgili olup, arttırılmış ihbar önellerine ait ücrete sadece işveren mahkum edilebilir.
 
2002-04-17 Y.9.H.D. 1475/17 2002/6042 2002/6339 KASIM 2002 16-6 63

İŞVERENİN HİZMET AKDİNİ HAKLI NEDENLE FESHİ

Grev devam ettiği sırada davacının işyerine gelen servis aracına girerek, işyerine çalışmak üzere gelen davalı işveren işçilerine sarhoş şekilde hakarette bulunduğu, işyerine girmemeleri için tehdit ettiği ve önlemeye çalıştığı, servis aracına hasar verdiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. İşverenin davacının hizmet aktini bu eylemleri sebebi ile 1475 sayılı Yasanın 17/II maddesi gereğince feshetmesi haklıdır.
 
2002-06-13 ADANA 2.S.C.M. 506/77 2002/19 EYLÜL 2002 16-5 47

YAKACAK YARDIMI PRİME ESAS KAZANCA DAHİLDEĞİLDİR.

506 sayılı Yasanın 77. maddesinde yolluk, çocuk zammı, aile zamları, ölüm ve doğum gibi yardımlar ile ayni yardımların prime asıl kazanç yönünden nazara alınmayacağı açıkça belirtildiğinden, yakacak yardımı da ayni yardım niteliğinde bulunduğundan prime asıl kazanca dahil değildir.
 
2002-05-28 Y.9.H.D. 1475/14/II 2002/3171 2002/9105 EYLÜL 2002 16-5 46

İŞYERİNİN EL DEĞİŞTİRMESİ

Davacı ve diğer bir kısım işçiler, S. Şirketinden ihale ile taşıma işini üstlenen davalı R. A.Ş. tarafından şoför olarak işe alınmışlardır. S. Şirketi tarafından bir yıl sonra taşıma işini yeni bir ihale ile üstlenen dava dışı U. Firması, şoför olarak işe alınan davacı ve işçileri kendi nezdinde çalıştırmaya devam ettirmiştir. Olayın bu cereyan şekli 1475 sayılı İş Kanununun 14/II. maddesinde öngörülen işyeri devri veya işyerinin el değiştirmesi şeklinde nitelendirilmelidir. Böyle olunca Dairemizin yerleşmiş uygulaması dikkate alınarak işin devam ettiği şeklinde görüşe yer vermek suretiyle ihbar ve kıdem tazminatı istemi koşullarının gerçekleşmediği kabul edilmelidir. Yıllık ücretli izin isteği için de aynı gerekçe geçerlidir. Davacı işyerinde çalışmasını sürdürdüğü için izin parasını alarak izinden vazgeçme anlamına gelecek şekilde talepte bulunması, Anayasa'da öngörülen dinlenme hakkına ve 1475 sayılı İş Kanunu hükümlerine aykırılık oluşturur.
 
2002-06-03 Y.9.H.D. 5521/1 2002/10369 2002/9382 EYLÜL 2002 16-5 45

HİZMET AKDİ İLİŞKİSİ - GÖREVLİ MAHKEMENİN TESPİTİ

Mahkemece savunmaya değer verilerek, araştırma ve inceleme yapılmadan taraflar arasında hizmet akdi ilişkisi olmadığı, davacının kendi nam ve hesabına çalıştığı gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiştir. Ancak somut maddi ve hukuksal olgular karşısında davacının, davalı işverene bağımlı olarak, prim usulü ücretle çalıştığının kabulü gerekir. Taraflar arasında hizmet akdi ilişkisi mevcut olup, uyuşmazlığın iş mahkemesinde çözümlenmesi gerekir.
 
2002-06-05 Y.9.H.D. 1475/13-26-49 2002/2137 2002/9532 EYLÜL 2002 16-5 44

ÜCRET VE TAZMİNAT ALACAKLARI-YILLIK ÜCRETLİ İZİN ALACAĞI

Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığına göre, davacı tanığının soyut beyanı dikkate alınarak yabancı para üzerinden isteklerin kabulü hatalıdır. Mahkemece kıdem tazminatının Türk parası üzerinden, ihbar tazminatı ile izin alacağının ise döviz üzerinden kabulü çelişkilidir. Hepsi için Türk parası üzerinden sonuca gidilmelidir. Davacının hizmet süresi de dikkate alınarak yılda 12 gün yıllık izin hakkı bulunduğu gözetilmeden, yıllık 14 gün izin hakkı bulunduğu kabul edilerek buna göre izin ücreti alacağına hükmedilmesi hatalıdır.
 
2002-06-11 Y.9.H.D. 1475/14 2002/3730 2002/9691 EYLÜL 2002 16-5 43

MUVAZZAF ASKERLİK HİZMETİ DOLAYISIYLA KIDEM TAZMİNATINA HAK KAZANMA

Davalı-karşı davacı, açmış olduğu bu karşı dava ile askerlik öncesi dönem içinde kıdem tazminatı isteğinde bulunduğuna göre, 1995 yılından önceki çalışmaları için hak kazandığı kıdem tazminatının reddine karar verilmesi hatalıdır.
 
2002-06-03 Y.9.H.D. 5521/1 2002/10708 2002/9407 EYLÜL 2002 16-5 43

HİZMET AKDİ İLİŞKİSİ-GÖREVLİ MAHKEMENİN TESPİTİ

Davacının sosyal güvenlik bakımından Emekli Sandığına bağlı bulunması hizmet akdi ile çalıştığı olgusunu ortadan kaldırmaz. Başka bir anlatımla memur sayılmasını gerektirmez. Taraflar arasında hizmet akdi ilişkisi olup, iş mahkemesi görevli olduğundan işin esasına girilerek hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi hatalıdır.
 
2002-05-30 Y.9.H.D. 2002/1228 2002/9321 EYLÜL 2002 16-5 42

CEZAİ ŞART

Cezai şartın oluşumunda işçi ve işveren arasında denklik, eşitlik ilkesi dikkate alınmamış, işçi aleyhine, işveren lehine kurallar öngörülmüş olduğundan, cezai şartın geçerli olduğu kabul edilemez.
 
2001-11-14 Y.H.G.K. 2001/9-711 2001/820 TEMMUZ 2002 16-4 54

ASIL İŞVEREN-ALT İŞVEREN İLİŞKİSİ

Alt işverenler değiştiği halde bir kısım işçilerin yeni alt işveren yanında çalışmalarını yasaklayan yasal düzenleme mevcut olmadığı gibi, böyle bir çalışma şeklinden hareketle alt işverenlik sözleşmesinin muvazaalı olduğu kabul edilemez.Ülkemiz mevzuatına göre alt işverenin üstlenebileceği işler geçici nitelikte olabileceği gibi devamlılık gösteren işler de olabilir. Alt işverenin asıl işverene ait işyerinde asıl iş veya yardımcı iş niteliğinde her türlü işi üstlenmesini engelleyen yasal bir düzenleme yoktur. Bu nedenle alt işverene ihale ile verilen işin özelliğinden hareketle muvazaa değerlendirme yapılması doğru olmaz. İşin, asıl işverenin işyerinde yapılmış olması da muvazaa iddiasının kabulünün delili olamaz. Bu gibi durumlarda fiziki olarak tek olan yerler hukuki bakımdan hem asıl işverenin, hem de alt işverenin işyeri sayılmaktadır.
 
2002-02-07 Y.21.H.D. 1479/Ek 12 2001/9222 2002/823 TEMMUZ 2002 16-4 53

BAĞKUR KANUNU GEREĞİ SAĞLIK SİGORTASI YARDIMLARINDAN YARARLANMA

1479 sayılı Yasanın Ek 12. maddesine göre, sağlık sigortası yardımlarından yararlanabilmek için en az sekiz ay eksiksiz sağlık sigortası primi ödenmiş olması ve sağlık ile sigorta prim borcunun bulunmaması gerekmektedir.
 
2002-02-07 Y.21.H.D. 506/2 2001/9224 2002/825 TEMMUZ 2002 16-4 52

İSTEĞE BAĞLI SİGORTALILIK

506 sayılı yasa yönünden isteğe bağlı sigortalı olabilmek için öncelikle yasanın öngördüğü sigortalılığın gerçekleşmesi gerekir. Yasanın öngördüğü sigortalılıktan amaç ise; biçimsel olarak ortaya çıkan salt kurum değiştirme amacına yönelik, yasaya karşı hile yoluyla göstermelik bir sigortalılık değil, gerçek anlamda hizmet akdine göre oluşmuş bir sigortalılıktır. Bu tür bir sigortalılığın olup olmadığı ise, hizmet akdinin koşulları ve eylemli çalışmanın varlığının açıkça ortaya konması durumunda mümkündür.
 
2002-02-05 Y.10.H.D. 2001/9323 2002/692 TEMMUZ 2002 16-4 50

İDARİ PARA CEZASI

İdari para cezası nedeniyle ilgili kurum ünitesine itirazın, takibi durdurduğu dikkate alınarak, itirazın reddine dair kurum kararının ilgiliye tebliğ tarihinde idari para cezasının muaccel olduğunun kabulü gerekir.
 
2002-03-18 Y.9.H.D. 5521/1 2002/5690 2002/4328 TEMMUZ 2002 16-4 50

GÖREVLİ MAHKEME

Davacı işveren iş kazasında kusurları ve yüklenici durumunda bulunan davalı şirketlerden, işçinin hak sahiplerine ödediği tazminatı rücu yoluyla talep etmekte olup, taraflar arasında işçi ve işveren ilişkisi bulunmamaktadır. Ayrıca uyuşmazlık da İş Kanunu'ndan kaynaklanmadığından, davanın iş mahkemesinde görülmesi olanağı yoktur.
 
2002-05-06 Y.9.H.D. 1475/14 2002/8506 2002/7168 TEMMUZ 2002 16-4 49

BORÇLANILAN ASKERLİK SÜRESİNİN KIDEM TAZMİNATI HESABINDA SAYILMASI

Borçlanılan askerlik süresinin kıdem tazminatı hesabında sayılabilmesi için, işçinin emeklilik nedeni ile hizmet akdini feshetmesi gerekir. Somut olayda, hizmet akdinin feshi davalı işverence gerçekleştirilmiş olup, borçlanılan askerlik süresinin, hizmet süresi ile birleştirilmesi mümkün değildir.
 
2002-01-31 Y.9.H.D. 2001/20971 2002/1773 TEMMUZ 2002 16-4 48

İŞYERİNİN BİR BÖLÜMÜNÜN ÖZELLEŞTİRME SONUCU KAPANMASI DURUMUNDA CEZAİ ŞART'IN UYGULANMAMASI

Uyuşmazlık konusu olayda işyerinin bir bölümünün daha açık bir anlatımla davacı işçinin çalıştığı kısmın özelleştirilmesi sonucu kapatılması söz konusudur. Bu durumda,Toplu İş Sözleşmesi'nin 20. maddesinde öngörülen cezai şartın uygulanması düşünülemez.
 
2002-01-29 Y.9.H.D. 1086 2001/16452 2002/1623 MAYIS 2002 16-3 56

MAHKEMENİN DELİLLERİ TOPLAMADAN KARAR VERMESİ

Delillerin ibrazı ne ara kararında yer almış, ne de yazılan müzekkerede yer almıştır Üçüncü oturumda davalı işveren, davaya karşı diyeceklerini bildiren cevap dilekçesini ibraz etmiş ve delillerini de göstermiştir. Mahkeme bu deliller toplanmadan sonuca gitmiştir ki, bu uygulama Anayasanın ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun duyarlılık gösterdiği hak arama özgürlüğüne ve savunma hakkına aykırılık oluşturur. Somut olayda davalı işverene uygun bir önel de verilmiş değildir. Böyle olunca davalının gösterdiği delillerin toplanması için kararın bozulması gerekmiştir.
 
2002-01-29 Y.9.H.D. 5953 2001/15518 2002/1624 MAYIS 2002 16-3 54

5953 SAYILI KANUNA TABİ ÇALIŞAN GAZETECİNİN FAZLA MESAİ, KIDEM VE İHBAR TAZMİNATI ALACAĞI

Mahkemece, davacı gazetecinin hüküm altına alınan ihbar ve kıdem tazminatlarından, davalı işverence fesihten sonra ihbar ve kıdem tazminatlarına mahsuben ödenen tutarın mahsubu yapılmalıdır. Dosya içinde bulunan hizmet aktinin 3. maddesinde gazeteciye ödenecek ücret miktarı içinde onun yapacağı fazla mesai karşılığına da yer verilmiş olduğu görülmektedir. Bu düzenleme karşısında davacı gazetecinin ayrıca fazla mesai talep etme hakkı bulunmamaktadır. Ayrıca, 5953 sayılı kanunda kıdem tazminatı için bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizin yürütüleceğine dair bir kural yer almadığından mahkemece yasal faize karar verilmelidir.
 
2002-01-29 Y.9.H.D. 2001/14561 2002/1636 MAYIS 2002 16-3 53

ÜCRET ARTIŞI

Davalı işveren ile işyerinde çalışan bir kısım işçiler arasında 01.01.1994-31.12.1994 dönemini kapsayan plafon iş sözleşmesi imzalanmışsa da, davacı işçi ile işveren arasında bağıtlanan böyle bir sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle anılan sözleşmeye dayanarak ücret artışı ile ilgili olarak taleplerde bulunulamayacağı gibi, plafon iş sözleşmesinin 26. maddesinde mali hükümlerin 01.01.1994-31.12.1994 tarihleri arasında geçerli olduğu 01.01.1995 tarihinden itibaren mali hükümlerin yeniden belirleneceği öngörüldüğüne göre bu nedenle de dava konusu fark isteklere hak kazanılması olanağı bulunmamaktadır.
 
2002-01-24 Y.9.H.D. 1475/13 2001/20035 2002/718 MAYIS 2002 16-3 52

TİS'DE DÜZENLENEN İŞ GÜVENCESİ TAZMİNATI-KÖTÜNİYET TAZMİNATI

Toplu iş sözleşmesinin 14. maddesinde öngörülen sendika üyesi işçilerin güvencesi ile ilgili düzenlemeye dayanılarak bir nevi haksız fesih tazminatı istenilmiş ise de, öngörülen koşulların gerçekleşmediği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Mahkemece bu kuraldaki koşulların gerçekleştiği kabul edilerek 12 aylık ücret tutarında tazminata karar verilmiş ancak, bunun gerekçeleri gösterilmemiştir. Gerekçe bulunmadığı için temyiz incelemesi gereği şekilde yapılamamaktadır. Bu itibarla 14. maddedeki koşullar üzerinde ayrı ayrı durularak bunların hangilerinin gerçekleştiği gösterilmek suretiyle sonuca gidilmelidir. Bölge Çalışma Müdürlüğü raporu ile birlikte değerlendirilme yapılarak bu husus açık ve net bir şekilde belirtilmelidir. Yapılan inceleme sonunda 12 aylık tazminat koşulu gerçekleşmediği sonucuna varılması halinde, 1475 s. İş Kanunu’nun 13. maddesinin sondan bir önceki fıkrasına göre olayda işverenin kötüniyetli olup olmadığı irdelenmelidir. Gerçekten “çoğun içinde az da vardır” kuralı doğrultusunda bu incelemenin yapılması zorunludur. Kötüniyet bakımından da davacı ve diğer işçilerin sözleşmelerinin feshinden önceki tarihlerde işyerinde kaç kişinin çalıştığı, bunların yerine yeni işçi alınıp alınmadıkları, alınan işçilerin çıkarılan işçilerin işini yapıp yapmadıkları belirlenmelidir.
 
2002-01-15 Y.9.H.D. 1475/13-14 2001/14555 2002/203 MAYIS 2002 16-3 51

EMEKLİLİK NEDENİYLE HİZMET AKDİNİN SON BULMASI - İHBAR KIDEM TAZMİNATI

1) Emeklilik nedeniyle hizmet akdinin son bulması durumunda, önceki dönem tasfiye edilmiş olduğundan bu döneme ait ihbar öneli ve tazminatından bahsedilemez. 2) Emeklilik nedeniyle hizmet akdinin feshinden sonra kıdem tazminatı ödenmeksizin çalışmaya devam edilmiş olması halinde, daha sonra hizmet akdi feshedilirse emeklilikten önceki ve sonraki çalışma sürelerinin toplamı için kıdem tazminatı ödenir. Bu durum yukarıdaki ihbar öneli ve tazminatından bahsedilmeme olgusunu değiştirmez.
 
2002-01-23 Y.9.H.D. 1475/13 2001/15932 2002/663 MART 2002 16-2 63

KÖTÜNİYET TAZMİNATI

Davacı işveren, hollanda'ya gönderdiği ve orada bir süre kalarak döndüğü işçisinin başka bir işe girmesi nedeniyle sözleşmesini feshettiğini, davalı işçisinin eyleminin kötüniyete dayandığını ileri sürerek kötüniyet tazminatı isteğinde bulunmuştur.Mahkemece kötüniyet tazminatı hüküm altına alınmıştır. Ancak 1475 sayılı İş Kanunu'nun 13. maddesinin sondan bir önceki fıkrasında düzenlenen kötüniyet tazminatı, düzenleniş şekli itibariyle ancak işçiler tarafından işverenden istenebilecek bir tazminat niteliğindedir.
 
2002-01-15 Y.9.H.D. 2821/61/II 2001/14735 2002/205 MART 2002 16-2 62

İŞÇİ SENDİKASI AİDATININ GEÇ ÖDENMESİ

Davalı Belediye Başkanlığı ile davacı İşçi Sendikası arasındaki uyuşmazlık, yaklaşık 39 milyar tutarındaki sendika üye aidatının geç ödenmesi nedeniyle 2821 sayılı Sendikalar Kanunu'nun 61/2 maddesinde öngörülen işletme kredilerine uygulanan en yüksek faizin hangi tarihten itibaren hesaplanması gerekeceği noktası üzerinde toplanmaktadır. Bu düzenlemeye göre bir aylık bir ödeme süresi işverene tanınmıştır. Kanunda böyle bir sürenin öngörülmüş olması, ayrıca işvereni temerrüde düşürme gibi bir işleme yer verilmesine gerek olmadığını hatıra getirebilir. Ancak, öğretideki baskın görüş aksi doğrultudadır. Yasanın öngördüğü vade temerrüt için yeterli değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da istikrarlı uygulamasında baskın görüş doğrultusunda çözümü benimsemiştir. Buna göre, işverenin temerrüde ayrıca düşürülmesi gerekir.
 
2002-01-22 Y.9.H.D. 1475/17 2001/20346 2002/593 MART 2002 16-2 60

İŞVEREN TARAFINDAN HİZMET AKDİNİN HAKLI NEDENLE FESHİ

Davacı ve bir kısım işçilerin ücretlerin ödenmediğini gerekçe göstererek toplu halde işbaşı yapmadıkları ve işyerindeki üretimin durmasına neden oldukları gibi, gece ve gündüz vardiyalarına katılarak çalışmak isteyen işçilerin de işyerine girmelerini engelledikleri işyerinde çeşitli kademelerde çalışan davalı tanıklarının çok açık ve ayrıntılı anlatımlarından anlaşılmaktadır. Tanıkların anlatımları, işyerinde, olayı müteakip tutulan tutanak ve konunun Emniyet Müdürlüğüne ve Jandarma Komutanlığına işveren tarafından intikalini sağlayan yazılar karşısında işveren tarafından gerçekleştirilen feshin, haklı nedene dayandığı kabul edilerek kıdem ve ihbar tazminatı istekleri reddedilmelidir.
 
2002-01-17 Y.9.H.D. 1475/17/III 2001/15931 2002/348 MART 2002 16-2 58

ZORLAYICI SEBEP NEDENİYLE İŞVEREN TARAFINDAN HİZMET AKDİNİN HAKLI NEDENLE FESHİ

Davacı işçinin başlangıçta onanmayan denklik belgesinin sonradan istenmesi karşısında müşkül bir durumda kaldığı ve sonuçta bunu sağlayamadığı açık seçik ortadadır. Sonradan oluşan bu olumsuz durum 1475 sayılı İş Kanunu'nun 17/III. Maddesi kapsamına giren "zorlayıcı sebep" olarak değerlendirilmelidir.
 
2002-01-17 Y.9.H.D. 2821/15 2001/20688 2002/325 MART 2002 16-2 57

TİS ÇOĞUNLUK TESPİTİNE İTİRAZ

Davacı işveren çoğunluk tespitine itiraz davasını iş mahkemesinde açmadan önce dava dilekçesini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına ya da ilgili Bölge Müdürlüğüne kayıt ettirmelidir.
 
2002-01-17 Y.9.H.D. 2821/12-13 2001/20587 2002/321 MART 2002 16-2 56

TİS ÇOĞUNLUK TESPİTİNE İTİRAZ

Davacı işveren, işçi sendikası tarafından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na Toplu İş Sözleşmesi prosedürünün başlatılması için yaptığı başvuruda sendikanın çoğunluğa sahip olduğunu gösteren tespit yazısının iptali için dava açmış ise de, hasım olarak sendikanın Bölge Müdürlüğünü göstermiştir. Burada husumetin Sendika Genel Merkezine düşeceği açıktır. Bundan başka 2821 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu'nun 12., 13 ve müteakip maddelerine göre Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bu tür itiraz davalarında yerel hasım durumundadır.
 
2002-01-14 Y.9.H.D. 1475/14 2001/15981 2002/11 MART 2002 16-2 55

ÖZELLEŞTİRME TARİHİNE KADAR İŞÇİLİKTE GEÇEN SÜRE İÇİN KIDEM TAZMİNATI

Davacı, kendi iradesi dışında işçi statüsünden memur statüsüne geçirilmesi nedeniyle özelleştirme tarihine kadar işçilikte geçen süre için kıdem tazminatı isteğinde bulunmuştur. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Uyuşmazlık mahkemesinin ilke kararına göre kapsam dışı personelin özelleştirme tarihinden önceki kıdem tazminatı isteği ile ilgili uyuşmazlığın çözümlenmesi İdari Yargının görev alanı içine girmektedir. İlke kararları bağlayıcı olup, bütün yargı organları bu karara uymak zorundadır. İşin esasının incelenmesi hatalıdır.
 
2002-01-14 Y.9.H.D. 1475/29 2001/16129 2002/20 MART 2002 16-2 54

KAMU KURUMLARINCA MÜTEAHHİTLERE YAPILAN İSTİHKAKLARDAN KESİNTİ YAPILMASI

1475 sayılı İş Kanunu'nun 29. maddesinde, kamu kurumları tarafından müteahhitlere ödenecek her istihkaktan önce işyerinde çalışan işçilerden müteahhit tarafından ücretleri ödenmeyenlerin bulunup bulunmadığını kontrol edip ücretleri ödenmeyen varsa bunların istihkaklarından ödenmesi ve üç aylık tutarından da sorumlu tutulması kurallarına yer verilmiştir. Davalı Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün sorumluluğu yönünden bir inceleme ve irdeleme yapılmaksızın isteğin reddine karar verilmesi hatalıdır.
 
2002-01-22 Y.9.H.D. 2821/31 2001/18794 2002/548 MART 2002 16-2 52

SENDİKAL TAZMİNAT

Davacı işçi, Yüksek Hakem Kurulunca bağıtlanan toplu iş sözleşmesinde öngörülen ücret artışları nedeniyle davalı belediye tarafından hizmet akdinin feshedildiğini ileri sürmüş, davalı ise Anıtlar Yüksek Kurulunca Dikili ilçesinde sit alanı ilan edilen yerler dolayısıyla inşaat gelirlerinin düştüğünü, feshin buna bağlı olduğunu savunmuştur. Anıtlar Yüksek Kurulunca 11.02.1999 tarihinde davalı belediye sınırları içinde kalan bazı yerler sit alanı ilan edilmiş, bu yazı 10.08.1999 tarihinde davalı belediyeye bildirilmiştir. Mahkemece belediye hizmetlerinin kalan 15 işçiyle yürütülemeyeceği ve bazı işlerin belediyenin ortak olduğu ........A.Ş. işçilerince gördürüldüğü karara gerekçe olarak gösterilmiş ise de, işçi sayısının azaltılarak hizmetlerin bu şirket elemanlarınca yapılması ekonomik sıkıntıları gidermeye yönelik bir davranış olarak kabul edilmelidir. Öte yandan her ne kadar belediye gelirlerinde önceki yıla göre bir miktar artış görünmekte ise de, giderlerin de aynı şekilde artmış olabileceği düşünüldüğünde, Anıtlar Yüksek Kurulunun kararı doğrultusunda bir çözüm arayışına gidilebileceği açıktır. Bu maddi ve hukuki olgulara göre davacının hizmet sözleşmesinin feshinin sendikal nedene dayanmadığının kabulü gerekir.
 
2001-11-05 Y.9.H.D. 1475/13-14 2001/17999 2001/17295 OCAK 2002 16-1 56

KIDEM ve KÖTÜNİYET TAZMİNATI - İTİRAZIN İPTALİ DAVASI

İtirazın iptali davası hem takibe yapılan itirazın iptalini hem de alacağın tahsilini içermektedir. Davacı ilk kısmi dava dışında kalan bakiye alacaklarını takibe koymuş olup, davalının itirazı üzerine sonuç olarak alacağın tahsilini de içeren yani ek dava ile aynı sonuçları doğuran itirazın iptali davası açtığına ve ilk kısmi dava da belirlenen miktarlar kesinleştiğine göre, davanın kabulü yerine icra tetkik merciinde açılan itirazın kaldırılması davasında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle reddine karar verilmesi hatalıdır.
 
2001-10-09 Y.9.H.D. 5953 2001/9240 2001/15578 OCAK 2002 16-1 54

BASIN İŞ KANUNU GEREĞİNCE ALACAKLARIN ZAMANINDA ÖDENMEMESİ - GÜNLÜK %5 FAZLA ÖDEMENİN UYGULANMASI

1.5953 sayılı Basın İş Kanununda hangi alacakların zamanında ödenmemesi halinde günlük %5 fazlasıyla ödeneceği açıkça düzenlenmiştir. Bunların arasında aile yardımı, yol parası, yakacak yardımı ve kıdem zammı olmadığı gibi, bu alacaklarla ilgili ödemelerin her ay yapılmasının öngörülmüş olması bunların ücret gibi değerlendirilmesini gerektirmez. Mahkemece bu alacaklarla ilgili olarak günlük %5 fazla ödemeye dair isteklerin kabulü hatalıdır. 2.Davacı işçi, hizmet sözleşmesinin işverence feshinden önce 31.08.1999 tarihli ihtarnameyi keşide etmiş ve davaya konu alacaklardan gerek 5953 sayılı Basın İş Kanununda, gerek Bakanlar Kurulu Teşmil Kararından kaynaklanan ikramiye alacaklarını talep etmiştir. mahkemece bu konu üzerinde durulması ve şayet davadan önce bir temerrüt söz konusu ise, bu işveren aleyhine olarak hüküm altına alınan ikramiye alacağına bu temerrüt tarihinden itibaren faize karar verilmesi gerekir.
 
2001-10-30 Y.9.H.D. 1475/41 2001/14351 2001/16856 OCAK 2002 16-1 52

ÜCRET- SORUMLULUK ZAMMI- HAFTA TATİLİ ÜCRETİ

1.Ücretlerin aylık ödendiği ve aylık miktarların maktu olduğu açıktır. Bazı aylar 30 bazı aylar 31 ve bazı aylar da daha az günden oluşabilir. Bu bakımdan 31 gün çeken aylar için bir gün eksik ücret ödendiği sonucuna varılamaz. 2.Sorumluluk zammı da, hüküm altına alınmış ise de, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporu da açıklıktan yoksundur. Davacının usta, usta yardımcısı, ya da vardiya amiri olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Bu konu yazılı belgelerle açıklığa kavuşturulmalı ve dinlenen tanık anlatımları ile birlikte değerlendirilmeye tabi tutulmalıdır. Ayrıca bilirkişi raporuna karşı davalı tarafça ileri sürülen itirazlar da cevaplandırılmalıdır. Seri halinde açılmış olan davalar için taraf tanıkları aynı anda ve her dosya için geçerli olacak şekilde dinlenmişlerdir. Oysa, 15 davanın birbirinden ayrı özellikleri bulunabilir. Bu bakımdan kişileştirme konusu üzerinde durularak sorun çözümlenmelidir. 3.Pazar günü çalışılan işyerinde hafta içinde bir gün izin verilmiş ise, artık çalışılan Pazar günü için iki yevmiye ödenmesi düşünülemez.
 
2001-09-24 Y.9.H.D. 4721/1 2001/15268 2001/14427 OCAK 2002 16-1 49

TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ HÜKMÜNÜN YORUMU

Toplu iş sözleşmesinin 70. maddesinde otobüs bilet hasılatının kapsamı yönünden bir açıklık bulunmamaktadır. Yasalarda yorum yöntemleri gösterilmediğinden hakim bu nedenle hukuk biliminden ve öğretiden yararlanarak toplu iş sözleşmesinin yorumunda izleyeceği yolu kendisi seçmek zorundadır. Bu bakımdan dosyanın bilirkişiye verilerek rapor alınması doğru değildir. Toplu İş Sözleşmesi hükmü yorumlanırken önce söze (lafza) bağlı kalınmalıdır. Tarafların ortak arzuları ve gerçek iradelerinin yorumunda temelini dürüstlük kuralında bulan "güven prensibi" dikkate alınmalıdır. Ayrıca normatif bir hükmün yorumunda sadece o hüküm değil maddenin ve hatta sözleşmenin tümü göz önüne alınıp, öteki hükümlerle bağlantısı değerlendirilip, sadece işçilerin lehine olacak bir yorum tarzı benimsenmeden, objektiflikten uzaklaşmadan sonuca gidilmelidir. Toplu iş sözleşmesinin "Otobüs İşletmesinde Prim" başlıklı 70. maddesinde belirtilen otobüs bilet hasılatının özelleştirilen halk otobüslerinde kullanılan biletlerin belediyenin otobüs işletmesinde çalışanlar ile ilgisi bulunmadığından özel bayilerde satılan biletler için satıcılara verilen primler hariç olmak üzere toplam hasılattan KDV düşüldükten sonra bilet hasılatının % 10 unun otobüs işletmesinde çalışan davacı sendika üyelerine ödenmesi gerektiğinin tespiti gerekirken, halk otobüsünde kullanılan biletlerin de mahkemece buna dahil edilmesi hatalıdır.
 
2001-10-02 Y.9.H.D. 2001/10264 2001/15254 OCAK 2002 16-1 47

ASIL İŞVEREN-ALT İŞVEREN İLİŞKİSİ

Davacı işçinin 1998 Aralık ayı sonuna kadarki dönem için gerçekleşmiş olan ihbar ve kıdem tazminatlarının eksik ödendiğini ileri sürerek fark tazminat isteğiyle bu davayı açtığı açıktır. Somut olayda bu konuya ilişkin daha önceki dairemiz kararlarında da vurgulandığı üzere davalı idarenin gerçek işveren durumunda bulunduğu ve onun tarafından yapılan işlemde davacı işçinin ihbar ve kıdem tazminatları, farkları da ödenmek suretiyle tasfiye edildiği ve bu tasfiyeyi davacıda kabul etmiş olduğuna göre ortada taraf iradelerinin birleştiği bir "tasfiye" olayının bulunduğu, somut olayın özellikleri bakımından kabul edilmelidir. Açıklanan bu olgular karşısında gösterilen gerekçe hatalı olduğu için 1998 yılı sonuna kadar gerçekleşmiş olan haklar denetime elverişli bir şekilde hesaplattırılarak önceki ödeme tutarların daha yüksek olduğu takdirde davanın reddine, aksi halde aradaki farkın hüküm altına alınmasına karar verilmelidir.
 
2001-11-05 Y.9.H.D. 2001/12986 2001/17311 OCAK 2002 16-1 46

PROTOKOL UYARINCA DAİMİ İŞÇİ KADROSUNA ALINMA

Toplu İş Sözleşmesi işveren veya işveren kuruluşları ile işçi sendikaları arasında bağıtlanabilir. İşçi Konfederasyonunun toplu İş Sözleşmesi niteliğinde protokol yapması mümkün değildir. Davacının Sendika üyesi olsa da bağlı bulunduğu Konfederasyonun taraf olduğu protokol daimi işçi kadrosuna geçirilme yolunda normatif hüküm içeremez. Bu protokol işverenin yönetim hakkını kısıtlayamaz. Dolayısıyla işverenden işçinin daimi işçilik kadrosuna geçirme işlemi konusunda iş mahkemesinin kurucu bir karar alması söz konusu edilemez. Öte yandan davacı ücret almadan çalıştırıldığı, sürenin ücretini isteyebileceği gibi haksız feshin sonuçlarına göre işverenden tazminat da talep edebilir.
 
2001-09-12 Y.9.H.D. 1475/13 2001/9932 2001/13529 KASIM 2001 15-6 52

KÖTÜNİYET TAZMİNATI-İHBAR TAZMİNATI

İşçinin her ne kadar onaylı vize çalıştırma izni alındığı halde, vize alınamadığı gerekçesiyle hizmet akdi sona erdirilmiş ise de, salt bu husus tek başına işverenin fesih hakkının kötüye kullandığını göstermez. Borcun ifa edileceği gün yasa ya da sözleşme ile tayin edilmemişse, muaccel bir borcun borçluları alacaklının ihtarı ile mütemerrit duruma düşer. Davalı işveren davadan önce temerrüde düşürülmediğine göre, ihbar tazminatına dava tarihinden itibaren faiz yürütülmelidir.
 
2001-09-25 Y.9.H.D. 1475/14 2001/7755 2001/14458 KASIM 2001 15-6 51

KIDEM TAZMİNATI

Davacı işçiye ihbar tazminatı peşin olarak ödenmediğine göre, ihbar öneli içinde gerçekleşen ve Toplu İş Sözleşmesiyle öngörülen ücret artışından yararlanması ve tazminat hesaplarının buna göre yapılması gerekir. Ne var ki önel içerisinde gerçekleşen kıdem tazminatı tavan artışından yararlanması olanağı bulunmamaktadır.
 
2001-09-25 Y.9.H.D. 2001/13569 2001/14576 KASIM 2001 15-6 50

PRİM ALACAĞI

Toplu İş Sözleşmesinin EK-5, B-2/l0.maddesinde "istihsal faaliyetlerinin kısmen veya tamamen durdurulmasını gerektiren tevsi, ıslah veya buna benzer sebeplerle demontaj ve montaj işlerinde çalıştırılan işçilerin primleri, işbu Toplu İş Sözleşmesinde yer alan prim esasları dahilinde ödenir" şeklinde düzenlemeye yer verilmiş ise de, burada ilerde yapılacak olan üretime hazırlık amacıyla demontaj ve montaj işlerinde çalıştırılan işçilere anılan primin ödeneceğinden söz edildiği görülmektedir. Somut olayda ise üretim faaliyeti tamamen durdurulmuş, işyerinde çalışan tüm işçiler sadece fabrikanın üretime yönelik olmayan bakım ve temizlik işlerinde çalıştırılmışlardır. Bu maddi olgulara göre davacı işçinin Toplu İş Sözleşmesinde öngörülen prime hak kazanma koşullarını taşımadığı kabul edilmelidir.
 
2001-09-19 Y.9.H.D. 818/161 2001/10099 2001/14114 KASIM 2001 15-6 49

CEZAİ ŞART

Hizmet sözleşmesinde davacının yönetici adayı olarak göreve başladığı, bu amaçla özel eğitimden geçirileceği, söz konusu eğitim süresi bitiminden itibaren iki yıl içinde işçinin istifası halinde eğitim süresince banka tarafından kendisine ödenen ücretler ile banka dışı eğitmenlere ve eğitim şirketlerine ödenen ücretlerin kendisine düşen kısmını cezai şart olarak ödeyeceği öngörülmüştür. Mahkemece cezai şartın tek taraflı olduğu gerekçesi ile reddine karar verilmiştir. Eğitim süresince ödenen ücretlerin geri istenmesi olanağı bulunmadığından bunun reddine dair karar doğrudur. Banka dışı eğitmenlere ve eğitim şirketlerine ödenen ücretlerin miktarı bilirkişi marifeti ile araştırılıp belirlenmeli ve BK. 161/son maddesine göre bir değerlendirme yapılarak hüküm kurulmalıdır.
 
2001-09-19 Y.9.H.D. 1475/14 2001/10043 2001/14102 KASIM 2001 15-6 48

KIDEM TAZMİNATI

Dosya içeriği davacı işçinin 01.06.1994 tarihinde yaşlılık aylığı almak sureti ile, yani işverenin feshinden önce işten ayrıldığı izlenimi uyandırmaktadır. Davacı işçinin emeklilik nedeni ile işten ayrılıp ayrılmadığı belirlenmeli, ayrıldığı anlaşıldığı takdirde ise kıdem tazminatına hak kazanacağı kabul edilmelidir. Kıdem tazminatına hak kazanamayacağı bir başka anlatımla emeklilik olgusunun fesih iradesinden önce gerçekleşmediği anlaşıldığı takdirde ise; davalı işverenin fesih iradesini altı işgünü ve bir yıllık süre içinde kullanıp kullanmadığı tespit edilmelidir.
 
2001-09-18 Y.9.H.D. 1475/17 2001/10898 2001/13933 KASIM 2001 15-6 47

İŞ BIRAKMA EYLEMİ İŞVERENİN HAKLI NEDENLE HİZMET AKDİNİ FESİH SEBEBİDİR

Davacı ve arkadaşlarının, başkaca 33 işçinin sözleşmesinin işverence feshedilmesi üzerine topluca işi bıraktıkları ve fabrika önünde biraraya gelerek işvereni protesto ettikleri dosya içeriği ve özellikle Bölge Çalışma Müdürlüğü İş Müfettişliğince düzenlenen rapor içeriğinden anlaşılmaktadır. İşçilerin toplu olarak işi bırakmaları eylemi 1475 sayılı İş Kanunu’nun 17/II-d. maddesinde yazılı hali oluşturur ki, bu durumda işverenin anılan eyleme dayanarak gerçekleştirdiği fesih haklı olarak nitelendirilmelidir. Böyle olunca ihbar, kıdem tazminatları ile sendikal tazminata hak kazanılması olanağı bulunmamaktadır.
 
2001-09-17 Y.9.H.D. 5521/1 2001/15125 2001/13863 KASIM 2001 15-6 46

VEKALET SÖZLEŞMESİ - GÖREVLİ MAHKEME

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 15. maddesi gereğince iki taraf vekillerinin müvekkillerinden isteyecekleri ücret ve masraflara ait davalarda yetkili ve görevli mahkeme asıl davaya bakan mahkemedir. Hizmet sözleşmesi ilişkisi bulunmayan bir davada iş mahkemesi görevli değildir. Bu durumda dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yetki sorunu ele alınarak, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 15. maddesi uyarınca mahkemenin yetkisizliğine karar verilmesi hatalıdır.
 
2001-09-13 Y.9.H.D. 2001/9759 2001/13645 KASIM 2001 15-6 45

İKRAMİYE ALACAĞI

Davacı son iki yıldan beri kendisine ikramiye ödenmediğini bu nedenle sözleşmeyi feshettiğini ileri sürerek iki yıllık ikramiye alacağı ile kıdem tazminatının hüküm altına alınmasını istemiştir. İkramiye niteliğinde bir ödemenin yapıldığını gösteren yazılı bir belgeye de rastlanmamıştır. Davacı kendi durumunda bulunan şahitleri dinletmiş ise de bunların ifadelerine dayanarak sonuca gidilmesi doğru olmaz. Biran için ikramiye ödemesinin mevcut olduğu kabul edilse bile, iki yıldan beri ödenmediği ortada olduğuna göre böyle bir durum artık iş şartı haline gelmiş sayılmalıdır. Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmelidir.
 
2001-09-12 Y.9.H.D. 1475/14 2001/9919 2001/13517 KASIM 2001 15-6 44

KIDEM TAZMİNATI

İşçilik statüsünde çalışırken işten ayrılıp memuriyet statüsüne geçilmesi durumunda işçilik dönemi için davacı işçinin kıdem tazminatını isteme imkanı yoktur.
 
2001-09-11 Y.9.H.D. 1475/13-14 2001/9415 2001/13250 KASIM 2001 15-6 44

İHBAR TAZMİNATI

Borçlanılan askerlik süresinin de kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması gerektiği iddiası ile açılmış olan fark tazminat davasında, davalı işverenin hataen davalıya ihbar tazminatı ödemiş olduğu tespit edilmiş ise ayrı bir dava açılması yerine dava ekonomisi bakımından ihbar tazminatının mahsup cihetine gidilerek bakiye miktara karar verilmelidir.
 
2000-04-12 Y.H.G.K 2926/20 2000/21-723 2000/751 EYLÜL 2001 15-5 46

YAŞLILIK AYLIĞI - SOSYAL GÜVENLİK KURUMLARINA PRİM VE KESENEK ÖDEMELERİ

Sigortalının yaşlılık aylığının, bir başka sosyal güvenlik kanunlarına tabi olarak çalışmaya başlaması ile kesileceği, 2926 sayılı Yasa'nın 20. maddesinin açık hükmü gereğidir. Ne var ki, sigortalının yaşlılık aylığının kesilmesi için, başka sosyal güvenlik kanunlarına tabi olarak çalışması yeterli olmayıp anılan kuruluşlara prim ödemesi ve böylece çalıştığı kurumun aktif sigortalısı olması da gerekmektedir. Başka bir anlatımla sigortalı başka sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olarak çalışmasına karşın, sosyal güvenlik kuruluşlarının yasa gereği sigortalı sayılmıyorsa, yaşlılık aylığının kesilmesine yasaca ve hukukça olanak olmadığı tartışmasızdır.
 
2000-11-21 Y.21.H.D. 1475/73 2000/7329 2000/8193 EYLÜL 2001 15-5 44

İŞ KAZASI – BİLİRKİŞİ RAPORUNDA KUSURUN AİDİYETİNİN VE ORANIN SAPTANMASI

Hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda; bilirkişi, İş Kanunu'nun 73. maddesinin öngördüğü koşulları gözönünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünün ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiç kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde, saptanmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılacak iş; işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında 3 kişilik uzman bilirkişilere konuyu yeniden yukarıda açıklandığı biçimde inceletmek, kazalının kusurunu belirlemek verilen rapor dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilmek, B.K. 43. maddesini uygulamak ve sonuca göre karar vermekten ibarettir.
 
2001-07-11 Y.9.H.D. 2821/31 2001/11019 2001/12517 EYLÜL 2001 15-5 43

SENDİKAL TAZMİNAT

Fesih tarihinde sendika üyesi olmayan davacının sendika üyesi olduğu için akdinin sona erdirildiği iddiasını kabul etmek mümkün değildir. Dosya içeriğinde fesihten önce davacının sendikal bir faaliyette bulunduğu hususunda delil de mevcut bulunmadığından davacının hizmet akdinin sendikal nedenlerle sona erdirildiği kabul edilmez. Mahkemenin yanlış değerlendirme ile sendikal tazminatı kabul etmesi hatalıdır.
 
2001-06-28 Y.9.H.D. 1475/13-53 2001/8503 2001/11049 EYLÜL 2001 15-5 42

İHBAR TAZMİNATI-İZİN ÜCRETİ

Davalılardan .....Limited Şirketi işçisi olarak çalışan davacının adı geçen taşeron şirket nezdindeki çalışmasının 09.03.2000 tarihinde sona erdiği, bu tarihten itibaren davacının asıl işveren olan davalı ...... Üniversitesi Rektörlüğü işçisi olarak çalışmasını sürdürdüğünden, davalı ..... Limited Şirketinin ihbar tazminatından sorumlu tutulması doğru değildir. Diğer taraftan izin ücretinden de taşeronken işyerini 09.03.2000 tarihinde devralan asıl işveren ..... Üniversitesi Rektörlüğü 1475 s. Yasanın 53/2. maddesi gereğince sorumlu olduğundan ...... Limited Şirketinin izin ücretinden de sorumlu tutulması hatalıdır.
 
2001-06-25 Y.9.H.D. 2821/31 2001/8411 2001/10784 EYLÜL 2001 15-5 41

SENDİKAL TAZMİNAT

Mahkemece fesih tarihinde işyerinde çalışan işçi sayısı, bunlardan sendikaya üye işçilerin adedi, belirlenerek, kaç işçinin işlerine son verildiği, akitleri feshedilen işçilerden sendikalı işçi sayısı ve sendikaya üye olmayan işçilerden işine son verilenlerin bulunup bulunmadığı konuları üzerinde durulmalı ve daha sonra da tüm dosya içeriği bir değerlendirmeye tabi tutularak feshin haklı olup olmadığı ve haksız ise sendikal nedene dayanıp dayanmadığı sorunları çözümlenmelidir.
 
2001-06-13 Y.9.H.D. 2001/7774 2001/10037 EYLÜL 2001 15-5 40

BELİRLİ SÜRELİ HİZMET SÖZLEŞMESİNİN FESHİ SEBEBİYLE BOŞTA KALAN SÜREDEKİ ÜCRETİN TESPİTİ

Taraflar arasında belirli süreli hizmet akdi mevcut olup, bu akit davalı işverenlikçe bitim süresinden önce feshedilmiştir. Davacı işçi bakiye ücret isteyebilir ancak iş yapmadığından dolayı tasarruf ettiği yahut diğer bir işle kazandığı ve kazanmaktan kasten feragat ettiği şeyi mahsup ettirmeye mecburdur. Mahkemece boşta kalan süreler için ikramiye hükmedilmesi de doğru değildir.
 
2001-06-11 Y.9.H.D. 5521/1 2001/9175 2001/9903 EYLÜL 2001 15-5 39

STAJYERLİK İLİŞKİSİ-GÖREVLİ MAHKEMENİN TESPİTİ

Taraflarca düzenlenmiş bulunan 06.07.1998 tarihli ve "İş Mukavelesi" başlıklı belgede davacının stajyer öğrenci olarak faaliyette bulunacağı açıkça belirtilmiş olup, bir hizmet akdi söz konusu olmadığına göre, bu dava İş Mahkemesinde görülemez. Dava değerine göre Sulh veya Asliye Hukuk mahkemesi görevli olup, dava dilekçesinin görev yönünden reddi yerine, işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
 
2001-06-06 Y.9.H.D. 1475/17 2001/7066 2001/9658 EYLÜL 2001 15-5 37

İŞ AKDİNİN İŞVEREN TARAFINDAN HAKLI NEDENLE FESHİ

Davacı 11.10.1995 tarihinden itibaren göreve gelmemiştir. Devamsızlık sürekli bir durum arz etmekle beraber, davacı izinsiz ve özürsüz işe devam etmeyerek, bir anlamda işini ve işyerini terk etmiştir. Bu durumda hizmet akdinin, fesih tarihine kadar devam ettiğini kabul etmek mümkün değildir. Sürekli olarak işyerinden ayrılan kişiye mahkemenin kabul ettiği gündelik kesim cezası uygulamak gerçekle bağdaşmamaktadır. Çünkü davacı işçi 3 gün işe gelmeme eylemi dışında sürekli olarak 11.10.1995 tarihinden 06.03.1996 fesih tarihine kadar işe gelmemiştir. Eyleminin karşılığını gündelik kesme cezasının içinde düşünmek mümkün değildir. Bu nedenle hatalı olan mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
 
2001-05-17 Y.9.H.D. 2001/8030 2001/8597 TEMMUZ 2001 15-4 40

ZAMANAŞIMI DEF’İ

Bozmadan sonra davalı vekili mahkemeye verdiği 05.02.2001 tarihli dilekçesinde, zamanaşımı def’ini ileri sürmüştür. Bu dilekçenin bir sureti 06.02.2001 tarihli oturumda davacı vekiline verilmesine rağmen savunmanın genişletilmesi itirazında bulunulmamıştır. Bu durumda zamanaşımı def’i davanın her safhasında ileri sürüleceğinden mahkemece davalının bu talebi usulü dairesinde tetkik olunarak sonuca göre bir karar verilmelidir.
 
2001-05-15 Y.9.H.D. 1475/14 2001/2309 2001/8393 TEMMUZ 2001 15-4 38

AYNI DÖNEM İÇİN BİRDEN FAZLA KIDEM TAZMİNATI ÖDENEMEYECEĞİ

Yüksek Planlama Kurulu’nun 20.01.1989 tarih ve 1989/T-2 sayılı kararıyla T.C. ... Bankası davalı ... Bankası A.Ş.’ne devredildikten sonra 19.10.1999 tarihinde emekli olmak suretiyle kıdem tazminatı ödenen davacıya önceden yapılan kıdem tazminatı ödemesinin avans olduğu gerekçesiyle mahkemece bakiye kıdem tazminatı hüküm altına alınmıştır. Sözleşmeli personel ilişkisinin ileride hizmet akdine dönüşeceği işveren tarafından öngörülemeyeceğine göre, davacıya 01.08.1988 tarihi itibariyle kıdem tazminatı ödenmesi hakkın suistimali olarak kabul edilemez ve bu durumda 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14/7 maddesi uyarınca aynı dönem için birden fazla kıdem tazminatı ödenmesi söz konusu olamaz.
 
2001-05-10 Y.9.H.D. 1475/17/II-d 2001/4092 2001/8218 TEMMUZ 2001 15-4 37

DOĞRULUK VE BAĞLILIĞA UYMAYAN HALLER

Davacı, davalıya ait sigorta şirketinde teknik servis şefi unvanı ile çalışırken gerek kendi aracı ve gerek annesinin aracı için gerçeğe uygun olmayan şekilde hasarsızlık indirimi yapmıştır. Bu durum doğruluk ve bağlılığa uymayan bir hali oluşturur. Mahkemece bu işlemlerin yapılmasında davalı işverenin muvafakati olduğu kabul edilmekte ise de, bunun gerçek durum olmadığı dosya içeriğinden anlaşıldığından feshin haklı nedene dayandığı kabul edilerek ihbar ve kıdem tazminatı istekleri reddedilmelidir.
 
2001-05-08 Y.9.H.D. 1475/16 2001/5254 2001/8030 TEMMUZ 2001 15-4 36

İŞ AKDİNİN İŞÇİ TARAFINDAN HAKLI NEDENLE FESHİ

Davacı işçinin Nisan 1996 tarihinden Ocak 1997 tarihine kadar fazla mesai yaptığı ve ücretinin ödenmediği anlaşılmış olup, bu alacağın ödenmemesi 1475 sayılı İş Kanunu’nun 16/II d maddesi uyarınca işçi açısından haklı fesih nedeni sayıldığından bilirkişi raporundaki hesaplamalar bir değerlendirmeye tabi tutularak, kıdem tazminatı ve fazla mesai ücreti alacağının hüküm altına alınması gerekir.
 
2001-05-07 Y.9.H.D. 2001/7671 2001/7877 TEMMUZ 2001 15-4 35

BAKİYE ALACAKLARIN İCRA TAKİBİNE KONU YAPILMASI

Davacı işçinin daha önce işveren aleyhine açtığı kısmi davada hüküm altına alınan tazminat ve alacakları ile birlikte saklı tuttuğu bakiye alacaklarını da icra takibine konu yaptığı, bakiye alacaklar için takip tarihinden önceki dönem için işlemiş faiz isteğinde bulunduğu anlaşılmaktadır.Davalı işveren kıdem tazminatı dışında kısmi davada saklı tutulan bakiye işçilik hakları yönünden takip tarihinden önce temerrüde düşürülmediğinden, davacının, anılan alacaklar nedeniyle takip tarihinden önce işlemiş faiz alacağından söz edilemez.
 
2001-05-07 Y.9.H.D. 2001/7837 2001/7889 TEMMUZ 2001 15-4 34

ÖDÜNÇ İŞ İLİŞKİSİ – FAZLA MESAİ ALACAĞI

Davacının fazla mesai yaptığı kabul edilen dönemde geçici olarak Başbakanlık emrinde çalıştırılması halinde bir ödünç iş ilişkisinden bahsedileceğinden ve bu halde fazla mesaiyi yaptıran kurumun dava konusu alacaktan sorumlu olması söz konusu olacağından bu hususun açıklığa kavuşturulması gereği vardır.
 
2001-04-30 Y.9.H.D. 2822/11 2001/3922 2001/7383 TEMMUZ 2001 15-4 33

TEŞMİL

Davalıya ait Basın işkoluna giren işyeri için teşmil kararı, 21.12.1995 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanmış olup, teşmil edilmiş olan bir başka yere ait Toplu İş Sözleşmesinin süresi 30.09.1996 tarihinde sona ermiştir. 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu’nun 11. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “Teşmil edilen Toplu İş Sözleşmesinin sona ermesi ile teşmil kararı da ortadan kalkmış olur” hükmü gereğince, davacı işçinin sözleşmesi, teşmil edilen Toplu İş Sözleşmesinin süresinin sona ermesinden sonra feshedildiğinden kıdem tazminatının her yıl için 40 gün üzerinden hesaplanması doğru değildir. Aynı şekilde, fazla mesai ücreti hesap edilirken, işyerine teşmil edilen toplu iş sözleşmesindeki % 75 zamlı ücretin, sözleşmenin sona eriş tarihi olan 30.09.1996 tarihine kadar gözönünde tutulması, bu tarihin sonrası için de, Basın İş Kanunu’nun ek madde (1) uyarınca % 50 zamlı olarak hesaplama yapılması gerekmektedir.
 
2001-03-14 Y.9.H.D. 1475/14 2001/225 2001/3914 MAYIS 2001 15-3 52

HİZMET DEVRİ-KIDEM TAZMİNATI

İş hukukunda son yıllarda büyük bir gelişme gösteren esneklik kapsamı içinde hizmet devrine yer verildiği sıkça gözlenmektedir. Özellikle öğretide bu konuda olumlu görüşler serdedilmiş ve böyle bir olanaktan yurdumuzda da yararlanılması şeklinde sonuçlara ulaşılmıştır. Somut olayda da böyle bir durumda dava dışı anonim şirket davalı şirketin yerine geçmiştir. Bu itibarla sözleşme devam ettiğine göre, davacı işçinin kıdem tazminatını talep etme koşulu gerçekleşmemiştir.
 
2001-03-13 Y.9.H.D. 1475/13 2000/19901 2000/3852 MAYIS 2001 15-3 51

İHBAR TAZMİNATININ PEŞİN ÖDENEREK AKDİN FESHİ

İhbar tazminatının peşin ödenmesi ile akdin sona erdiği ve ihbar öneli içinde gerçekleşecek haklardan yararlanmak için bu konuda hizmet akdinde veya Toplu İş Sözleşmesinde açık hüküm bulunması gerektiği kabul edilmektedir. Fesih tarihi itibariyle işyerinde uygulanan Toplu İş Sözleşmesinde bu hususta açık bir düzenlemeye yer verilmiş olmadığından davacı işçinin önel içinde yürürlüğe giren ücret zammından yararlanması mümkün değildir. Böyle olunca, davacının fark ihbar ve kıdem tazminatı isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde isteğin kabulü hatalıdır.
 
2001-03-12 Y.9.H.D. 818/104 2001/3617 2001/3795 MAYIS 2001 15-3 50

KIDEM TAZMİNATININ GEÇ ÖDENMESİ NEDENİ İLE GECİKME FAİZ ALACAĞI

Borçlar Kanunu'nun 104/son maddesinde geçmiş günler faizinin tediyesinde temerrüt nedeniyle faiz yürütülemeyeceği şeklinde kurala yer verilmiştir. Mahkemece talebin faizi de içerdiği dikkate alınmadan, faize faiz uygulamasına neden olacak şekilde itirazın iptaline karar verilmesi hatalıdır.
 
2001-02-27 Y.9.H.D. 1475/18 2000/18541 2001/3493 MAYIS 2001 15-3 49

AKDİ FESİH HAKKINI KULLANMA ÖNELİ

İkramiyenin zamanında ödenmemesi sebebiyle sözleşmenin feshedilmesi haklı sebebe dayanmaktadır. Davacı işçiye anılan ödeme yapılmadığı sürece 1475 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesinde yazılı olan hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Bu durumda davacı işçi kıdem tazminatına hak kazandığından, mahkemece anılan isteğin kabulü gerekirken reddine karar verilmesi hatalıdır.
 
2001-02-19 Y.9.H.D. 1475/13-14 2000/18541 2001/3493 MAYIS 2001 15-3 48

KIDEM - İHBAR TAZMİNATI - DİĞER İŞÇİLİK HAKLARINDA FAİZ YÜRÜTÜLMESİ

İkramiyenin zamanında ödenmemesi sebebiyle sözleşmenin işçi tarafından feshedilmesi haklı sebebe dayanmaktadır. Davacı işçiye anılan ödeme yapılmadığı sürece 1475 sayılı İş Kanunu'nun 18. Maddesinde yazılı olan hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Bu durumda davacı işçi kıdem tazminatına hak kazandığından, mahkemece anılan isteğin kabulü gerekirken reddine karar verilmesi hatalıdır.
 
2001-02-15 Y.9.H.D. 1475/17 2000/19076 2001/2751 MAYIS 2001 15-3 47

İŞVERENİN HAKLI NEDENLE HİZMET AKDİNİ FESHİ

Davacı ve diğer çalışanlar hakkında zimmet ve zimmet suçuna iştirak etme iddialarıyla Ağır Ceza Mahkemesine açılan dava sonunda davacının beraatine karar verilmiştir. İş Mahkemesi, Ceza Mahkemesinin beraat kararına dayanmak suretiyle davacının ihbar ihbar ve kıdem tazminatlarını hüküm altına almıştır. kakarında da belirtildiği şekilde mahkeme beraat kararıyla bağlı değildir. Mahkemenin belirtilen maddelerde gösterilen fesih nedenlerini davacının eylemi ile karşılaştırıp tartışmadan beraat kararına dayanarak ihbar ve kıdem tazminatlarını hüküm altına alması hatalıdır.
 
2001-01-29 Y.9.H.D. 2000/16908 2001/1382 MART 2001 15-2 72

HİZMET AKDİNİN TESPİTİ

Davacı adına Sosyal Sigortalar Kurumuna işveren tarafından işe giriş ve dört aylık prim bildirgelerinin verilmesi davacının hizmet akdi ile çalıştığının kanıtıdır. Ortak kamyon alımı hizmet akdi ile ek çalışmaya engel değildir. Bu nedenlerle kuruma bildirilen sürelerde davacının hizmet akdi ile çalıştığının kabulü gerekir.
 
2001-01-17 Y.9.H.D. 1475/14-16 2000/15654 2001/278 MART 2001 15-2 71

HİZMET AKDİNİN İŞÇİ TARAFINDAN HAKLI NEDENLE FESHİ, KIDEM TAZMİNATI, İŞ GÜVENCESİ TAZMİNATI

Davacı işyerini terk ettikten sonra davalı işveren displin kurulu kararı ile sözleşmeyi feshetmişse de daha önce gerçekleşen hukuki durumu işverenin bu işlemini değiştirecek nitelikte olduğu düşünülemez. Bu durumda feshin haklı olduğu kabul edilerek davacı işçinin kıdem tazminatına hak kazandığı sonucuna varılmalıdır. Davacının işyerini terk etmesi sebebi ile akit sona erdiğine göre iş güvencesi tazminatı şartları olayda gerçekleşmemiştir.
 
2001-01-17 Y.9.H.D. 1475/13-14 2000/15646 2001/272 MART 2001 15-2 70

HER YIL YENİLENEN HİZMET AKİTLERİ - İZİN ÜCRETİ, İHBAR VE KIDEM TAZMİNATI

Davacı işçi her yıl yenilenen sözleşmelerle çalışmasını sürdürmüş olup yılda 15 güne kadar bir ara verildiği görülmektedir.Ancak dinlenen tanıklar bu ara vermenin de kağıt üzerinde kaldığını söylemişlerdir. Mahkemece de yıllık ücertli izin isteği hüküm altına alınmakla devamlı çalışmayı kabul ettiği sonucuna varılmıştır. Bu durumda davacı işçinin ihbar ve kıdem tazminatı istekleri bilirkişi tarafından hesaplandığına göre bu rapor değerlendirmeye tabi tutularak istek doğrultusunda hüküm kurulmalıdır.
 
2001-01-16 Y.9.H.D. 2000/15826 2001/265 MART 2001 15-2 68

ÖDEME BELGESİNİN SAVUNMA ARACI NİTELİĞİ

"Tediye" hakkı ortadan kaldıran bir savunma aracı olup itiraz niteliğindedir. Bu itibarla, itiraz mahkemece kendiliğinden dikkate alınmalıdır. Böyle olunca ödeme belgeleri miktarları gerçekleşen alacaklardan mahsup edilmesi gerekir.
 
2001-01-16 Y.9.H.D. 2000/15386 2001/162 MART 2001 15-2 68

HATALI ÜRETİM SEBEBİYLE ORTAYA ÇIKAN ZARARIN TAZMİNİ

Davacının kusurlu olup olmadığının tespiti teknik bir iş olup, bu konuda tekstil mühendisinden rapor aldırılması ve varsa kusur oranının belirlenmesi gerekir. Diğer taraftan davalı işverence hatalı üretilen mamullerin ederinin tamamı talep edilmiş ancak söz konusu ürünlerin ikinci kalitede satılması ya da başka şekilde kullanımı ile elde edilen menfaat açıklanmamıştır. Mahkemece takdiri olarak talep konusu miktarın yarısına hükmedilmişse de, bu konuda inceleme ve araştırma yapılmaksızın sonuca gidilmesi de isabetsizdir. Mahkemece bu konuda davalı yararına oluşan usulü kazanılmış hak ilkesi de dikkate alınarak sonuca gidilmelidir.
 
2001-01-15 Y.9.H.D. 1475/13-35 2000/14922 2001/137 MART 2001 15-2 67

FAZLA MESAİ ÜCRETİ - KÖTÜNİYET TAZMİNATI

İhtirazi kayıt konulmaksızın bordroların işçi tarafından imzalanması halinde daha çok fazla mesai yapıldığı iddiasıyla işçinin alacak talebinde bulunması olanağı yoktur. Bölge Çalışma Müdürlüğü'ne davacı işçinin başvurusundan sonra sözleşmenin davalı işveren tarafından feshedildiği görülmekte ise de; davacı tanıkları feshin kötüniyete dayandığını doğrulamamışlardır. Varsayıma dayanılarak sonuca gidilmesi mümkün olmadığından kötüniyet tazminatının hüküm altına alınması hatalıdır.
 
2000-10-11 Y.9.H.D. 2000/8951 2000/13651 OCAK 2001 15-1 56

İBRANAME

Asıl alacak ibra edildiğine göre fer'isini oluşturan faizden de vazgeçilmiş sayılır. Bu nedenle davacının gecikme faizi isteminin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
 
2000-10-10 Y.9.H.D. 1475/13 2000/8667 2000/13602 OCAK 2001 15-1 55

KÖTÜNİYET TAZMİNATI

Disiplin Kurulu üyeleri arasında meydana gelen bir tartışma feshin kötüniyete dayandığını göstermez. Böyle olunca davacının kötüniyet tazminatı isteği reddedilmeli, bu isteğin ihbar tazminatını da kapsadığı düşünülerek ihbar tazminatı hüküm altına alınmalıdır.
 
2000-10-10 Y.9.H.D. 2000/8667 2000/13602 OCAK 2001 15-1 54

HİZMET AKDİ GEREĞİNCE YAPILAN EĞİTİM GİDERLERİNİN İŞÇİ ALACAĞINDAN TAKAS VE MAHSUP EDİLMESİ

Taraflar arasında imzalanan hizmet akdinin IV. maddesinde davacının işe başladığı tarihten itibaren iki yıl içinde hizmet akdini feshetmesi halinde yapılan eğitim giderinin harcama tarihinden itibaren faizi ile birlikte geri ödenmesi kararlaştırılmıştır. Böyle olunca eğitim gideri tutarının harcama tarihinden, istirdada konu alacağın ise icra takip dosyasına yapılan ödeme tarihinden itibaren işlemiş faizleri de dikkate alınarak hesaplama yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
 
2000-10-09 Y.9.H.D. 818/161 2000/8818 2000/13295 OCAK 2001 15-1 53

ÜCRET ALACAĞI - CEZAİ ŞART

Davalı şirketin temyiz aşamasında ibraz ettiği kasa defteri hakkın özünü ortadan kaldıran itiraz niteliğindedir. İşyeri genel müdürü olan davacının on ay süre ile hiç ücret almadan çalışması da hayatın olağan akışına aykırıdır. Öte yandan kabule göre cezai şart niteliğindeki tazminattan Borçlar Kanununun 161/son maddesi gereğince indirim yapılmaması da hatalıdır.
 
2000-10-09 Y.9.H.D. 1475/54 2000/9361 2000/13254 OCAK 2001 15-1 52

YILLIK ÜCRETLİ İZİN

Mahkemece kullanılmayan izin süreleri toplamı üzerinden yıllık ücretli izin alacağının hesaplanıp hüküm altına alınması gerekirken, tüm çalışma dönemindeki izin süreleri toplamı üzerinden yıllık ücretli izin alacağına karar verilmesi hatalıdır.
 
2000-10-03 Y.9.H.D. 2000/8614 2000/13106 OCAK 2001 15-1 50

İŞÇİLİK HAKLARINA ESAS ÜCRETİN TESPİTİ

Asgari ücret üzerinden düzenlenen bordrolarda davacının imzası varsa da, imzalı bordroların nitelikli olmayan işçiler açısından bağlayıcılığı kabul edilmeli, nitelikli işçiler açısından ise bu bağlayıcılıktan söz edilmemelidir. Sorunun sağlıklı bir çözüme kavuşabilmesi için davacının yaptığı iş kesin bir şekilde belirlendikten sonra çalışma süresi ve görev ünvanından söz edilerek davacı gibi bir işçinin ücretinin ne kadar olabileceği ilgili meslek odası veya kuruluşundan sorularak hasıl olacak sonuca göre işçilik hakları hüküm altına alınmalıdır.
 
2000-09-25 Y.9.H.D. 2822/18 2000/14614 2000/12355 OCAK 2001 15-1 50

YETKİLİ MAHKEMENİN TESPİTİ

Davalı İstanbul İş Mahkemesinde yetki itirazında bulunurken yetkili mahkeme olarak Bakırköy İş Mahkemesini yetkili göstermiş ve artık bu mahkemenin yetkisini kabul etmiştir. Bu mahkemedeki yetkisizlik itirazının dinlenmemesi gerekir. Diğer taraftan işverenin ikametgahı ..... İlçesi sınırları içinde olduğuna göre iş davasının Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun yetki kararına istinaden Bakırköy İş Mahkemesinde görülmesi gerekir.
 
2000-09-14 Y.9.H.D. 2822/12 2000/11844 2000/11577 KASIM 2000 14-6 32

TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ YAPMA YETKİSİ İÇİN ÇOĞUNLUK TESPİTİ

Davalı sendikanın davaya konu çoğunluk tespit için başvuru tarihi 14.03.1995 tarihi olup, Ocak 1995 istatistiğine göre davalı sendika %10 barajını aşmış ve bozmadan önce yapılan bilirkişi incelemesi ile toplanan delillere göre işyerinde davalı sendikanın yeterli çoğunluğa sahip bulunduğu da kesinleşmiş olduğundan, davanın reddine karar velimelidir.
 
2000-09-12 Y.9.H.D. 1475/13-35 2000/7316 2000/11278 KASIM 2000 14-6 31

KÖTÜNİYET TAZMİNATI-FAZLA MESAİ ALACAĞI-TALEPLE BAĞLILIK

Kötüniyet tazminatına hak kazanabilmek için kötüniyetin varlığını somut biçimde kesin ve net olarak kanıtlanmış olması gerekir. Fazla mesai alacağı hüküm altına alınırken hayatın olağan akışı dikkatte alınmalıdır. Kıdem tazminatı için reeskont faizi yürütülmesi istendiği halde mahkemece bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmesi HUMK md.74'de yer alan taleple bağlılık kuralına aykırıdır.
 
2000-09-13 Y.9.H.D. 2000/12519 2000/11380 KASIM 2000 14-6 30

CEZAİ ŞART

Toplu iş sözleşmesinde sözü edilen cezai şartın 1475 sayılı İş Kanunu'nun 17/II. maddesi dışında keyfi ve haksız bir sebeple işten çıkarmalarda uygulanacağı madde metninden anlaşıldığından, feshin keyfi ve haksız bir sebebe dayandığı da kanıtlanamadığından davacının haksız fesih tazminatına dair isteminin reddine karar verilmesi gerekir.
 
2000-09-11 Y.9.H.D. 1475/14 2000/7638 2000/10695 KASIM 2000 14-6 29

KIDEM TAZMİNATI- ÜCRET ALACAĞI

Belirli süreli hizmet akdinin akitte yer alan bir hükme dayanılarak işveren tarafından yenilenmeyeceği işçiye bildirilmesi ve bu sebeple iş akdinin haklı sebep olmaksızın sona erdirilmesi halinde, işçi kıdem tazminatına hak kazanır. Davacı dersanede ortak müdür olarak çalışmış ise de salt bu durum ücretlerinin ödendiğini göstermez.
 
2000-09-14 Y.9.H.D. 1475/26 2000/7291 2000/11615 KASIM 2000 14-6 28

HİZMET İLİŞKİSİNİN TESPİTİ

Ücretin üçüncü kişilerce verilmesinin 1475 sayılı İş Kanunu'nun 26. maddesinde yer aldığı dikkate alındığında taraflar arasında hizmet ilişkisinin mevcudiyetini kabul etmek gerekir.
 
2000-09-14 Y.9.H.D. 1475/14 2000/7570 2000/11633 KASIM 2000 14-6 27

KIDEM TAZMİNATI

Bir Kamu kuruluşundan diğer bir kamu kuruluşuna intikal etmenin istifa dışında başka bir yolu bulunmamaktadır. Buradaki istifa bir hukuki prosedürün tamamlanmasıdır. İstifa hali kıdem tazminatı ödenmesine yasal bir engel ise de, bu olaydaki istifanın bu şekilde değerlendirilmemesi gerekir.
 
2000-09-12 Y.9.H.D. 1475/17 2000/7314 2000/11276 KASIM 2000 14-6 26

İŞVERENİN HİZMET AKDİNİ HAKLI NEDENLE FESHİ

İşçinin işyerinde üretilen bazı malları işverenin bilgisi dışında işyeri dışına çıkarmaya çalışması ve takibeden günlerde de işe devamsızlığı tutanaklar ve tanık beyanlarıyla kanıtlandığından, hizmet sözleşmesinin işveren tarafından haklı olarak feshedildiği kabul edilmelidir.
 
2000-07-06 Y.9.H.D. 1475/14 2000/10611 2000/10303 EYLÜL 2000 14-5 32

EMEKLİLİK NEDENİYLE KIDEM TAZMİNATINA HAK KAZANMA

Emeklilik nedeniyle işçinin kıdem tazminatı isteğinde bulunabilmesi için Sosyal Sigortalar Kurumuna başvurduğunu ve emekliliğe hak kazandığını işveren nezdinde belgelemiş olması gerekir. Bu prosedür yerine getirilmeden ve işveren gelişmelerden haberdar edilmeden kıdem tazminatı istenemeyeceği gibi işten ayrıldığı tarihten itibaren faiz de istenemez.
 
2000-06-15 Y.9.H.D. 2822/12 2000/8746 2000/8620 EYLÜL 2000 14-5 30

TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ YAPMA YETKİSİ İÇİN İŞYERİNDE ARANACAK ÇOĞUNLUK

İşyerinde çalışan işçilerin yarıdan bir fazlasının değil, yarıdan fazlasının sendika üyesi olması yeterlidir. Dolayısıyla işyerinde başvuru tarihinde çalışan işçi sayısı 11 olduğuna göre yarıdan fazlası 6 dır. Bu durumda davalı sendikanın işyerinde çoğunluğa sahip olduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekir.
 
2000-06-29 Y.9.H.D. 1475/13-14 2000/6859 2000/10069 EYLÜL 2000 14-5 28

İHBAR-KIDEM TAZMİNATI

İşverence verilen görevleri yerine getiremeyen ve işvereni zarara uğratan bir işçinin hizmet sözleşmesini haklı olarak feshettiği sonucuna varılamayacağından ihbar ve kıdem tazminatları talepleri reddedilmelidir.
 
2000-06-21 Y.9.H.D. 1475/13 2000/6510 2000/8921 EYLÜL 2000 14-5 27

İHBAR TAZMİNATI

Belirli süreli hizmet sözleşmelerinde ihbar tazminatı talep edilemez.
 
2000-06-15 Y.9.H.D. 1475/14 2000/6087 2000/8633 EYLÜL 2000 14-5 26

KIDEM TAZMİNATI-TALEBE BAĞLILIK KURALI

Davacı dava dilekçesinde dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesini istediği halde mahkemece talebe bağlılık kuralına aykırı şekilde faiz yürütülmesi hatalıdır.
 
2000-06-06 Y.9.H.D. 1475/17 2000/4727 2000/7993 TEMMUZ 2000 14-4 44

İŞVERENİN HAKLI NEDENLE HİZMET AKDİNİ FESHİ

Davacı işçi işe girmeden önce müessir fiil suçundan hüküm giymiş olduğu halde ise giriş formunda hiçbir sabıkası yani mahkumiyeti bulunmadığı şeklinde cevap vermiştir. Daha sonra davalı işveren durumu öğrenerek İş Kanunu'nun 17/II-a maddesi uyarınca fesih yetkisini kullanmıştır. Bu durumda davacı işçinin ihbar ve kıdem tazminatına hak kazanmadığı açıktır.
 
2000-05-30 Y.9.H.D. 2821/31 2000/5800 2000/7424 TEMMUZ 2000 14-4 42

SENDİKAL NEDENLE İŞ AKDİNİN FESHİ

1- Sendikal nedenle feshin yapıldığını ispat yükümlülüğü işçiye aittir. 2- Fesih tarihinde Toplu İş sözleşmesi prosedürü tamamlanmış bulunmaktadır. Bundan başka işyerinde çok sayıda sendikalı işçi çalışmakta olup, sadece bunlardan bir tanesinin fesih yoluna başvurulmuştur.Bu itibarla, sendikal tazminat isteğinin reddine karar verilmelidir.
 
2000-05-30 Y.9.H.D. 1475/14 2000/5878 2000/ 7475 TEMMUZ 2000 14-4 41

KIDEM TAZMİNATI - TAKAS MAHSUP TALEBİ

Borçlar Kanunu'nun 123. maddesindeki düzenlemede işçinin ücreti gibi alacakların takas edilemeyeceği kabul edilmişse de, kıdem tazminatı ismi üzerinde tazminat olması itibariyle anılan madde kapsamı dışında kalmaktadır. Dairemizin uygulaması da bu görüş doğrultusundadır. Dosya içeriğine göre davalı işveren banka davacı işçinin sebebiyet verdiği zararın tazmini isteği ile de bir dava açmış olduğu anlaşıldığından her iki dava dosyasının birleştirilerek birlikte sonuçlandırılması dava ekonomisine uygun düşer.
 
2000-05-30 Y.9.H.D. 1475/14 2000/3989 2000/7508 TEMMUZ 2000 14-4 40

ASKERLİK NEDENİYLE İŞE ARA VERME - KIDEM TAZMİNATI

1- Davacının askerlik nedeniyle bir süre işe ara verdiği anlaşılmaktadır. Böyle olunca, askerlikte geçen süre nazara alınmadan kıdem tazminatı hesaplanmalıdır. 2- Olayda, askerlik nedeniyle davacının işten ayrılması sırasında kıdem tazminatı ödendiği sonucuna varılır ise aynı dönemin kıdem tazminatı hesabında nazara alınmaması gerekir. Başka bir anlatımla sadece askerlik sonrası dönem için kıdem tazminatı hesaplanıp hüküm altına alınmalıdır.
 
2000-05-16 Y.9.H.D. 1475/14 2000/3123 2000/7049 TEMMUZ 2000 14-4 39

KIDEM TAZMİNATI - MEVDUATA UYGULANAN EN YÜKSEK FAİZ

Dairemizin kararlılık kazanmış uygulamasına göre, mahkemece hüküm altına alınan kıdem tazminatı için fesih tarihinde bir yıllık mevduata uygulanan en yüksek faiz fesih tarihinden itibaren yürütülmeli, takibeden yıllarda ise her yıl için belirlenecek en yüksek banka mevduat faizleri uygulanmak suretiyle sonuca gidilmelidir.
 
2000-05-04 Y.9.H.D. 1475/14 2000/2297 2000/6569 TEMMUZ 2000 14-4 37

İKİ İŞYERİNDE ÇALIŞMA - KIDEM TAZMİNATI

Davacı işçi, iki ayrı işyerinde çalışmasını uzun yıllardan beri sürdürmekte olup her bir işyerindeki çalışma diğerindeki çalışmadan sonra devam ettiği için önceki ve sonraki dönem şeklinde çalışmadan söz edilemez. Bu durumda aynı anda çalışmaların devam ettiği ancak bir işyerindeki çalışma askıya alındığı zaman diğer işyerindeki çalışmanın söz konusu olduğu görülmektedir. Böyle olunca, her iki işyerindeki çalışmalar kamu kurumlarında geçmiş ise de; bunların birleştirilerek kıdem tazminatı hesabı yapılması doğru değildir.
 
2000-03-23 Y.9.H.D. 2822/16 2000/3886 2000/3245 TEMMUZ 2000 14-4 36

YETKİ BELGESİNİN ALINMAMASI - TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİNİN İPTALİ

Toplu İş Sözleşmesinin tarafı işçi sendikasının çoğunluğunun bulunduğu anlaşıldığından, salt yetki belgesinin alınmaması Toplu İş Sözleşmesinin iptalini gerektirmez.
 
2000-04-06 Y.9.H.D. 1475/13 2000/871 2000/4856 MAYIS 2000 14-3 40

İHBAR ÖNELİ SÜRESİ İÇİNDE TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİNİN İMZALANMASI

Mahkemece, 05.02.1999 fesih tarihinden sonra, ihbar öneli içinde, 01.03.1999 yürürlük başlangıç tarihi olan yeni bir Toplu İş Sözleşmesinin işyerinde uygulanmaya başladığı ileri sürülerek bu sözleşmenin öngördüğü ücret zamlarının üzerinden ihbar ve kıdem tazminatlarının hesaplanması gerektiği gerekçe gösterilerek her iki tazminatın bu farkları da hüküm altına alınmıştır.Toplu iş sözleşmesi 12.05.1999 tarihinde imzalanmış olup ihbar öneli içine rastlamamaktadır. Bu bakımdan fark kıdem ve ihbar tazminatı istekleri reddedilmelidir.
 
2000-04-06 Y.9.H.D. 1475/14 2000/1085 2000/4863 MAYIS 2000 14-3 38

FARK KIDEM TAZMİNATI

Aynı kıdem süresi için bir defadan fazla kıdem tazminatı veya ikramiye ödenmez.Ayrıca, bir yıldan daha az süreli hizmet akdine dayalı olarak geçen dönem için kıdem tazminatına hak kazanılamaz.
 
2000-04-04 Y.9.H.D. 1475/17/II-h 2000/2465 2000/ 4716 MAYIS 2000 14-3 37

DOĞRULUK VE BAĞLILIK KURALLARINA UYMA - SADAKAT BORCU

İş ilişkisi karşılıklı güven esasına dayanan sürekli borç ilişkisi olup, bu güvenin sarsıldığı durumlarda, anılan tutumla karşılaşan taraftan böyle bir ilişkiyi sürdürmesini beklemek işin doğasına uygun düşmez. İşçinin, işverenin işi ve işyeri ile ilgili hukuken haklı menfaatlerini korumak, zarar verici veya risk altına sokabilen davranışlarından kaçınmak sadakat borcunun bir gereğidir. Davacının belirtilen eylemleri zarara yol açmamış olsa da doğruluk ve bağlılığa uyduğunu söylemek mümkün değildir. Davacı ile birlikte başkalarının da eyleme iştirak etmesi veya eylemin ceza hukuku açısından suç teşkil etmemesi varılan bu hukuki sonucu değiştirmez.
 
2000-04-03 Y.9.H.D. 2821/61 2000/1032 2000/4711 MAYIS 2000 14-3 36

SENDİKA AİDATI ALACAĞI VE İŞLEMİŞ FAİZİ

Geçmiş günlere ait faiz alacağı, her ay ödenmeyen sendika aidatı için, o ayda uygulanan en yüksek işletme kredisi faizi uygulanmak suretiyle hesaplama yapılması gerekirken dava konusu dönem içinde her yıla ait ödenmeyen sendika aidatı toplamı üzerinden birer yıllık gecikme kabul edilerek faiz hesaplaması yapılmıştır.
 
2000-03-30 Y.9.H.D. 2000/874 2000/4184 MAYIS 2000 14-3 34

1 GÜN ÜCRETLİ DİNLENME İZNİ - İZİN YERİNE TOPLAM 3 YEVMİYE ÖDEMESİ

Davacı işyerinde uygulanmakta olan Toplu İş Sözleşmesinin 24/D maddesinde yer alan "zaruri sebeplerle hafta tatili günü çalıştırılan işçilere müteakip hafta içinde vardiya değişimindeki istirahatlerle, ulusal bayram, genel tatil ve SSK'ca 3 güne kadar verilen istirahat günlerine tesadüf ettirilmemek ve 24 saatten az olmamak şartıyla 1 gün ücretli dinlenme izni verilir. İşbu izin verilmediği takdirde o gün için işçiye toplam 3 yevmiye ödenir" şeklindeki hükme dayanarak istekte bulunmuştur. Anılan 24/D maddesinde söz konusu edilen yevmiyelere hak kazanabilmek için müteakip hafta içinde vardiya değişimlerindeki istirahatlerle, ulusal bayram, genel tatil ve SSK'ca 3 güne kadar verilen istirahat günlerine tesadüf ettirilmemek" koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin her hafta tatili açısından inceleme ve araştırmaya tabii tutmak gerekir.
 
2000-03-29 Y.9.H.D. 2000/507 2000/4100 MAYIS 2000 14-3 33

CEZAİ ŞART

Dairemizce sadece işveren yararına yer verilen cezai şartın kural olarak geçersiz olduğu kabul edilmektedir. Ancak, olayda yer alan düzenleme belli bir nedene bağlı olarak cezai şartın öngörüldüğünü belirtmektedir ki bu tür özel haller söz konusu olduğu zaman cezai şartın tek taraflı olmasının sonuca etkili olmadığı düşünülmektedir.
 
2000-03-28 Y.9.H.D. 2000/2979 2000/3866 MAYIS 2000 14-3 32

TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİNDEN DOĞAN ALACAKLAR - İŞLETME KREDİSİ FAİZİ

Toplu İş sözleşmesinde işçi ücretlerine zam öngörülmüş bulunması, davacı işçinin talep ettiği fazla mesai, hafta tatili ve genel tatil ücretlerinin Toplu İş Sözleşmesinden doğduğunu göstermez. Böyle olunca anılan alacaklar için en yüksek işletme kredisi faizinin yürütülmesi hatalıdır.
 
1999-12-30 Y.9.H.D. 1475/17 1999/18058 1999/20472 MART 2000 14-2 44

İŞVERENİN BİLDİRİMSİZ FESİH HAKKI

1475 sayılı İş Kanunu’nun 17/II-h maddesine göre, işçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden eli altında bulunan makinaları on günlük ücretinin tutarıyla ödemeyecek derecede hasara uğratması halinde işverene hizmet akdinin bildirimsiz feshine hak verir.
 
1999-12-30 Y.9.H.D. 2822/6 1999/18054 1999/20468 MART 2000 14-2 43

TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİNDEN YARARLANMA

Toplu İş Sözleşmesinde imza tarihinden önce hizmet akitleri feshedilen işçilerin bu sözleşmeden yararlandırılacağına dair bir kurala yer verilmiş değildir. Böyle olunca TİS'den yararlandırılmaksızın hüküm altına alınan alacakların miktarları belirlenerek sonuca gidilmelidir.
 
1999-12-29 Y.9.H.D. 2821/31 1999/17466 1999/20358 MART 2000 14-2 42

GEÇİCİ GÖREVLENDİRME - SENDİKAL TAZMİNAT

Nakil işleminin yapıldığı dönemde yürürlükte olan toplu iş sözleşmesinin 80/A maddesinde işyerinde sendika temsilcilerinin rızaları dışında geçici görevlendirilemeyecekleri kuralına yer verilmiştir. Buna rağmen geçici görevlendirmenin yapılmış olması sendikal nedenin varlığını göstermez.
 
1999-12-27 Y.9.H.D. 1999/17421 1999/20197 MART 2000 14-2 40

ZAMANAŞIMI - KORUYUCU EŞYA VE GİYİM YARDIMI - FAİZ BAŞLANGICI

1- Sendikal tazminat dışındaki hakların 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu düşünülerek zamanaşımına uğramayan miktarların hüküm altına alınması ile yetinilmelidir. 2- Havlu ve sabun gibi koruyucu eşyalar sosyal yardım kapsamı dışında bulunduğu için işyeri dışında bu malzemelerei kullanmak imkanı yoktur. Bu durumda koruyucu eşya kapsamı içine giren havlu ve sabun yardımından kaynaklanan alacak isteğinin reddine karar verilmelidir. 3- Davalı işveren daha önce temerrüde düşülmediğinden hüküm altına alınan miktarların tamamı için fesih tarihinden fazi yürütülmesi hatalıdır.
 
1999-12-27 Y.9.H.D. 818/161 1999/17469 1999/20361 MART 2000 14-2 39

CEZAİ ŞART

Yazılı Hizmet Sözleşmesinin 6. maddesinde işverence yargı kararı olmadıkça hizmet sözleşmesinin feshedilmesi durumunda 7 yıllık maaş sosyal hak ve tazminatların ödeneceği kuralına yer verilmiştir. Söz konusu düzenleme niteliği itibariyle cezai şarttır. Dairemizin kararlılık kazanmış içtihatlarına göre işçi lehine hükümler içeren tek taraflı cezai şart kuralı geçerlidir. Ne var ki Borçlar Kanununun 161/son maddesi gereğince fahiş olan cezai şarttan hakkaniyete uygun bir miktar indirim yapılmalıdır.
 
1999-12-21 Y.9.H.D. 1475/13-58 1999/16027 1999/19704 MART 2000 14-2 38

HİZMET AKDİNİN İŞÇİ TARAFINDAN HAKLI NEDENLE FESHİ - FAZLA MESAİ - İZİN ALACAĞI

1- Sözleşmeyi fesheden taraf haklı da olsa 1475 sayılı İş Kanunu'nun 13. maddesinde öngörülen ihbar tazminatını isteyemez. 2- 1989'dan beri çalışılma olgusu ve fazla mesai yapıldığı edilemez. Çok uzun süre bunun yapılması aslında hayatın olağan akışına uygun düşmez. Hastalık, izin diğer mazeret halleri iş hacminin azlığı gibi nedenlerle zaman zaman değil fazla mesai, normal mesai yapılması bile mümkün olmaz. 3- Davacı işçinin yıllık izinlerinin kullandırıldığının ispatı, 1475 sayılı İş Kanunu'nun 58. maddesi gereğince, izin defteri tutulmak suretiyle işverene düşer.
 
1999-09-21 Y.10.H.D. 506/58 1999/5175 1999/5929 OCAK 2000 14-1 32

MALULLÜK AYLIĞI

Malul sigortalının yurt dışında işçi olarak çalışması 506 sayılı Kanunun 58/1 maddesinde öngörülen “sigortalı olarak çalışma” şeklinde nitelendirilemez.
 
1999-11-17 Y.9.H.D. 818/325 1999/14668 1999/17565 OCAK 2000 14-1 31

İŞ SAHİBİNİN TEMERRÜDÜ HALİNDE BAKİYE KALAN SÜRE İÇİN ÜCRET HESAPLAMASI

Mahkemece, Borçlar Kanunu'nun 325. maddesi uyarınca, işçinin fesihten sonra iş arayıp aramadığı araştırılmalıdır. Tereddüt halinde bu işlerden anlayan uzman bir bilirkişi marifetiyle dosya içeriğine göre bir inceleme yaptırılarak işçinin ne kadar zamanda iş bulabileceği yada fesih tarihi, davacının yaşı ve iş tecrübesi dikkate alınarak iş bulup bulamayacağı açıklığa kavuşturulmalıdır.
 
1999-11-16 Y.9.H.D. 1999/14574 1999/17496 OCAK 2000 14-1 30

İŞYERİNİN DEVRİNDE İŞE GİRİŞ BİLDİRGESİ DÜZENLENMESİ

Uyuşmazlığın çözümlenmesi için olayda bir işyeri devri olup olmadığı açıkça belirlenmeli, gerçekten bir devir söz konusu ise işverenin işe giriş bildirgesi düzenleme yükümlülüğü karşısında işçinin bildirgeyi imzalama zorunluluğu göz önünde bulundurularak yapılan feshin haklı olduğu kabul edilmeli aksi halde işçinin çalışmasına devam ederken daha önce imzaladığı ilk işe giriş bildirgesinden sonra tekrar bir işe giriş bildirgesi imzalama yükümlülüğü söz konusu olmadığından hizmet akdinin bu nedenle feshi haksız kabul edilmelidir.
 
1999-10-12 Y.9.H.D. 1999/12910 1999/15778 OCAK 2000 14-1 29

İŞYERİ UYGULAMASI

İşyerinde kararlılık arzeden ve işyeri uygulaması haline gelen bir ikramiye ödemesi söz konusu olmadığından davacının ikramiye alacağı istemi reddedilmelidir.
 
1999-11-18 Y.9.H.D. 1999/15210 1999/17604 OCAK 2000 14-1 29

iBRANAME

Alınan ibranamenin önceki çalışmanın sona ermesinden sonra düzenlenmiş olması da dikkate alınarak geçerli sayılmalı ve bunun sonucunda da o dönemle ilgili sözü geçen işçilik haklarının reddine karar verilmelidir. İbranamede miktarların belirtilmemiş olması onun geçersizliğini göstermez.